Yerel seçimlere az bir süre kala…

30 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere yaklaştıkça hava ısınıyor! Arsızlık, yüzsüzlük ve buna paralel olarak saldırganlık da artıyor.

Düzen partileri arasındaki ‘tatlı rekabet’i bozan, rant yarışını deşifre eden; yeni bir düzen, bir dünya, halkın kendi yerel yönetimlerini ve halk iktidarını kurma bilinci, arayışı ve mücadelesi büyüdükçe tedirginlikleri artıyor. Günümüzün çokça kullanılan ifadesiyle Halkların Demokratik Partisi (HDP) ‘farkındalık’ yaratıyor. AKP’de yüzde 1, CHP’de yüzde 4, MHP’de yüzde 3 kadın aday oranına karşın HDP’de bu oran yüzde 50’yi geçiyor. BDP’de de öyle. HDP’ye yönelik saldırılar boşuna değil. Kadınlar, gençler, sanatçılar, aydınlar, işçiler, emekçiler, LGBT bireyleri  kendilerini burada temsil ediyor. Kendi kimlikleriyle HDP’de aday oluyor. HDP, güven, dayanışma ve mücadele içinde sarmalanıp büyüyor. “HDP çalışmalarına saldırı, halka, eşitliğe ve özgürlüğe saldırıdır” dememiz boşuna değil. Bu basit bir durum değil. Yaşananlar öyle dedikleri gibi, ‘Kızgın bir güruhun spontane gelişen hareketleri’ değil. Bunlar sistemin dayanaklarını harekete geçirme hesaplarının yeni versiyonları. Aksaray’da HDP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, Milletvekili Levent Tüzel ve genel merkez yöneticilerinin yer aldığı açılış etkinliğine saldırı karşısında hükümetin gösterdiği tutum, valinin, polis müdür ve amirlerinin aldığı tutum da bunu gösteriyor. Ve saldırılara her gün yenileri ekleniyor. Urla’dan sonra Aksaray’da önce parti ses aracının kullanılamaz hale getirilmesi, ertesi gün, polislerin seyri eşliğinde toplanan beş bin kişinin HDP İl Örgütünün bulunduğu binaya saldırması tertibi boşuna değil. HDP’nin halkların birleşik örgütlü gücü haline geldiğini, işçi, emekçi, işsiz, üretici, esnaf tüm ezilen ve sömürülen güçlerin yeni bir başlangıç yaptığını görüyorlar. TİP’e yaptıklarını yapıyorlar. Dün BDP’ye, devrimcilere, sosyalistlere, işçi ve emekçiler yaptıklarını bu gün halk cephesine bürünen HDP’ye yapıyorlar. Saldırıp, baskılayacaklarını, etkisiz hale getirip, marjinalize edeceklerini sanıyorlar. Sistem dışı halk muhalefetinin gelişip güçlenmesine Kürt, Türk halklarının, tüm halkların kardeşliğine tahammül edemiyorlar. Barış bayrağından, eşitlik, demokrasi ve kardeşlik bayrağından korkuyorlar. Her dilden, her kimlikten, her kültürden, her inançtan, inanan ve inanmayan tüm emekçi halkların HDP’de büyüyen birliği egemenleri korkutuyor. Irkçıların, faşist çetelerin iplerini gevşetmeleri, yeni planlar devreye sokma ihtiyacı duymaları buradan kaynaklanıyor. Bizimkiler bildiri dağıttı, puşi taktı diye gözaltına alınıp yargılanır, yılları bulan hapis cezalarına çarptırılırken, ırkçı faşist çeteler ya gözaltına bile alınmıyor, ya da alınıp, öbür kapıdan salıveriliyor. Aksaray’da, Urla’da olan budur. Ancak HDP ve BDP oyunu bozuyor. Yerel seçimlerde biriken demokratik gücün, önümüzdeki her günün aydınlığına sirayet edeceğini biliyorlar. Bunun farkındalar ve panik içinde saldırıyorlar. Saldırılar karşısında boyun eğeceğimizi, iddia ve ideallerimizden vazgeçeceğimizi düşünüyorlar. Saldırıların, bizim sömürüsüz ve baskısız bir gelecek mücadelemizden alıkoyacağını hesaplıyorlar. Urla’yı, Aksaray’ı halktan temizleyeceklerini sanıyorlar Geriye dönüp baktıklarında, bunun boşuna bir uğraş olduğunu; inkarla, baskıyla, şiddetle, işkenceyle, idamla, darbelerle, savaşla, katliamlarla bizi durdurmanın mümkün olmadığını görebilirler. Zira gerçek, barış, özgürlük ve kardeşlik inatçıdır. Ne edersen et, engelleyemiyorsun. Filizleniveriyor bir yerlerden. Onların da halkların yenilmez olduğunu bildiklerini düşünüyoruz. Başbakan işine gelince ‘milletin gücü’ diyor. Biz de ‘halkların gücü’ diyoruz. Ama tekçi olmayan! Her ulustan, her dilden, her kültürden, her inançtan halkların gücü. Yani işçilerin, emekçilerin, işsizlerin, kadınların, gençlerin birleşik gücü. Bu gücün önünde hiçbir duvar kalıcı değildir. Eninde sonunda yıkılacaktır. Bir kez daha vurgulamak gerekirse; Türkiye halkları HDP ile yeni bir yol açıyor. Bu seçim halkların önünü açacak, yeni bir geleceğin potansiyelini açığa çıkaracaktır. Bunu biliyorlar ve tüm düzen partiler her türlü yola, yalana ve entrikaya baş vurarak, bunu engellemek istiyor. HDP’nin ilgi ve destek bulması, halk güçlerinin HDP’de birleşmesi, işçi ve emekçilerin yeni bir seçen oluşturması onları ürkütüyor, korkutuyor. Olsun! Biz işimize bakalım. Örgütlü halk yenilmez!  Ender İmrek