Birliğimizi güçlendirmek için

112-HAM-isci konferans- 2 

DİDF Hamburg’un bir grup işçiyle birlikte çağrısını yaptığı işçi buluşmasına 50 Türkiye kökenli göçmen işçi ve sendikacı katıldı. Buluşmaya katılan Mercedes, Still, Honeywell, Blohm&Voss, Deutsche Bahn, Deutsche Post, Hermes, DPD, Neupack, Deutsche Extrakt Kaffee ve Arcelormittel’den işçiler ve temsilcileri değişik konuları tartıştılar.

 

DİDF Hamburg’un bir grup işçiyle birlikte çağrısını yaptığı işçi buluşması 23 Şubat günü 50 Türkiye kökenli göçmen işçi, işyeri ve sendikacı temsilcisinin katılımıyla gerçekleşti. “Sendikalar ve siyaset ilişkileri”, “sendikal temsilcilik ve işyeri temsilciliği arasındaki fark” ve “Neupack işçilerinin mücadele deneyimleri” başlıklı üç konunun ele alındığı buluşma canlı tartışmalara sahne oldu.

Buluşmaya DİDF-YK ve Ver.di NRW YK üyesi gazeteci Serdar Derventli, Sendika Eğitimcisi Rıza Gürel ve Neupack İşyeri İşçi Temsilciliği Başkanı Murat Güneş katıldı. Toplantı Honeywell İşyeri İşçi Temsilcisi Yaşar Çantay tarafından yönetildi.

 

AMACIMIZ ORTAK MÜCADELEYİ GÜÇLENDİRMEK

Açılışı yapan DİDF Hamburg Başkanı Sinan Özbolat, öncelikle buluşmanın amacını ortaya koyarak “Bu tür buluşmaları, toplantıları sendikalara alternatif olarak yapmıyoruz. Tam tersine yeri ve göçmen emekçilerin ortak sendikal mücadelelerini güçlendirmek için düzenliyoruz” dedi.

Konuşmasında, toplumun bütün alanlarında olduğu gibi fabrikalarda, işletmelerde önyargı ve korkuların kışkırtıldığına ve kutuplaşmaların yaşandığına da değinen Özbolat, “Ama etnik ve inançsal kimlik üzerinden bir kutuplaşma işçilerin çıkarına değil sermaye sınıfının işine yaradığı bilinmez değil” diyerek Yerlisi ve göçmeni ile içinden geçilen dönemin yapay kutuplaşmaları değil, daha fazla birliğe, dayanışmaya ve ortak mücadele etmeyi gerekli kıldığını vurguladı. Özbolat, “Bu durumun bütün emekçilerin çıkarlarını savunan göçmen sendikacı ve temsilcilerinin omuzlarına özel görev ve sorumluluklar yüklüyor” diye konuşmasını sürdürdü.

Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu DİDF’in kurulduğu günden bu yana işçi ve emekçilerin daha iyi çalışma ve yaşam koşullarına sahip olması, yerli ve göçmen emekçilerin birliğinin güçlendirilmesi için çabalarını sürdürdüğünü belirten Özbolat, “Buluşmamız da bu yönde attığımız adımlardan biridir. Bundan böyle bu yolu sizlerle birlikte kat etmek istiyoruz” diyerek bu yönlü çalışmalara her türlü destek ve olanak sunmaya devam edeceklerini söyledi.

 

YAŞAMIN HER ALANI POLİTİKTİR

“Sendikalar ve siyaset ilişkileri” üzerine bir sunum yapan Serdar Derventli, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Almanya’da da işçi ve emekçilerin siyaset dışına itildiklerini söyledi. “İster dört yılda bir yapılan genel seçimlerde olsun ister fabrikada yapılan işyeri temsilciliği/sendika temsilciliği seçimlerinde olsun işçi ve emekçiler sürekli oy veren ve ardından ‘temsil’ edilen pozisyona getiriliyorlar. Seçimlerle kendi temsilcilerimizi seçmek ne kadar önemliyse iki seçim arası politikanın içinde aktif olma, temsilcileri denetleme, hesap sorma gerektiğinde görevden alma da o kadar önemlidir” dedi.

