Yoksul Konrad İsyanı

‘Demirci diyor ki,

Yaşama bir borcun var

Mücadele et ya da rahatına bak

Sen örs isen, sabırlı ol

Eğer çekiç isen, durma vur!’

Tarih boyunca toplumlar olgunlaştıkça çürümeye yüz tutmuş, kendi bünyesinde taşıdığı çelişkilerden ötürü yeni toplumların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Tıpkı feodal toplumun zamanı geldiğinde savaşlar pahasına da olsa yerini kapitalist topluma bırakması gibi… Kuşkusuz bu geçişler öyle güle oynaya olmadı, savaşlar, yıkımlar, isyanlar ve dereler dolusu akan kan sonrası gerçekleşti. Dönemin mahkemelerinden  Rottweil Mahkemesi’nin oluşumuna bakalım: Yargıçlar soylulardan oluşuyor ve yargıçlık görevi tıpkı padişahlık veya krallık misali kalıtımsal olarak babadan oğula geçiyordu. Prensler, papazlar, soylular,memurlar herkes ama herkes köylülerin üzerine çullanmaktaydı.

Bu yıllardaki köylü ayaklanmaları ve savaşlarını ele alan kitabında Friedrich Engels; ‘ Alman halkının da, kendi devrimci gelenekleri var. Geçmişte Almanya’nın, öbür ülkelerin en iyi devrimcileri ile ölçüştürülebilir adamlar yetiştirdiği,  Alman halkının, merkezleştirilmiş bir ulusta, en büyük sonuçları verebilecek bir dayanırlılık ve bir erke gösterdiği, Alman köylüleri ve halktan bazılarının, ardıllarının bugün bile çoğu kez ürküntü duydukları düşünce ve tasarılar besledikleri bir zaman oldu’ diye yazar.

Bugünlerde Almanya’nın güneyinde irili ufaklı onlarca yerde bu isyanlardan birinin ‘Armer Konrad’ İsyanı’nın 500.yılı vesilesiyle etkinlikler, sergiler, söyleşiler, konferanslar, tiyatro gösterimleri ve tartışma toplantıları gerçekleştiriliyor.

YAŞAMI DAHA DA AĞIRLAŞAN KÖYLÜLER

Alman sanayii, 14.ve 15.yüzyıllarda güçlü bir ilerleme göstermişti. Büyük kent pazarları ve uzak pazarlar için üretim yapan loncalar gelişmişti. Toplumsal ilerleme ile birlikte lüks içinde yaşamda arttı. Böyle olmasına rağmen köylülerin deyim yerindeyse sıkılıp suyu çıkarılmaktaydı. Her fırsatta yeni vergiler ve yükümler çıkarıldı. Angaryalar,vergiler, toprak işleme hakkı, mallarını kullanma hakkı vb… Tüm anlaşmalar çiğnenirken keyfice uygulamaların ardı arkası gelmiyordu. Köylünün herhangi bir derede balık tutması dahi en ağır cezalara tabii tutuluyordu. Var olan adalet ise hak getire…. Kendi içinde bölünen kilise zümresi de ha keza tüm yüklerin köylülerin sırtına yüklenmesinden yana vaazlar veriyordu.  Ve daha önceki yıllarda önderlerinin bir bir idam edildiği; Bundschuh, Joss Fritz, Kavalcı Jean…isyanlarının ardılı olarak küçük isyanlar ortaya çıkmaya başladı. Bunun üzerine derebeyi Herzog Ulrich isyancılara dokunulmayacak deyip et üzerindeki tüketim vergisini kaldırdı. Ayaklanma daha başlangıcınca durduruldu ancak köylülerin saflarında hoşnutsuzluk kalır…

GİZLİ TOPLANTILARDA KURULAN ‚ARMER KONRAD‘

Köylüler yaşayarak gördüler ki buluşmalarını gizli yapmak zorundalar. Zira attıkları her adım egemenlerin temsilcilerine hemen ulaşıyordu. Toplantılar artık gizli yapılmaktaydı ve katılımcılar ise belirlenen parola ile toplantıya gelebiliyordu. Beutelsbach’lı Demirci Geispeter bu işin başını çekti. Küçük bir köy olan Beutelsbach’da yapılan çok gizli toplantılar sonrası kurulan derneğe; zenginlere/zenginliğe tepki anlamında ‚Armer Konrad-Yoksul Konrad‘ adı verildi.

Armer Konrad örgütlenmesi kısa denecek bir sürede güneyde mücadelede kararlı insanların, gidişattan hoşnut olmayan herkesin bileşeni oldu. Armer Konrad adil bir yönetim için mevcut iktidarı yıkmayı hedefliyordu. Saltanata son verilip, arazilerin eşit bir biçimde pay edilmesi, ormanların kullanımı, avcılık ve balıkçılık hakkı derneğin talepleri arasında yer alıyordu.

İSYANLAR 1514’te BAŞLADI

Yaşam koşulllarının çekilmez hale gelmesi ve akıl almaz vergiler (et-şarap-meyve vergisi) köylülerin yer yer başkaldırılarına neden oluyordu. Tübingen, Balingen, Markgröningen, Weinsberg ve Urach bölgelerinde başlayan ayaklanmalar çığ gibi büyüyerek genişlemeye başladı. İsyan edenler zenginleri öldüreceklerini açıkca ilan ettiler. Kısa bir süre sonra o güne değin (Mayıs başları 1514) ayaklanmanın olmadığı Calw ve Baknang’da da ayaklanmalar oldu. Köylüler şehir girişlerini işgal ettiler. Leonberg’de belediye meclisi üyeleri de isyana katılanlar arasında yer alınca  merkezi bu kez burası oldu.

