Asgari ücret yalanı!

115-Asgari-2

Federal Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Andrea Nahles, 2 Nisan günü Yasal Asgari Ücret Yasası Taslağı’nı kamuoyuna sundu. “Almanya’da, uygun olmayan düzeyde düşük ücretle çalışan ve olumlu ekonomik gelişmeden faydalanamayan çok ama çok fazla insan var. Bu durum toplumsal birlikteliğimiz tehdit ediyor; bu şekilde devam edilemez.” diye konuşmasına başlayan Nahles, sonra müjdeyi verdi: “Koalisyon sözleşmesinde üzerine anlaşıldığı gibi, 8,50 Euro düzeyinde asgari ücret geliyor. Bu ülkemizde daha fazla adaleti sağlayacak. Ve yaklaşık dört milyon insanın yaptıkları dürüst iş için nihayet hak ettikleri ücreti almalarını sağlayacak. Bunu, bugün sizinle paylaşmaktan yürekten mutluyum.”

“TARİHSEL BİR ADIM”

Basın toplantısında “iyi iş çıkardık” diye kendi sırtını sıvazlayan ve yasanın Federal Mecliste oylanacağı 4 Temmuz’u, “tarihsel bir gün” ilan ederek gazetecilere ‘manşet tüyosu’ vermeyi ihmal Nahles, “Artık ülkemizde ücret adaletinin sağlandığı bir dönem başlıyor” dedi.

10 yıldan fazla bir süredir değişik sendikaların ajandasında olan yasal asgari ücret talebini sosyal demokrat SPD muhalefette olduğu dönemler savunmuş fakat hükümete geldiğinde ise sürekli ertelemişti. Özellikle SPD/Yeşiller (Schröder/Fischer) hükümeti döneminde Ajanda 2010’un ve Hartz yasalarını zayıflatacağı için asgari ücret es geçilmişti.

Bazı sendikacıların asgari ücret yasa taslağını, “doğru yönde atılmış doğru bir adım” diye yorumlamaları özünde sendikaların içinde bulundukları durumu gösteriyor. Milyonlarca emekçinin asgari ücret kapsamı dışında tutulması, 8,50 Euro düzeyindeki asgari saat ücretinin yürürlüğe girmeden 2018 başına kadar dondurulması gerçeği, sendika yönetimlerinin Almanya’nın rekabet gücünün korunma mantığında ne denli hapsolduklarını ortaya koymakta. Ayrıca IG Metall ve IG BCE’nin uzun süre asgari ücrete karşı çıktılarını da bu vesileyle hatırlatmakta fayda var.

“ÜCRETLERE BASKI DÖNEMİ BİTTİ – AJANDA 2010’DAN ÇIKILIYOR”

Yasa taslağına önceden göz atan Almanya’nın Keynes’çi iktisatçılarının başında gelen Bremenli Prof. Rudolf Hickel, coşkusunu 2 Nisan’a kadar bile gizleyemedi. “Abartmalara karşı olduğunu”n altını çizerek Frankfurter Rundschau’daki makalesine başlayan Hickel, bu kez “tarihsel” tanımlamasının yerinde olacağını hemen belirtiyor. Bakan Nahles’in hazırladığı yasa taslağıyla “çığır açtığını” ileri süren Hickel, “Bu asgari ücret yasasıyla –kiralık ve taşeron işçiliğin yeniden düzenlenmesi, TİS sisteminin güçlendirilmesi için alınan önlemlerle birlikte- nihayet Ajanda 2010’dan çıkılıyor. Hartz IV için gerekçe olan ‘her iş, işsizlikten iyidir’ saçmalığı yerini, koalisyon sözleşmesine ara başlık olarak yansıyan ‘iyi iş’ hedefine bıraktı” diyor.

