Çalışma süreleri tartışılıyor

Calisma süresi-2

Aile Bakanı Schwesig’in 32 saatlik çalışma haftasını gündeme getirmesinin ardından IG Metall İkinci Başkanı Hofmann da, 30 saatlik çalışma haftasını ileri sürdü. Her iki önerinin ortak özelliği çalışma sürelerinin geçici olarak düşürülmesiydi. Ancak, IG Metall tam ücret karşılığı konusuna hiç değinmezken Bakan Scheswig, “ücreti devlet tamamlasın” diyor. Hükümet ise sermayenin ihtiyaçlarını gözeten çalışma ve yaşam koşullarına zemin hazırlamaya başladı bile.

Almanya’da nüfus sorunu üzerine tartışmalar 20 yıldır değişik düzeylerde devam ediyor. Nüfusun sürekli yaşlandığına dikkat çeken araştırma sonuçlarının açıklamasının ardında sorunun bir yanda dışarıdan alınacak göçle diğer yanda ise doğumların artmasını sağlayarak nüfusun gençleştirilerek çözüleceği bildiriliyor. Buna bağlı olarak kadınların daha fazla doğurmaları için ne gibi tedbirler alınabileceği, ne gibi olanaklar yaratılabileceği üzerine de tartışmalar ve öneriler gündeme geliyor.

 

‘İYİ YAŞAM – ALMANYA’DA KALİTELİ YAŞAM’

CDU/CSU ve SPD arasında imzalanan koalisyon sözleşmesinin bir maddesi de “Çalışma ve Aile yaşamı” (“Arbeitszeit und Familienzeit”) üzerine hazırlanmış. En son yapılan Bakanlar Kurulu toplantısı ardından Başbakan Angela Merkel (CDU), “Aile yaşamını teşvik edecek çalışma koşullarının yaratılması” hedefi çerçevesinde birçok bakanlığı kapsayan, “İyi yaşam – Almanya’da kaliteli yaşam” (“Gutes Leben – Lebensqualität in Deutschland”) adı altında bir çalışma grubu oluşturulduğunu açıkladı.

Merkel ile birlikte gazetecilerin önüne çıkan Başbakan Yardımcısı ve Federal Ekonomi Bakanı Sigmar Gabriel (SPD), “Bu inisiyatifle amacımız çalışma sürelerini kısaltmak değil aksine uzatmaktır” diye açıklamada bulundu. Gabriel’in bu sözleri aynı zamanda SPD’li Federal Aile Bakanı Manuela Scheswig’in 32 saatlik iş haftası önerisinin “şahsi görüşü” olduğunu ortaya koymaktı.

Ocak ayının ilk haftasında bir gazeteyle yaptığı söyleşide, çocuk bakımını ortak çözmek isteyen ebeveynlerin haftalık çalışma sürelerini geçici olarak 32 saate düşürebileceklerini söyleyen Schwesig, “Ortaya çıkan ücret kaybı devlet tarafından karşılanmalı. Sonuçta çocukların doğması, ilk bakımı genel olarak topluma olumlu yansıyacaktır” demişti.

Bild gazetesiyle yaptığı söyleşide, yeni hükümetin ilk adım olarak yarım günlük işlerde çalışan ebeveynler için “ek ebeveyn parasını” (“Elterngeld Plus”) yürürlüğe koyacağını söyleyen Schwesig, “Ben ebeveynlerin her ikisinin de haftalık çalışma sürelerini geçici olarak azaltmalarını istiyorum. Ayrıca ortaya çıkan ücret kaybı vergi gelirinden karşılanabilir” diye açıklamada bulunmuştu.

Schwesig’in bu açıklamaları sermayenin ve hükümetin CDU/CSU kanadının tepkilerine neden olmuştu. Bu konuda ne yasal ne de toplusözleşme temelinde yeni uygulamalara ihtiyaç olmadığını ileri süren Alman Sanayi ve Ticaret Odası (DIHK) Genel Müdürü Achim Derks, “On işyerinden sekizi çalışanlarına esnek çalışma süreleri sunuyor, üçte biri çocuk bakımında katkı sunuyor. Buna ek yasal hakların yürürlüğe girmesi işletmelere uygun çözümlerin hayata geçmesine engel olmaktan başka işe yaramayacak” görüşünü savunmuştu.

