Mücadele isteği, kazandırdı!

2,1 milyon kamu çalışanını ilgilendiren toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlandı. Son haftalar, Almanya, kamu çalışanlarının uyarı grevleri ve eylemlerine sahne oldu. 200 000 çalışan uyarı grevine çıktı. Birçok şehirde toplu taşıma araçları çalışmadı, çöpler toplanmadı, yuvalar kapandı, hastanelerde hizmet durma noktasına geldi. Anlaşmanın kısa sürede bitirilmesinde kamu çalışanlarının mücadele isteği belirleyici oldu. Çıraklar uyarı grevlerinde ve eylemlerde en ön sıralarda yerlerini aldılar.

İŞÇİLERİN KAZANIMI NE OLDU?

Kamu çalışanlarının – özellikle alt ücret gruplarında bulunanların – ücretleri düşük, bu yüzden alt ücret gruplarının maaşlarının yükseltilmesi, her dönem toplu sözleşme görüşmelerinin gündemindeydi. Bu anlaşmayla, bu grupta bulunan işçilerin ücretleri, en az 90 € olmak üzere (%7,6) daha da arttı. İzin günleri, yaş ve çalışma süresi gözetilmeksizin, 30 iş günü olarak belirlendi. Çırakların ücretleri de iki yıllık süre için toplam 60 € arttı. Çıraklar için de, izin süresi, 28 iş günü olarak belirlendi. Bu sözleşme 29 Şubat 2016’ya kadar geçerli olacak.

KAMU İŞVERENLERİ NEDEN GERİ ADIM ATTI?

İlk iki turda, çalışanların taleplerini yüksek bulan kamu işverenleri, ne oldu da üçüncü turda, sendikaların taleplerine yaklaşan bir anlaşmayı kabul ettiler? Burada kuşkusuz kamu çalışanlarının mücadele isteği ve kararlılığı belirleyici oldu. Bir diğer önemli neden ise; kamu çalışanlarının grev ve uyarı grevlerinin, başka sektörlerde mücadele eden işçilere, kötü örnek olmasını engellemekti. Çünkü Telekom’da 50 bin, Basım evlerinde çalışan 150 bin, özel ve kamu banklarında çalışan 210 bin çalışanın toplu sözleşme görüşmeleri devam ediyor. Pilotların emeklilik yaşının yükseltilmesine karşı mücadelesi devam ediyor. Lokal düzeyde, Almanya’nın birçok yerinde, işyerlerinin kapatılmasına karşı, işçiler mücadele ediyor. Böylelikle, uyarı grevi ve grevlerin yaygınlaşmasının, diğer sektörlerde süren toplu sözleşme mücadelesinin ve daha diğer alanlarda süren hak arama ve hak alma mücadelelerinin, birleşik bir harekete dönüşmesinin önüne, geçilmiş olundu.

Kuşkusuz, Almanya’nın rekabet gücünü sıkıntıya sokacak bir gelişmenin engellenmesi, diğer bir nedendi. Çünkü Başbakan A. Merkel (CDU) her ağzını açtığında, Almanya’nın rekabet gücünü sekteye uğratacak uygulamalardan kaçınmak zorunda olduklarını söylüyor. Bu sadece Merkel’ın değil, hükümetin bütün ortaklarının üzerinde anlaştıkları genel bir politik çizgi.

SADECE KAZANIMLAR MI ELDE EDİLDİ?

Toplu sözleşmeden sadece kazanımlarla çıkılmadı. Başta sözleşme süresinin iki yıl olması, önemli bir eksiklikti. Çırakların, meslek eğitimini başarıyla bitirdikten sonra işe alınması (Übernahme) talebi kabul edilmedi. Sağlık emekçilerinin gece zammını (Nachtzuschläge) yükseltme talebi reddedildi. Toplu taşıma çalışanları için önerilen trafik zammı (Verkehrszulage) talebi de kabul edilmedi. Süreli iş sözleşmelerinin (Befristete Arbeitsverträge) sınırlandırılması talebinde de bir anlaşma sağlanamadı. Koşullar iyi değerlendirilebilseydi, yukarda sıraladığımız taleplerin, özellikle bazıları için, kazanımlar elde edilebilirdi. Çünkü kamu sektöründe, çok ciddi bir personel açığı yaşanıyor. Kamu işverenleri de, bu açığı kapatmak yerine, fazla mesailer ve süreli sözleşmeleri yaygınlaştırarak, sorunu çözmeye çalışıyorlar. Bu sorun, çözülmek üzere, kamu çalışanlarının ve sendikaların önünde duruyor!

SONUÇ OLARAK…

Çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve insanca bir yaşam için mücadele devam ediyor. Bu mücadele de kayıpların ve kazanımların olması doğal. Bir mücadelenin sonuçları değerlendirilirken, öne çıkarmamız gereken sadece kazanımlar olmamalı. Neleri daha kazanabilirdik? Bu soruyu hep sorup, vereceğimiz cevapları da değerlendirilmelerimizin içine almak zorundayız. Bu, bir dahaki hak mücadelesinde, bize ışık tutacaktır.

Gerek kamu çalışanlarının toplu sözleşme mücadelesi ve gerekse diğer alanlarda süren hak alma mücadeleleri, işçiler arasında mücadele isteğinin güçlendiğini gösteriyor. Mücadeleci kesimler için, taleplerin ısrarlı savunulması ne kadar önemliyse, işçiler arasında gelişen mücadele isteğinin örgütlenmesi ve böylelikle daha güçlü mücadele örgütlerinin yaratılması da, bir o kadar önemlidir.

Bu isteği, 1 Mayıs alanlarına taşımak için, çaba gösterelim!

 

Erdoğan Kaya (ver.di – Sendika Konseyi üyesi)