Taşeron ve kiralık işçilik yaygınlaşıyor

  bmw

Almanya düşük ücretle çalıştırmada Avrupa ikincisi, her 4 işçiden biri düşük ücretli işlerde çalışıyor. 90’lardan bu yana işçi ve emekçilere yönelik hak gaspları aralıksız sürüyor. İki binli yılların başlarında, işverenlerin lehine, SPD/Yeşiller Koalisyon Hükümeti’nin başlattığı, CDU/CSU’nun devam ettirdiği, “Sosyal ve İşgücü Piyasasında Reformlar” adı altında Ajanda 2010 yasaları kademe kademe yürürlüğe kondu. Bu süre içerisinde işsizlik, emeklilik v.b. alanlarda gerçekleştirilen hak gasplarının yanı sıra, Almanya’nın rekabet gücünü arttırma adına işten çıkarmayı zorlaştıran yasalar gevşetildi, süreli iş akitleri kolaylaştırıldı, kısa süreli işler sosyal sigorta kapsamından çıkarıldı, esnek çalışma koşullarıyla emekçiler bugün kendi içinde ücret ve sosyal haklar konusunda sınıflandırıldı, taşeron ve kiralık firmalar teşvik edilerek düşük ücretli işçilik de artarak meşrulaştrıldı.

Bugün Almanya, yarım günlük işlerde çalışanların yüzde 40’ı, mini işlerde yüzde 11 ve genelde yüzde 24,1’i ile düşük ücretli işçilikte Kıbrıs’ı bile geride bırakarak Litvanya’nın ardından ikinci sırada yer alıyor. 1998 yılında çalışanların yüzde 70 TİS tarifesine göre ücret alırken, 2012 yılında bu sayı yüzde 59’a düştü. Düşük ücretli işlerde çalışanların çoğunluğunun hizmet işkollarında çalışanlardan oluştuğu biliniyor. Bunun sanayi, metal, özellikle otomobil sanayisinde de giderek arttığı da görülüyor.

 

KİRALIK İŞÇİLİKTEN TAŞERON İŞÇİLİĞE

Birçok yetkili kurum tarafından, aynı işi yapmasına rağmen kadrolu işçiden yüzde 50’lere varan daha az ücretle çalıştırılan kiralık firma işçi sayısında düşüş yaşandığı açıklandı. Resmi makamlar tarafından yapılan açıklamalarda, 2011 yılında 930 bin kiralık firma işçi sayısı, 2013 yılı ortalarında 720 bin olarak bildirildi. Peki, bu düşüşün nedeni neydi?  Bu durum işçilerin daha iyi koşullarda iş bulmasını mı beraberinde getirdi? Tabi ki hayır! Sendikaların tüm tepkilere rağmen kiralık şirketler ile yaptığı TİS (yapmama durumunda eşit işe eşit ücret yasası geçerli olacaktı) bu alanda bazı düzenlemeleri ve ücret artışını beraberinde getirdi. Diğer bazı yasal düzenlemelerle de işveren, ‘rekabetim için önemli’ dediği kiralık işçilerden tümden vazgeçmeyerek var olan yasal imkanları ile kiralık firma işçisi tercihini taşeron firmalarla anlaşmalara giderek kiralık işçilerden yer yer daha az ücretle çalıştırılan daha çok taşeron işçilerle üretimi devam ettiriyor.

 

Birçok sektörde olduğu gibi metal ve otomobil sektöründe de patronlar bugün kiralık işçi yerine taşeron işçi çalıştırmaya yöneliyor. Bunun en somut verileri IG Metall Sendikası’nın geçtiğimiz yıl sonu işyeri temsilcileri ile yaptığı bir araştırma sonuçları ile ortaya çıktı.

 

Araştırma sonuçlarına göre, metal ve elektro endüstrisinde yaklaşık bir milyon kiralık ve taşeron işçi çalışıyor. Otomobil endüstrisinde çalışan toplam 1,13 milyon işçi arasında, taşeron işçi sayısı 250 bin, kiralık firma işçi sayısı ise 100 bin, 763 bini ise kadrolu işçi. Bu veriler nerdeyse her 3 işçiden birinin güvencesiz ve düşük ücretli taşeron ve kiralık işçilik yaptığını gösteriyor. Rakamlar aynı zamanda Otomobil sektöründeki kiralık işçilikten, taşeron işçiliğe geçişteki yoğunluğu gözler önüne seriyor. Almanya’nın en güçlü ve ihracata dayalı sektöründe, daha uzun çalıştırılma ile daha az ücret ve haklar, asgari risk ile azami esnekleştirmeye bağlı olarak üretim masraflarının düşürülmesi politikalarının devamı, kısaca düşük ve güvencesiz işçilerden vazgeçilmeyeceğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

 

Otomobil sektöründe yaşananları diğer metal işkollarında da görmek mümkün. Çelik sanayinde 61 bin kadrolu işçi çalışırken, 19 bin taşeron 2 bin 100 kiralık işçi çalışıyor. Tersanelerde 16 bin 800 kadrolu, 2 bin 700 kiralık ve 6 bin 500 taşeron işçisi, uzay sanayisinde ise 72 bin 400 kadrolu işçinin yanı sıra 10 bin kiralık, 10 bin taşeron işçi çalışıyor. Toplamda da nerdeyse her 3 çalışandan biri taşeron ya da kiralık firma işçisi. Taşeron işçiliği geçmişte daha çok kantin, yan iş ya da büroda çalıştırılırken, bugün çoktan üretimin içine girmiş durumda.

