‚1 Mayıs ilk dileğimiz, yaşatacak seni tunç bileğimiz!‘

mai29 (2)‚1 Mayıs ilk dileğimiz, yaşatacak seni tunç bileğimiz!‘
İnsanlık tarihi daha güzel bir yaşam mücadelesinin tarihidir. 1800’lü yıllar ise bu mücadelenin en çetin yaşandığı dönemlerden biriydi. Ezilen, sömürülen ve baskı altında tutulan işçi ve emekçiler, yaşam koşullarının düzeltilmesi için harekete geçtiklerinde karşılarında ordusu, polisi, mahkemesi ile kapitalistleri gördüler. En ufak hak istemleri bile saldırganlıkla karşılaştı. Onlar istiyordu ki işçiler sessizce 12 -16 saat çalışmaya devam etsinler. Egemenlerin ve onların destekçilerinin bu yöndeki fetvaları gündemden hiç düşmedi. Lakin olmadı, baskı ve tehditleri sökmedi… Sayısı bilinemeyecek kadar çok işçi bu kavgada hunharca katledildi ama işçiler daha güzel ve özgür bir hayat için mücadeleden vazgeçmediler.
ÇALIŞMA KOŞULLARININ İYİLEŞTİRİLMESİ İÇİN
İşçiler Amerika’nın Şikago şehrinde Ortaçağ koşullarını aratmayan yaşam koşullarının düzeltilmesi için harekete geçtiler. 1886 yılı büyük eylemlerin ve çatışmaların habercisi oldu. Bir çok yerde irili ufaklı eylemler başlatıldı. Nisan ayı ise eylemlerin ve kalkışmaların doruğa çıktığı günlere sahne oldu.
1 Mayıs 1886’da Amerika genelinde yüzbinlerce işçi greve çıktı. Sadece Şikago’da yarım milyon işçi ve emekçi eyleme katıldı. İşçiler Amerika’daki ırkçılığın en açık göstergesi olan siyah-beyaz ayrımını hiçe sayarak hep birlikte kol kola miting alanlarına aktılar.
Yüzbinler 12 saat yerine 8 saat iş ve başkaca taleplerle sokaklardaydılar. Her zaman olduğu gibi işçilerin karşısına tam donanımlı polisler çıkarıldı. Aile ve çocuklarıyla yürüyüşlere katılanların üzerine kurşunlar yağdı. 1886 yılı Mayıs ayındaki saldırılarda kaç işçinin öldüğü hala kesin olarak bilinmiyor.
KIZILLAŞAN 1 MAYIS
İşçilerin daha güzel bir yaşam mücadelesi, aile, çocukları ve kendilerine zaman ayırma gibi en masumane istemleri dahi kanla bezendi. Bunun üzerine 14-21 Temmuz 1889’da toplanan İkinci Enternasyonal 1 Mayıs’ın tüm dünyada ‘Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü’ olarak kutlanmasına karar verdi. O gün bugündür dünyanın dört bir yanında 1 Mayıs, işçilerin, emekçilerin, kadınların ve gençlerin herşeyi göze alarak alanlara aktığı bir gün olarak ebedileşti. Sadece 1 Mayıs sözü bile tüm farklılıkların bir kenara atılıp aynı dava ve aynı gelecek için aynı bayrak (Enternasyonal) altında birleşmenin ilk adımı oldu.
1929 YILINDA BERLİN’DE KANLI 1 MAYIS
İşçi sınıfı ve sosyalizm mücadelesinin tarihsel deney ve birikimi açısından baktığımızda Almanya işçi sınıfının her bakımdan derslerle dolu ayrı bir yeri ve deneyi vardır. Ömrü uzun olmasa ve sömürücü egemen sınıflar tarafından yıkılsa da yer yer kurulan küçük Sovyet benzeri iktidarlar bir dönemler Almanya’da egemenlerin korkulu rüyası oldu. Bunun için de zaman zaman işçi hareketine saldırganlıkta sınır tanınmadı. Yetmedi Anti-Sosyalistler Yasası’nı (Ekim1878) çıkardılar.
1929 yılı Amerika’da başlayıp bir ahtapot misali tüm dünyayı saran ekonomik kriz yıllarının başlangıcıdır. Her yerde, her ülkede işçi haklarına yönelik kısıtlamalar, günden güne artan işsizlik ve adeta orta çağ koşullarını dayatma girişimleri gündeme geldi. O sıralar Almanya, sınıflar mücadelesinin en keskin en çatışmalı olduğu ülkelerin başında gelmekteydi.