 

‘ÇALIŞMA SÜRELERİ UZATILMALI’

Çalışma sürelerini kısaltmayı akıllarından bile geçirmediklerini ifade eden Gabriel, “Ek ebeveyn parası tam da bunu amaçlıyor. Eğer eşlerden biri tam gün, diğeri hiç çalışmazsa bunun ne devlete ne de işletmelere bir faydası olur. Bu nedenle biz eşlerin bir süreliğine tam güne yakın çalışmalarını istiyoruz. Böylece erkekler olduğu gibi asıl olarak kadınlardan iş piyasasından kopmamış olacaklar. Ek ebeveyn parası ise bu modeli seçenlere bir süreliğine mükafat olarak ödenecek diyebiliriz” diye gerekçelendirdi.

Sermayenin daha fazla kadını istihdam etmekte somut bir çıkarı olduğunu kavraması gerektiğini söyleyen Gabriel, “Bir yanda daha fazla çocuk istiyorsak o zaman daha akıllı çözümler üretmeliyiz” diye açıklamasını sürdürdü. Böyle çalışma modeliyle altı ay içinde yeniden işe dönen ailelere ebeveyn parasının ödenmeye devam edileceğini söyleyen Gabriel, “Buda ek bir mükafat olacak” diye kaydetti.

Die Welt gazetesinin 28 Ocak tarihli nüshasında yayınlanan haberde, hazırlanan yasa taslağında eşlerin durumuna göre haftalık çalışma süreleri 25-30 saate kadar düşürülebileceği yer aldı.

 

IG METALL DE DAHA ESNEK MODELLERDEN YANA

Kamuoyunda devam eden tartışmalara IG Metall İkinci Başkanı Jörg Hofmann’da katıldı. Tartışmaları asıl olarak takip eden ve yönlendirmeye çalışan Die Welt gazetesine bir demeç veren Hofmann, “Üyelerimiz için çalışmayla yaşamın daha uyumlu hale gelmesi giderek daha fazla önem kazanıyor” dedi. Bu nedenle sendikanın aile dostu çalışma süreleri için atılım yapacağını ifade eden Hofmann, “Birçok işçi haftada bir gün daha az çalışmak istiyor. Özellikle gözümüze çarpan şey haftada 30 saat çalışmak isteyenlerin, yani tam güne yakın düzeyde çalışmak isteyenlerin giderek artması” diye konuştu.

“Birçok kadın ve erkek işçi bu tür çalışma modelleri istiyor” diye açıklamada bulunan Hofmann, “Ülke genelinde çalışma süreleri üzerine yeni bir tartışmaya ihtiyacımız var. IG Metall olarak bu tür çalışma modellerinin TİS döneminde gündeme getireceğiz” diye kaydetti.

Sendikanın metal ve elektro dalında işçiler arasında yaptığı ankette çok çarpıcı sonuçlar elde ettiğini aktaran Hofmann, “Yarım milyondan fazla işçinin katıldığı ankette ortaya çıkan sonuçların önümüzdeki dönemin sendikal politikalarını da belirleyeceğini” söyledi.

Hofmann’ın verdiği bilgiye göre, ankete katılanların yarısı çocuk, evdeki bir yaşlının veya bakıma muhtaç birinin bakımı için “geçici olarak çalışma süresini düşürmek iyi olurdu” görüşünde.

Fakat Hofmann esnek çalışma modelleri için sadece aile yaşamıyla ilgili gerekçeleri ileri sürmüyor. Aynı zamanda işçilerin kendilerini mesleki olarak geliştirmek için de farklı çalışma modellerinin uygulanmasını talep ediyor. “Örneğin üç yıl içinde çalışma süreleri üçte bir azaltılabilir. Bu sürenin iki yılında işçi tam gün çalışabilir, üçüncü yılda ise bir yıllık bir mesleki veya başka eğitime katılabilir” diye açıklayan Hofmann, “Ben, işçilerin yükselebilmeleri için değişik olanakları kullanabilmeleri gerektiğini düşünüyorum” diye gerekçelendiriyor.