Gündemde olan genel grev/politik grev, Yasal Asgari Ücret, TİS Birliği (“Tarifeinheit”) gibi örneklerden hareketle işçi ve emekçilerin neden daha fazla siyaset yapmaları gerektiğine değinen Derventli, “İşçi ve emekçilerin aleyhine ve sermayenin lehine yasalar gündeme geldiğinde sendika yönetimleri genelde birkaç eleştiri yaptıktan sonra, ‘yapacak başka bir şeyimiz yok. Biz halk tarafından seçilmiş bir parlamentoya karşı grev yapamayız, mücadele edemeyiz’ demekteler. Eğer halk tarafından seçilen bu parlamento halkın çoğunluğuna karşı politika yapıyorsa o zaman grev dahil bütün araçlarla buna karşı mücadele de meşrudur” dedi.

Aynı durumun işyerleri içinde geçerli olduğunu söyleyen Derventli, “Burada da işçi ve emekçiler sadece temsil edilen değil talepleri ve mücadeleyi belirleyen bir pozisyona gelmeliler” dedi. Sendika yönetimlerini salt eleştirmekle bir yere varılamayacağını da sözlerine ekleyen Derventli, “80’li yılların ortasında verilen 35 saatlik iş haftası mücadelesi çok önemli bir tecrübedir. IG Metall’in tabanında başlayan tartışma yönetim kurulunun bütün çabalarına karşın sendikanın genel kurulunda gündeme geldi ve kararlaştırıldı. Ardından yine tabanın baskısıyla ve ilerici güçlerin katkısıyla Almanya çapında geniş politik bir kampanya sürdürüldü. 1984 yılında elde edilen başarı bu çabanın ürünüdür” dedi.

Son olarak fabrikalarda birçok işçinin olduğu gibi bazı temsilcilerin de, “ben politikadan anlamam, yapmam” dediğini hatırlatan Derventli, “Gerçekte bu arkadaşlar tam da bu sözleri söylerken politika yapıyorlar. Ama, bilerek ya da bilmeyerek, kendi sınıflarının değil sermaye sınıfının lehine politika yapıyorlar” dedi.

Sunumunun ardından sözalan ışçi ve sendikacılar işyerlerindeki bu alanda yaşanan zorluklara ve sendikaların duyarsızlığına dikkat çektiler. İşçilerin aslında her dönem mücadeleye hazır olduklarını söyleyen temsilciler bu konuda sendikal bürokrasinin engelleyici bir rol oynadığını ifade ettiler.

 

İYİ Kİ SENDİKALAR VAR

Rıza Gürel de konuşmasında, işyeri temsilciliği ve sendika temsilciliğinin işlevleri ve görev arasındaki farkları aktardı. 1920’lerde çıkan bir yasa ile bugünkü Betriebsratların (BR)  temelinin atıldığını söyleyen Gürel, “Bu aynı zamanda sendikaların pratik olarak fabrika dışına itilmelerinin de temeli oldu” dedi. “Bugün İşletme Temsilcisi (BR) olmak için sendika üyesi olmak gerekmiyor” diye konuşmasını sürdüren Gürel, ancak arkasında güçlü bir sendikanın olmadığı BR’lerin yapabileceklerinin de çok sınırlı olduğuna dikkat çekti.

Sendikaların bütün bir işkolunu kapsayan sözleşmeleri müzakere ettiğini belirten Gürel, BR’lerin ise işyerindeki özgül durumları da gözeterek işletmeyi bağlayan sözleşmeler imzaladığını ifade ederek sendikalara ve BR’lere ilişkin birçok yasadan örnekler verdi. Gürel, “Yasaların iyi olması önemli olduğu kadar bu yasaların uygulanmasını denetleyen, bunları kullanma becerisini gösteren BR’lerin olması da önemlidir” diye vurguladı.