Berlin’de dönemin sosyal demokrat polis müdürü ve içişleri bakanı, olaylar çıkacağı iddiası ile 1 Mayıs’a yasak getirmişti. Günlerce bu yönlü kara bir propaganda yürütüldü. Ancak İşçiler ve KPD bu kararı tanımayacaklarını ilan ettiler . Zamanın Sosyal Demokrat (Reformist) Partisi polisin çağrısına kulak vererek eylemlere katılmama yönünde bir çalışma içine girdi. KPD ve ileri işçiler, gençler ise her şart altında 1 Mayıs’ı kutlayacaklarını bildirdiler ve yoğun bir hazırlığa başladılar.
İŞÇİ SEMTLERİNDEN SOKAĞA AKAN BİNLER
Almanya’nın onlarca yerinde 1 Mayıs hazırlıkları olsa da tüm gözler Berlin’e çevrilmişti. Ve 1 Mayıs sabahının erken saatlerinde, başta işçi semtleri Neukölln ve Wedding olmak üzere işçiler alanlara akmaya başladılar. Tüm yasaklara inat binlerce işçi 1 Mayıs için alandaydı. Birlik Dayanışma ve Mücadele Günü olan bayramlarını kutlamaktan başka hiç bir şey yapmayan işçilerin üzerine polis kurşunlar yağdırdı. Bir kez daha 1 Mayıs kana bulandı. 32 işçi ölmüş, yüzlercesi yaralanmış ve sayısız tutuklamalar (en az 1200) olmuştu. Polislerden bir tekinin dahi burnu kanamadı. “Komünistler ve işçiler polisimize saldıracaklar” yalanı gün gibi su yüzüne çıktı. Resmi kayıtlara ‚polislere bir şey olmadı ve binlerce kurşun işçilerin üzerine sıkıldı‘ diye not edildi. Sömürücüler yalanlarıyla baş başa kaldılar. İşçi semtlerinde barikatlar kuruldu, çatışmalar üç gün devam etti. Dönemin şair ve yazarlarından Erich Weinert polisin yalan ve katliamını şu dizelerle anlatıyordu:
‘1 Mayıs 1929 Mucizesi’
Güvenlik polisi siper etmiş göğsünü
Kızıl saldırganlara karşı.
O kızıllar ki, her delikten, her çatıdan
Kurşun yağdırmaktalar gözleri kanlı
Derken Berlin komutanının sesi duyuldu,
Titriyordu sesi konuşurken:
Biz de ateş etmek zorundayız artık
Yoksa tek polis kalmayacak hayatta.
Ardından, olay yerine bakıldı ki
Bir çok ölü yatıyor, bir o kadar da yaralı, bu da ne!
Polisler tastamam hayatta.
Ya bu yerde sıra sıra yatanlar?
Hepsi işçi!
İşte 1 Mayıs 1929 Mucizesi’
1977 KANLI 1 MAYIS’I
Böylece Alman ve dünya işçi sınıfı hareketi tarihine 1929 1 Mayıs’ı ‚Kanlı 1 Mayıs‘ olarak geçti. İşçi ve emekçilere düşman olan güçlerin 1 Mayıs’ı kana bulamaları bir çok ülkede görüldü ve ne yazık ki günümüzde hala varlığını sürdürüyor. İstanbul’da 1 Mayıs 1977′ de neredeyse Berlin polisinin yalanlarıyla bire bir örtüşen yalanlarla burjuva basını önceden olayların çıkacağını yazdı. Ortam günlerce gerildi. Katiller en gizli yerlere yerleştirildi ve 1 Mayıs sabahı bir bayram havasında Taksim’e akan yarım milyon insanın üzerine polislerce kurşun yağdırıldı. Sonuç 34 işçi öldü, yüzlercesi yaralandı ve tutuklandı. Bir tek polisin burnu dahi kanamadı.
1 Mayıslarda kan akıtılması ülkeden ülkeye yayıldı. Çünkü 1 Mayıs egemen sınıfların korkulu rüyası olmaya devam ediyor. Her 1 Mayıs geldiğinde egemenler cephesinde ortalığı bir korku bir telaş kaplıyor ve kaybetme duygusunu yüreklerinin derinliklerinde taşıyanların gerçek yüzleri ortaya çıkıyor.

Ali Carman