Hofmann’ın Die Welt gazetesine verdiği demeçte ileri sürdüğü değişik modellerde işçiler açısından doğacak ücret kaybına hiç değinmemesi de dikkat çekiyor.

 

İŞÇİLER NE İSTİYOR?

Aile Bakanı Schwesig’in ve hükümetin “aile saadetini” ileri sürerek çalışma sürelerini daha fazla esnekleştirilmesini talep etmeleri iki yüzlülükten başka bir şey olmadığı ortada. Çalışma sürelerinin daha fazla esnekleşmesi ailenin huzurunu sağlamak bir yana aileyi giderek daha fazla bir düzeyde üretim ihtiyaçlarına göre biçimlendirme çabalarının devamıdır.

Özellikle Volkswagen (VW) tekelinin “nefes alan fabrika” başlığı altında bütün fabrikalarında yürürlüğe koyduğu onlarca esnek çalışma modeli nedeniyle bugün “korunmak” istendiği söylenen aile darmadağın edildi. 1997’de, VW’nin en büyük fabrikasının bulunduğu Wolfsburg’da yapılan bir araştırmada, yürürlüğe giren esnek çalışma modelleri nedeniyle sadece ailelerin dağıldığını ortaya koymuyor; aynı zamanda bütün bir şehrin VW tekelinin üretimden doğan ihtiyaçlarına göre yeniden örgütlendiğini de ortaya koyuyordu. Spor klüpleri yeterli eleman bulamadığı için dağılırken bireysel spor yapanların sayısında patlama yaşandı.

Sermaye ve onların hesabına çalışan sözde uzmanlar, kapitalist sistemin temel hücresi olarak işlev gören aileyi korumak için yeni bir aile icat(!) ettiler: “Patchworkfamilie” (Türkçe karşılığı olarak “karma aile” denilebilir) Sermayeye ve uzmanlarına göre artık bu “geleceğin ailesiydi” ve dağıldıkça farklı kişilerle yeniden kurulabilirdi!

IG Metall’in de aynı yönden, iş ve aile yaşamını uyumlu hale getirme çabası bu sendikanın geldiği noktayı gösteriyor. Fakat IG Metall’in çiçeği burnunda ikinci başkanı Hofmann’ın geçtiğimiz yıl sendikanın metal ve elektro işkolunda çalışan 514 bin emekçinin katıldığı bir anketi ileri sürerek daha esnek çalışma modellerini gerekçelendirmesi kabul edilecek bir yanı yoktur.

İşçilere sunulan değişik yanıtlar arasında tercih yapmaları onların gerçekte ortaya çıkan bu sonuçları istediğini ortaya koymadığı gibi en iyi ihtimalle “kötüler arasında iyiyi tercih ettikleri” anlamına geliyor. Başka bir şeyi değil! Diğer yandan ise eğer Hofmann gerçekten metal ve elektro dalındaki emekçilerin ne istediğini, neleri talep ettiğini merak ediyor ve bunların üzerinde sendikal politikayı şekillendirmek istiyorsa bu o kadar da zor değil. IG Metall’in öncesi bir yana son beş genel kurulunda alınan kararlara bakması yeterli olacaktır. Tabandan gelen sendikacıların sunduğu önergelerde haftalık çalışma sürelerinin tam ücret karşılığı 30 saate düşürülmesi, hafta sonu çalışmasının istisna olması gibi işçi ve emekçilerin çalışma ve yaşam koşullarını iyileşmesine yönelik onlarca önerge karar altına alınmıştı. Asıl dikkate alınması gereken de bu kararlardır. Ayrıca bugün bu anketi ileri sürerek sendika politikası yapmaya yönelmek genel kurul kararlarını da hiçe saymaktır!

Serdar Derventli