Erdoğan Cumhurbaşkanı adayı olacak mı?

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TÜSİAD’ın olağan Yüksek İstişare Kurulunun hiçbir hükümet mensubunun katılmadığı toplantısına katıldı. Cumhurbaşkanı Gül, toplantıya katılmakla da kalmadı, bir de konuşma yaptı.
Eğer bir yıl önce olsaydı; “Elbette Cumhurbaşkanı TÜSİAD’ın toplantısına katılır, konuşma da yapar, bunda gündem olacak ne var?” denebilirdi.
Ancak TÜSİAD’ın son dönemlerde Başbakan Erdoğan tarafından “Paralel yapının yandaşı”,  hatta “vatan haini bir organizasyon”  ilan edilmesinden sonra elbette Cumhurbaşkanının TÜSİAD toplantısına katılarak TÜSİAD’ı “onurlandırması”, sonra da onu öven ve girişimlerin arkasında olduğunu söyleyen bir konuşma yapması, cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili bir konuşma olarak değerlendirildi.
Cumhurbaşkanı Gül, en azından görünüşte son derece ılımlı bir üslup kullanıyor; “Başbakanla konuşacağını ondan sonra aday olup olmayacağını ilan edeceğini” söylüyor. Ama Başbakan Erdoğan dur durak dinlemeden yoluna devam ediyor.
Nitekim Başbakan önceki gün AKP’li vekillere, “Cumhurbaşkanı adayınız kim?” diye sordu. İddiaya göre de iki vekil dışında bütün vekiller, “Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı görmek istediklerini” söylemişler. Ama Başbakan sadece vekillerin nabzını tutmakla da yetinmeyecek AKP teşkilatından da aynı sorunun yanıtını isteyecekmiş. Ve tabii adeti olduğu üzere Başbakan bir “anketle kamuoyu araştırması” yaptıracakmış!
Hani burada niyeti anlamasanız, “Başbakan galiba Cumhurbaşkanı adayı olmamak için bahane arıyor” diyebilirsiniz. Ama öyle değil, tersine Başbakan AKP’nin adaylarını “tek”e indirmeyi amaçlıyor. “Tek adam” aday olursa da kendisi olacağını düşündüğünden Başbakan, “Erdoğan tek aday”  formülüyle AKP’yi bloke etmeyi amaçlıyor. Böylece AKP içindeki bölünmeyi de önleyeceğini hesaplıyor.
Yani Erdoğan, Cumhurbaşkanı Gül ile “Kim Cumhurbaşkanı olacak?”  tartışmasına girmeden önce, partisini ve kamuoyunu, ve elbette yandaş basının da tam desteğini almayı amaçlıyor. Tabii bundan sonra konuşacak bir şey kalırsa!
Aslında şu anda bile Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı Gül’le konuşacağı bir şey yoktur. Tersine Erdoğan, eğer Çankaya’ya çıkabileceğini hissederse, Gül’ün karşısına geçip; “İşte görüyorsun, tüm milletvekilleri ve parti teşkilatı, basın, benim arkamda. Kamuoyunda büyük desteğim var. Sen ne diye aday olacaksın?” diyecek bir pozisyon edinmeye çalışıyor. Çünkü bu durumda Gül ancak AKP dışındaki partilerin ve çevrelerin adayı olabilir ki, bu da eğer bu gerilim AKP’yi ortadan bölmezse, Gül’ün siyaseti bırakmaya karar vermesiyle aynı şeydir.
Dahası Başbakan sürecin bu aşamasında “Eğer seçilirsem, tüm yetkilerini sonuna kadar kullanan bir Cumhurbaşkanı olurum” diyerek, Başbakanın da tamamen göstermelik bir Başbakan olacağını şimdiden ilan ederek, Abdullah Gül’ün Başbakan ve AKP’nin başında siyasete devam etme isteğinin de önünü kesmeyi amaçlamaktadır.
Kısacası Başbakan Erdoğan; “Gül Başbakan, Erdoğan Cumhurbaşkanı” biçimindeki “kardeşlik” formülünü de berhava ederek ilerlemeyi isteyen bir yola girmiştir. Ve dahası muhtemel bir Abdullah Gül-Haşim Kılıç ittifakı üstünden başka formülasyonları, “paralel yapı ve muhalefetin iş birliği formülleri” olarak göstererek, Cumhurbaşkanlığı seçiminde “o cephenin tek adayı”, Çankaya’dan partiyi ve hükümeti de yöneten “tek adam” olarak oturmayı hesaplamaktadır.
Başbakanın “tek adam” olarak Çankaya’ya çıkma isteğini onun “egosu” yla “otoriterlik sevdası”yla açıklayamayız. Tersine Başbakan, eğer Çankaya’ya yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla da birleşen, kendisini Yüce Divana götürecek sayısız suçlamayla birleşen bir yükle çıkarsa, biliyor ki orada kalmasının şartı AKP’yi ve Hükümeti demir pençeyle yönetmeye devam edebilmesindedir. Yoksa Erdoğan hasbelkader Çankaya’ya çıksa bile, alaşağı edilmesi için sadece AKP üstündeki otoritesinin biraz gevşemesi yetecektir.
Zatı muhteremin durumu o kadar “vahim” dir yani!

İhsan Çaralan