Yazının devamında, sendikaların ve çok sayıda inisiyatifin basıksı altında SPD’nin bu “paradigma değişimini sağladığını” belirten Hickel, “Ancak sosyal demokratlar, iflas eden zincirlerini koparmış iş piyasası politikaları ardından nostaljik bir tutum içine düşmeden, cesaretle hükümet tarafından düzenlenen, gelecek vaat eden iş piyasası politikasını sahiplenmeliler” diyor.

Hickel’in IG Metall ve IG BCE gibi asgari ücret yasa taslağına destek veren sendikal bürokrasiye ve SPD’ye destek için kaleme alınmış bu yazısı gerçekleri tersyüz etmeyi hedefliyor. Nitekim bu yasayla Ajanda 2010’dan çıkılmayacağı bir yana ücretle baskı dönemi de bitmeyecek. Aksine ücretlere baskı daha farklı yöntemlerle artarak devam edecek.

EMEKÇİLER SESİNİ YÜKSELTMELİ

Hazırlanan yasa taslağında yer alan istisnalar (kutuya bkz.) asgari ücretin kapsamını oldukça dar tutuyor. BDI, BDA ve DIHK gibi sermaye örgütleri taslaktaki istisnaların yeterli olmadığını özellikle gençler için öngörülen yaş sınırının 25’e çıkartılmasını talep ediyorlar. Bu uygulamanın diğer AB ülkelerinde olduğuna da dikkat çeken patronlar, “Almanya’nın bu konuda farklı bir yöntem izlemesinin gereksiz olduğunu ileri sürüyorlar. Ayrıca emekli olmalarına rağmen çalışmak zorunda olanları da asgari ücretten muaf tutulmalarını talep eden patronlar, “aksi takdirde bu kesim iş piyasasından kopar” tehdidini ortaya atıyorlar.

Özellikle bu tartışmalarda dikkat çeken nokta, sendika yönetimlerinin önemli bir bölümünün asgari ücret tartışmalarını sermayenin platformunda sürdürmekte olduğudur. Sendika yönetimleri “emekliler iş piyasasından koparlar mı üzerine kafa yoracaklarına bu kesim emekçilerin yeterli düzeyde bir emekli aylığıyla yaşamlarının son bölümlerini refah içinde geçirmeleri talebini öne çıkarmalılar. Diğer yandan gençlerin hiçbir şekilde asgari ücretten muaf tutulmalarına izin verilmemeli; Sonuçta genç bir işçi düşük ücret aldığı için ne daha az kira ödüyor ne de yaptığı diğer harcamalar düşük oluyor!

Ayrıca kamuoyunda sürdürülen tartışmalarda asgari ücretin alt ücret sınırı olduğu gerçeği bir kenara itiliyor. Asgari ücretin herkese ödenebilecek ücret olarak değil, insanca bir yaşamı güvenceye alan bir ücretin toplu sözleşmelerle elde edilemediği işkollarında ücret alt sınırı olarak ele alınması ve bu alt sınırında emekçinin bütün ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek düzeyde olması gözetilmelidir. Yoksa asgari ücret, bugün görece daha yüksek ücret alan kesimlerin üzerinde, Hartz IV’den daha etkili yeni bir baskı aracına dönüşecektir.

Kaynak: Federal Çalışma Bakanlığı; www.bmas.de

Serdar Derventli

Asgari ücret yetecek mi?

ASGARİ ÜCRET işçilere normal bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım gibi zorunlu ihtiyaçlarının yanı sıra onun kültürel ve sosyal ihtiyaçlarını karşıladığı gibi bir sınıf olarak soyunu sürdürebilmesini de sağlayacak düzeyde bir ücret olmalıdır.

8,50 Euro saat ücreti karşılığında haftada 40 saat çalışan bir işçinin aylık brüt ücreti 1360 Euro olacaktır. Eğer işçimiz bekâr (vergi sınıfı 1) ise alacağı net ücret 1019,56 Euro olacaktır, evliyse (vergi sınıfı 3 ve iki çocuk) bu miktar 1085,62 Euro olacaktır. İşçimiz bekârsa bu ücretle geçinmekte, insanca yaşamakta çok zorlanacaktır ve muhtemelen bir aile kurma fikrini sürekli erteleyecektir. İşçimiz evliyse ve çocukları varsa aldığı bu ücretle Hartz IV yardımına başvurmadan geçinmesi imkânsız olacaktır.

