Barış ve kardeşlik Newroz’u

newroz01

Hem Kürt halkının diriliş bayramı Newroz hem de ırkçılıkla mücadele günü olan 21 Mart, Almanya’da “halkların şenliği” şeklinde gerçekleşti. Bu anlamlı gün için 22 Mart’ta Düsseldorf’ta düzenlenen büyük gösteri ve miting farklı kültürlerin ve inançların buluşmasına sahne oldu.

21 Mart hem Kürt halkının ulusal diriliş günü hem de Uluslararası Irkçılıkla Mücadele günü. 22 Mart Cumartesi günü Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen ve onbinlerce insanın katıldığı yürüyüş ve şenlik tam da buna uygun bir şekilde halkların şenliğine dönüştü. Farklı dillerde yapılan konuşmalar, söylenen Türküler bir taraftan farklı dillerin, kültürlerin, inançların bir araya gelmesinin mümkün olduğunu hem de herkesin ortak özlemi olan barış, demokrasi, özgürlük ve daha iyi bir yaşam temelinde bir araya gelmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.

Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (Yek-Kom), Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), Avrupa Ezilen Sosyalistler Konfederasyonu (AveKom) ve Almanya Süryani Dernekleri Federasyonu tarafından ortaklaşa çağrısı yapılan, çok sayıda örgüt ve kurum tarafından da desteklenen Newroz kutlaması uzun aradan sonra ilk kez farklı kültürlerden, uluslardan ve inançlardan insanların bir araya gelmesine vesile oldu.

Düsseldorf’ta sabahın erken saatlerinden itibaren iki farklı noktada bir araya gelerek Ren Nehri kıyısında dev sahnenin kurulduğu alana doğru yürüyüşe geçerken en çok gençlerin coşkusu ve heyecanı dikkat çekiyordu. Zira bir araya gelenlerin önemli bir bölümünü Almanya’da doğup büyüyen gençler oluşturuyordu. Yürüyüş kolları Ren üzerindeki iki köprüden akarken ki görüntü insanın içini ısıtıyordu. Rengarenk bayraklar, dalgalanan flamalar, pankartlar, yeşil-kırmızı-sarı Kürt renkleri görülmeye değerdi.

Köprülerin üzerinden adeta iki ırmağın kolları gibi akarak yeşil alanda birleşen kitle adeta ırmakların denizde birleşmesi gibiydi. Hep birlikte atılan sloganlar, söylenen türküler ise denizin kimi zaman kabaran, kimi zaman sakinleşen dalgalarıydı. Sahnede Türkiye devrimci ve demokrasi hareketinin sembolleri Abdullah Öcalan, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya, Hrant Dink, Mazlum Doğan’ın resimleri vardı.

Düsseldorf’taki kutlamanın en anlamlı ve önemli sahnelerinden birisi, Kürt Ulusal Marşı “Ey Raqip”in çalınmasıyla başlayan saygı duruşunun ardından sahnedeki görüntüydü. Bu halk şenliğine çağrıyı yapan 60 değişik örgüt ve kurumun temsilciler hep birlikte, el elei omuz omuza onbinlerin huzurunda olmanın gururunu yaşıyorlardı. Bu 60 kurum adına yapılan kısa selamlamalar da bileşim gibi renkliydi. Herkes kendi dilinden, kültüründen bir parçayı sahneye taşımıştı. Yekkom’dan Yüksel Koç Kürtçe, Laz Kültürünü Yaşatma Derneği’den (Lazebura) Nurten Altunbaş-Alpaslan, Türkçe-Lazca, Alexis Kalk Ermenice, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’ndan Zeynel Gül Türkçe konuşma yaptı. Hepsi kendi dilinden Newroz’u kutladı, barış ve dayanışma temennisinde bulundu. Dilleri farklı olsa da söylenenler aynıydı.

Benzer bir tablo geçtiğimiz yıl kurulan Avrupa Barış ve Demokrasi Meclisi kuruluşu sırasında yaşanmıştı. Zaten, Newroz’un bu yıl bu denli geniş kesimler tarafından birlikte kurulanmasının arkasında da bu çalışma bulunuyor.

PKK lideri Abdullah Öcalan ve KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın Newroz Mesajlarıyla, Türkiye’den davet edilen HDP Milletvekili Levent Tüzel ile Pervin Buldan onbinler tarafından sevgiyle karşılandı, verdikleri mesajlar dikkatle dinlendi. Zira Türkiye’deki Newroz kutlamaları Avrupa’da yaşayan Kürtler arasında da büyük bir coşku ve heyecan yaratmış.

Ama en çok heyecan yaratan elbette Suriye Kürdistanı’ndan (Rojova) gelen Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanı Salih Müslim yaptığı konuşma idi.  Müslim, bu yıl Newroz’u savaşın ortasında anlatırken şöyle diyordu: “Bir tarafta Koboni’de gericilerin yaptığı saldırılarda ölenlerin cenazelerini defnederken diğer taraftan Newroz kurlanıyordu”. Ardından Rojova’a adım adım farklı etnisiteleri ve inançların bir arada barış içerisinde yaşaması için kurulan kantonlarda nasıl çalışmalar yaptıklarının altını çiziyordu. Ama en etkileyici ve kendisinin de sesinin titrediği cümlesi “Rojova’yı kanımızla sulayarak, şehit vererek bu hale getirdik” diyordu. Müslim’in 17 yaşındaki oğlu şeriatçılar tarafından katledilmişti.

Dünyanın en büyük devletsiz halkı olan Kürtlerin tarihi nice acılarla dolu. Yüzyıllardan beri ayrı bir halk, farklı bir dilleri ve kültürleri olduğunu anlatıyorlar. Anlattıkça da kıyımdan geçiriyorlar. Ama bu kez artık geri dönüşü mümkün olmayan bir yola girilmiştir. Ulusal bilinç gelişmiş, gelişirken de kendisinden olmayanlarla bir arada yaşamaya ısrarlı olduğunu ifade ediyor. Bu açıdan Düsseldorf buluşmasını aynı zamanda Kürtlerin farklı etnik kökenler ve inançlarla bir arada yaşama arzusunun ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Sahneye çıkan Zele Mele, Bandista, Artür Bagdasaryan, Tutaste Lazen ve Agire Jiyan’ın farklı dillerdeki şarkıları bu birlikte yaşama arzusuna büyük bir güç kattı. Şimdi önemli olan bu birlikte yaşama arzusunu yaşadığımız Avrupa ülkelerinde daha fazla yaymak, hayata geçirmektir. Bunu yaptığımız takrirde güzel günler çok daha yakın olacaktır.

YÜCEL ÖZDEMİR