 

Yine IG Metall Sendikası’nın yaptığı açıklamada, endüstriye işgücü sağlayan 46 büyük taşeron şirketin yıllık toplam cirosu 16,5 milyar Euro. Bu sektörde, kadrolu işçiden yüzde 30 ile yüzde 50 arası daha düşük ücretle, daha uzun ve kötü koşullarda, sosyal haklardan mahrum, işverene TİS yükümlülüğü olmadan, 340 bin taşeron işçi çalışıyor. Sadece üretimde değil taşeron şirkette mühendisler de yüzde 30’lara varan daha düşük ücretle çalıştırılıyor.

 

PATRONLAR TAŞERON İŞÇİLERİ TERCİH EDİYOR!

IG Metall ve Ver.di sendikaları, Haziran 2015’de geçerli olmak üzere 2016 yılı sonuna kadar geçerli olan kiralık firmalar ile TİS ücret anlaşmaları gerçekleştirdiler. Günümüz koşullarında bile çok düşük olan bu ücret artışları, hayata geçeceği tarihlerde reel de daha da düşmüş olacaktır. Bu açlık ücreti işverenlere yetmediği için, saat ücretleri 5 Euro’ya kadar düşürülen taşeron işçilerini tercih ediyor. Kadrolu işçi ya da kiralık işçinin aksine taşeron işçinin çalıştığı yer ile özel bir çalışma saati veya sabit ücret anlaşması yok. Çalıştıkları taşeron şirket bunu belirler. Şirketin aldığı işin (hizmet ya da üretim) bitirilmesi ile anlaşması ve işi sona erer. İşin bitirilme saati, hastalık riski, sosyal güvencesini taşeron şirketi belirler. Makinede çalışıyorsa saatine kiralanmış olur. Taşeron işçilerin çalıştığı alanlar özel işaretlerle belirleniyor ve sınırlıdır, kadrolu işçilerin bulunduğu yerlerde bulunmak yasaktır, yol masrafı karşılanmaz. İşçileri iki hatta üç sınıfa ayıran bu sistemi Almanya İşverenler Birliği ‘modern emeğin ve uzmanlığın iş bölümünde gerekli bir araç’ diye ifade ediyor.

 

TAŞERONLAŞMA YAYILAN BİR KANSER

IG Metall Sendikası, aynı bantta, çalışma masasında el ele çalışan işçiler arasındaki hak ve ücret ayrımının kabul edilemez olduğunu, işletmelerde bu yayılmanın durdurulmasını veya engellenmesini, engellenemeyen yerlerde düzenlemeler yapılması için işyeri temsilciliklerine iş düştüğünü belirtiyor. IG Metall Başkanı Dieter Wentzel, metal endüstrisindeki taşeronlaşmayı yayılan bir kanser vakası olarak gördüğünü ifade ederken, aslında bir bütün olarak taşeron anlaşmalarına karşı olmadığını, lakin ücretleri düşürmenin aracı olarak kullanılmasının kabul edilemeyeceğini ekleyerek yürütecekleri mücadele politikasını da açıklıyordu.

 

KANSERİ MÜCADELE YENER, KİRALIK VE TAŞERON FİRMALAR YASAKLANSIN!

Almanya’da geçtiğimiz yıl Kasım ayında ‘sendikal direnişi örgütleyelim’ şiarı ile 14. kongrelerini gerçekleştiren sol ve muhalif sendikacı ve işyeri temsilcileri, politik grev hakkı, 60 yaşında emeklilik, genel TİS anlaşmalarını delen işletmeye özgü anlaşmaların kaldırılması vd. önemli birçok kararın yanı sıra modern köleliğin adı olan, işçiler arasında ayrımın, mücadelenin önünde büyük engel teşkil eden kiralık firma ve taşeron firmaların yasaklanması için mücadele çağrısı yapmıştı. Bizlere düşen de bölgelerimizde, sendika ve işletmelerimizde bu çağrının daha da yaygınlaşması ve karşılık bulması için bu ağın yürüteceği kampanya ve çalışmalara ortak olmak, güçlendirmek ve mücadele etmektir.

 Bülent Bozkurt

BMW’de beş sınıflı sistem

Dünyanın en büyük 15 otomobil üreticisi arasında bulunan ve WHU (Menajerler Okulu) tarafından 2013 yılının en iyi fabrikası ödülüne layık görülen 3 bin 700’ü kadrolu toplam 6 bin çalışanı bulunan, BMW’nin Leipzig üretim merkezindeki sistemi eleştiren, Leipzig IG Metall Başkanı Bernd Kruppa, şu ifadeleri kullanıyor:

BMW işletmesinde 5 sınıflı toplum var, sınıfları belirleyen, ücret, iş koşulları ve güvencesi.

1 Sınıf: Kadrolu işçi,

2. Sınıf: BMW üzerinden direk çalışan kiralık işçi,

3. Sınıf: Taşeron şirket çalışanları,

4. Sınıf: Taşeron işletme üzerinden çalışan kiralık işçiler,

5. Sınıf: taşeron işletme üzerinden çalışan ve süreli işakti olan kiralık işçiler.