Hareketin daha da genişlemesi ve güçlenmesi için bir yanda toplantılar yapılmaktaydı diğer yanda  Armer Konrad ajitatörleri tüm çevreyi gece gündüz demeden dolaşıyorlardı.  Silahlanmış köylüler birkaç kez Schondorf üzerine yürüdüler. Köylüler her defasında tatlı vaatlerle ikna edilip  geri dönüyorlardı. Öyleki Stuttgart’ta toplanacak parlamentoya köylü temsilcilerinin de alınacağı söylendi. Böylece Dük Ulrich ordusunu hazırlayıp ayaklanmayı bastırmak için güç topladı.

ÖLÜM KALIM ANLARI

Dük Herzog Ulrich bölge prensinin ordusunu yanına alarak köylülerin üzerine yürüdü. Köylülerin kaybedeceğini gören kent soyluları hemen saf değiştirdiler.  Bir kez daha köylüler yalnız kalmışlardı. Her ne kadar direniş yayılsa da saflarda olumsuz tartışmalar başlamıştı. Nehir kenarında toplanan köylülere hitaben Armer Konrad’ın öncüsü Geisspeter bir konuşma yaptı: ‘Köylü kardeşlerim, ağaların bizlere tanıdığı bu tartıyı suya atacağım. Tartı (kilo) eğer suda yüzerse onlar haklı yok eğer tartı suya batarsa bizler haklıyız.‘ Ve kiloyu suya fırlattı. Doğal olarak kilo suya battı ve bir daha yüzeye çıkmadı. Orda bulunanlar hepbirlikte savaşa devam kararı aldılar.

KAFALARI KOPARILAN ÖNDERLER

İsyanlar devam ederken Stuttgart’ta yapılacağı söylenen parlamento toplantısı Tübingen’e kaydırıldı. Üstelik köylü temsilcileri çağrılmadı. Egemen sınıfların kendi aralarında yapmış oldukları Tübingen Antlaşması bir mihenk taşından ötesini ifade ediyordu. Antlaşmada köylüler yararına tek madde olmadığı gibi isyana katılanlar idamla cezalandırılacaklardı.

İsyancılar Haziran 1514’te Beutelbacher Kappelberg önünde toplandılar. Niyetleri Herzog Ulrich’i yakalayıp cezalandırmaktı. Köylüler yiğitce direnseler de, çevre düklerinin desteğiyle isyan bastırıldı. Temmuz sonunda ise isyan tamamen dağıtıldı. Hapishaneler, kaleler ve belediye binaları tutsaklarla dolduruldu. İnsan aklının tahmin etmiyeceği yöntemlerle işkenceden geçirildiler.Tübingen anlaşmasına biat edenler para cezalarıyla kurtulabildiler.

Stuttgart ve Schondorf da görülen mahkemelerin yargıçları soylulardan (burjuvalar) oluşuyordu. Onlarca kişi idamla cezalandırıldı. Beutelsbach yakınlarındaki cezalandırma katliamında cellatlar yorgun düştükleri için izin istediler. İki gün sonra kesmeler devam etti.. Kale surlarına hareketin başını çekenlerin kafaları asılıp günlerce teşhir edilerek halka gözdağı verildi.

Tarihe not düşülen Armer Konrad 1514 isyanıyla direnişçiler özgürlük ve insanlık onuru için yaşamlarını feda ettiler. ‚Armer Konrad‘ adının  aradan 500 yıl geçmiş olmasına rağmen bugün  dahi bir çok insanı etkilemesi bundandır. Büyük çoğunluğun doğrudan yana olması, azınlığın ve sömürgenlerin ise  doğruya düşman olması çelişkisi günümüz dünyasında da tüm çıplaklığıyla devam ediyor.

KÖYLÜ İSYANLARI DEVAM ETTİ

Alsas, Tirol  ve Ren nehrinin iki yakasında, Kara Ormanlar’ın eteklerinden Thüringen’e kadar uzanan bölgede ortaya çıkan hareketler zaman zaman hak etmedikleri yenilgileri almış olsa da isyanların ardı arkası gelmedi. Haksızlıklarla mücadele etme azmi eksilmedi. Yürekleri insan sevgisiyle çarpan, gerektiğinde bunun için gözünü kırpmadan ölüme meydan okuyanlar aynı zamanda köylüler arasında devrimci fikirlerin yayılmasını sağladılar. Körü körüne boyun eğme ortamında; ‘sözüm, kayayı parçalayan bir ateş ve bir çekiç gibi değil mi?’ diyen Thomas Münzer misali Komünizm fikirleri dahi öngörüldü. Köylü savaşlarına katılanlar soruyorlardı; ‘Adem toprağı belleyip, Havva yün eğirirken, soylular neredeydi?’ 500 yıl öncesinde başlayan bu savaşlar, bu ayaklanmalar ilerdeki büyük mücadelelerin habercisi oldu. İlerici, devrimci savaşların temel taşları oldu…

Ali Çarman