Bugün birçok işçi için normal olan uygulamanın sendikalar tarafından mücadeleyle ve işçi sınıfının büyük ödünleri sayesinde elde edildiğini söyleyen Gürel, “Aslında işçiler her sabah kalktıklarında ‘iyi ki sendika var’ demeliler” diye sözlerine son verdi.

Ardından hiç ara verilmeden Neupack’da verilen uzun soluklu mücadelenin deneyimlerinin aktarılmasına geçildi. Kapsamlı bir slayt gösterimi eşliğinde Neupack’ta verilen mücadeleyi ve çıkarılan sonuçları anlatan Güneş, “Dışarıdan destek gelmeseydi, Almanya genelinde yankısı bu kadar güçlü olmasaydı mücadeleyi sürdürmemiz de o kadar zor olurdu” dedi. IG BCE Sendikası’nın oynadığı olumsuz role, yaşanan güçlü dayanışmaya dikkat çekti. Bu tür buluşmaların önümüzdeki dönemlerde yaşanacak işçi mücadeleleri için önemli olduğunu vurgulayan Güneş, “Daha örgütlü hareket edebildiğimizde daha başarılı olabiliriz” diye konuştu.

Buluşmanın kapanış konuşmasını yapan Yaşar Çantay, “Toplantının ne kadar gerekli olduğu yapılan sunumlardan ve ardından yaptığımız tartışmalarda görüldü. Biz, bu buluşmanın hazırlığını yapanlar olarak önümüzdeki dönemde belirli aralıklarla bir araya gelinmesini ve çalışmalarımızın daha örgütlü sürdürmeyi öneriyoruz.” diyerek katılımcılara ne düşündüklerini sordu. Buluşmaya katılan işçiler ve sendikacılar de buluşmaları devam ettirme kararı aldılar. (Hamburg YH)

 

Görüşler… Görüşler…. Görüşler…

 

Hazni Aydoğdu (Mercedes Hamburg İşçi temsilcisi): bu tür buluşmaları önemli buluyorum. Eskiden sendikaların ve işçilerin mücadelesi daha iyiydi. Göçmen kökenli işçiler sendikal mücadelede ileri sorumluluklar almalıdır.

 

Özcan Nar (Still İşyeri İşçi Temsilcisi): İşyerlerinde parti politikaları yerine işçilerin çıkarına politikalar yamalıyız. Etnik ve dini kökenlere göre politikalar yapmamalıyız. Böylesi buluşmalar önemli deneyim alış verişi ve dayanışmayı güçlendirmek açısında sürdürülmelidir. DİDF’in bu girişimini destekliyorum.

 

İlhami Çelik (Deutsche Bahn İşyeri İşçi Temsilcisi): Bu tür toplantılara ilk kez katılıyorum. Bilgilendirme açısından önemli bir toplantı oldu. Her geçen gün biz işçilerin sorunları büyüyor. Eğer işçiler olarak kendi aramızda birliği ve dayanışmayı güçlendirmezsek daha kötü günler bizleri bekliyor. DİDF’in çalışmalarını takip ediyorum işçi sorunlarına karşı önemli bir göçmen örgütü onun için de buradayım.

 

Hüseyin Kara (Deutsche Extrakt Kaffee, İşyeri İşçi Temsilcisi): Böyle bir toplantının gerçekleşmesi önemli, birçok fabrikadan işçi temsilcisi ve sendikacı arkadaşlarla bir araya gelip fikir alış verişinde bulunduk. Sorunlarımız hemen hemen aynı. Bu tür toplantıların devam etmesi lazım. DİDF’i bu girişiminden dolayı kutluyorum. Söylendiği gibi ortak mücadelenin güçlenmesine hizmet edecektir.