‘Edathy skandalı’ güven bunalımı yarattı

siyasette-istifa-turkiye-almanya-mukayesesi 

Sebastian Edathy, annesi Alman babası Hindistanlı bir Alman siyasetçi. Sosyal Demokrat Parti (SPD) üyesi. İlk olarak 1998’de Federal Parlamento’ya milletvekili olarak seçildi. Sürekli kamuoyunun dikkatini çeken çalışmalarda bulundu. En son, ırkçı terör örgütü NSU’nun araştırılması için mecliste kurulan komisyonun başkanıydı. Görevi nedeniyle ırkçılık ve yabancı düşmanlığına karşı önemli mesajlar verdi. Bu nedenle sempati topladı, yıldızı parladı.
Ama, Edathy 7 Şubat günü ani bir şekilde “sağlık sorunlarını” gerekçe göstererek milletvekilliğinden istifa ettiğini açıkladı. İstifasından sonra, Hannover Savcılığı’nın isteği üzerine Edathy’in evi ve bürosuna baskınlar düzenlendi.
Gerekçe ise, yıllar önce internet üzerinden Kanada’daki bir şirket üzerinden çocuk pornografisini içeren materyallerin satın alınması olarak açıklandı.

TARIM BAKANI FRIEDRICH DE İSTİFA ETTİ

Bugüne kadar pek çok milletvekilinin de sonunu getiren yüz kızartıcı, kriminal bir olay şeklinde yansıyan bu gelişmeler, Edathy ile sınırlı kalmadı. Skandal, eski içişleri yeni Tarım Bakanı Hans-Peter Friedrich’i de beraberinde götürdü.
Edathy’nin istifasından sonra Friedrich’in soruşturmayla ilgili polis tarafından kendisine iletilen bilgileri, koalisyon görüşmeleri sırasında SPD Genel Başkanı Sigmar Gabriel ve diğer parti yöneticileriyle paylaştığı ortaya çıktı.
Friedrich’in bilgileri paylaşmakla soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği, suç unsurlarının ortadan kaldırılmasına yardımcı olduğu ifade ediliyor. Fiilen de öyle bir durum söz konusu. Bu nedenle basında yer alan haberlere göre, Başbakan Merkel’in Friedrich’i azlettiği ifade ediliyor.
Skandal elbette kısa bir süre önce kurulan “büyük koalisyon” hükümeti arasında “güven krizi”ne yol açtı ve açmaya da devam edecek gibi görünüyor.
Farklı partilerden iki etkili politikacının istifa etmesi Alman siyasetinde yanlışlar karşısında “istifa”nın etkili bir durum olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Kaldı ki sadece bakanlar, milletvekilleri değil aynı zamanda geride bıraktığımız dönemde iki cumhurbaşkanı da istifa etmek zorunda kalmıştı.

KİRLENMİŞLİĞİN SİSTEMİ

Sebastian Edathy’nin istifası, ister istemez kamuoyunda geniş yankı yarattı. Bunda sadece Edathy’nin popüler bir politikacı olması etkili olmadı. Söz konusu soruşturmanın salt Edathy’nin özel hayatında karıştığı olaydan kaynaklanıp kaynaklamadığı; devlet birimleri ve ırkçılar arasındaki ‘hassas ve karanlık’ ilişkilerin ortaya çıktığı NSU skandalıyla uğraşan bir politikacı olmasının bu soruşturmada bir rol oynayıp oynamadığı gibi soru ve kuşkular, Edathy Skandalı’nın ilginç boyutlarını gösteriyor.

Kimi üst düzey politikacı ve yetkililerin Edathy’yi korumak isterken, bir başka kesimin ise ipini çektiği ortada; ama bunun gerçekten neden kaynaklandığı, NSU skandalıyla ilgili bilgi ve ilişkilere farklı bir biçimde tanıklık etmiş olmasının Edathy’nin başına bela olup olmadığının tam olarak belli olması şimdilik zor görünüyor.

Edathy Skandalı’nın bir kez daha hatırlattığı bir başka gerçek de, burjuva siyaset sisteminin işleyişiyle ilgili: Yeri geldiğinde, kim olduğunun gözünün yaşına bakılmadan politikacıların ipini çekilmesi; sistemin ne kadar temiz ve kendini arındırma özelliğine sahip olduğunun kanıtı gibi gösterilmek isteniyor. Ancak bu durum, yolsuzluk, adam kayırma, rüşvet, ahlaksızlık gibi sorunların, bu sistemin doğal bir parçası ve sonucu olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Kaldı ki, burjuva siyaset arenasına çıkan politikacıların neredeyse hepsi, eğer sistemle bir şekilde ters düşerse, başlarına bela olacak bir hata, zaaf veya pisliğe sahip bulunmaktadır. Bu nedenle işler yolundayken yıldızı parlayanlar, durum değiştiğinde yerin dibine batırılabilmektedir. Cumhurbaşkanı Wulf, eski savunma bakanı Gutenberg, eski eğitim bakanı Schavan gibi son bir kaç yıldaki örnekler de bunun bir göstergesidir… (YH)