 

 Yasa Taslağında Neler Var?

CDU/CSU ve SPD’den oluşan büyük koalisyon (“GroKo”) 1 Ocak 2015’ten itibaren Almanya genelinde yasal asgari ücret uygulamasına geçilmesine karar verdi. Bakanlar Kurulu tarafından onaylanan yasa taslağının 1 Ocak 2015’ten itibaren yürürlüğe girebilmesi için yaz sonuna kadar Federal Parlamento ve Federal Konsey’den geçirilmesi planlanıyor. Tabi bu arada sermayenin sayısız lobi örgütleri sunulan taslağı daha da işçi düşmanı haline getirmek için çalışmalarını son derece hızlandıracak.

Bu süre aynı zamanda sendika yönetimlerine ve mücadeleci sendikacılara da yasa taslağı üzerine görüşlerini açıklama, kamuoyu baskısı yaratarak işçiden yana bir asgari ücret yasası için mücadele olanağı sunuyor.

Hükümet tarafından 2012 yılı sonu verilerine göre hazırlanan raporda Almanya’da 6,6 milyon emekçinin 8,50 Euro’dan daha düşük ücretle çalıştığı bildiriliyor. Teorik olarak bu kadar emekçinin bu haktan faydalanması gerekiyor. Fakat yasa taslağında yer alan istisna uygulamalardan dolayı yasal asgari ücretten yararlanacak olanların sayısı 3,7 milyona düşüyor. Yani 2,9 milyon çalışan emekçi bu haktan faydalanamayacak. Ayrıca bunun üzerine uzun süreli işsizler (yaklaşık 1 milyon) ve 18 yaşının altında olan gençler de (yaklaşık 350 bin) eklendiğinde yasal asgari ücretten yararlanamayacak olan kesimin en azından 4,3 milyon olması bekleniyor.

 

Asgari ücret kimleri kapsayacak?

Prensip olarak bütün işkollarında çalışan tüm işçileri kapsıyor. Ama istisnalar da olacak.

İstisnalar kime uygulanacak?

Uzun süredir (bir yıldan fazla) işsiz olanlar iş buldukları takdirde ilk altı ay asgari ücretin (8,50 Euro) altında çalışmak zorundalar. Çıraklar da işçi statüsünde olmadıkları için yasal asgari ücretten yararlanamayacaklar! Ayrıca 18 yaşının altında olanlarda meslek eğitimini teşvik etme adına bu haktan yararlanamayacaklar. Yani bu gruptakilerde düşük ücretli olarak sömürülecekler. “Meslek hayatını tanıma” veya “pratik tecrübe edinme” adına yaptırılan stajlarda (“praktikum”) çalışanlar da asgari ücret kapsamına alınmayacaklar. Yüksek okul mezunları staj yaptıklarında ancak 6 haftadan sonra asgari ücretten yararlanabilecekler. Ayrıca hasat dönemi ülkeye getirilen sezonluk işçiler ve gazete dağıtıcıları için özel yönetmelik hazırlanarak bu işçiler de asgari ücret uygulamasının dışında tutulacaklar. Gönüllü yapılan (dernek yöneticiliği gibi) işlerde çalışanlar için de (bunlar genelde ‘mini-işler’ olarak değerlendiriliyordu) yasal asgari ücret geçerli olmayacak.

En son olarak branşa özgü asgari ücret uygulaması kapsamında ve TİS* kapsamında olanlar geliyor. Aralarında 8,50 Euro’nun altında saat ücret alanlarda bu haktan faydalanamayacaklar. Bu kesim 1 Ocak 2017’den itibaren asgari ücretten yararlanacak.