Münih Sol Parti’de ‘komünist krizi’

Sol Parti’nin kurmuş olduğu Açık Liste’den Münih Belediye Meclisi’ne seçilen Türkiye kökenli sanatçı Çetin Orhaner, SPD’nin Sol Parti ile ortaklık kurmak istemesi üzerine “hedef haline geldi”. Oraner’in Almanya’nın dış politikasını eleştirmesi, Almanya Komünist Partisi’nde (DKP) üye olması ve PKK yasağının kaldırılması yönündeki açıklamaları, SPD tarafından Sol Parti’nin önüne konularak, ancak Oraner’in partiden çıkarılması durumunda ortaklığın kurulabileceği ifede edildi. Bunun üzerine konu Münih’te hem Sol Parti içinde hem de kamuoyunda yoğun tartışmalara neden oldu.

KIYMETLİ İKİ SANDALYE

İlk turu 16 Mart, ikinci turu da 30 Mart’ta yapılan belediye meclisi seçimlerinde en çok oyu alan SPD’nin adayı Dieter Reiter, Christian Ude’nin yerine belediye başkanlığı koltuğuna otururken, 80 sandalyeli mecliste gerekli çoğunluğu elde edemedi. Bunun üzerine koalisyon ortağı arayışına başlayan Reiter, 25 SPD ve 13 Yeşiller partisi sandalyesinin yanına iki sandalyeye daha ihtiyaç duydu. Böylece yüzde 2.4 oy ile mecliste iki sandalye kazanan Sol Parti ile ortaklık gündeme geldi. Sol Parti’den seçilen adaylar üzerinde bir çalışma yürüten SPD yetkilileri, ikinci sıradan meclise giren Çetin Oraner’in ortaklık için “uygun olmadığına” karar vererek, bu kişinin meclisten çıkarılması ve yerine gelecek yeni bir isimle koalisyon kurmaya hazır olduğunu Sol Parti yöneticilerine bildirdiler.

DKP ÜYESİ OLDUĞUMU BİLDİRDİM

Münih’te yaşayan Türkiye kökenli göçmenlerin yakından tanıdığı protest müziğin tanınmış isimlerinden olan Oraner, gazetemize yaptığı açıklamalarda, özellikle Sol Parti içinden gelen “istifa” çağrılarına tepki göstererek şunları söyledi: “Adaylık için başvuruda bulunduğumda forma DKP üyesi olduğumu belirttim. Bu o zaman ne partinin eyalet yönetimi ne de genel merkez tarafından sorun olarak görüldü. Şimdi bunu bir sorun olarak görmeleri anlaşılır bir durum değil. Kaldı ki, listede DKP tarafından aday gösterilen kişiler de vardı. Ben DKP’nin değil göçmen kökenli örgüt ve kurumların ortak adayı olarak yer aldım” dedi.

Daha önceki seçimlerde de bir göçmene ikinci sırada yer veren Sol Parti, seçim kampanyası sırasında Yekkom, DIDF ve diğer göçmen örgütlerle birlikte yoğun bir çalışma sürdürdü. Alman vatandaşı oldukları halde sandık başına girmeyen çok sayıda göçmeni sandık başına giderek oyunu kullandı. Oraner, “Aldığımız yüzde 2.4 oyda göçmenlerin önemli payı var. Bunun üzerine ilk iki sırada yer alan iki kişi olarak meclise girmeyi başardım” diyor.

SOL PARTİ İÇİNDEKİ SAĞCILAR

Sol Parti içerisinde sağ kanatta yer alan bazı partililer, daha listeler hazırlanırken Oraner’in listede yer almaması için yoğun bir çaba harcamış, ancak başarılı olamamışlar. Şimdi SPD’nin öne sürdüğü gerekçelerin çoğu ilk önce parti içindeki sağ kanat tarafından dillendirilmiş, basına verilmiş.

TALEPLERİMİZİN ARKASINDAYIM

Kendisinin komünist kimliği üzerinden yürütülen tartışmaların hiç kimseye yarar sağlamadığını belirten Oraner, “Başından beri SPD’nin niyeti CSU ile büyük koalisyon yapmaktı. Ama Sol Parti’ye koalisyon kurmamaya beni engel olarak gösterdiler. Sol Parti içinde de başından beri pek çok kişi SPD’ye ortaklığa karşıydı. Bu nedenle benim için asıl önemli olan taleplerimizdir. Bugün Münih’in en büyük sorunu yüksek kiralardır. Net aylık geliri 1000 Euro olan bir insanın ev tutması mümkün değil. Sosyal konut sayısı 2000 yılında 60 bin iken 2010 yılında 40 bine düşmüş. Bunun yanı sıra nüfusunun yüzde 38’i göçmen olan Münih’te, binlerce insan seçim hakkından mahrum. Dolayısıyla asıl olarak bu sorunlara karşı ne yapılacağıdır. Ben bu sorunlara çözüm getirildiği takdirde SPD ile ortaklığın kurulmasına karşı değilim. SPD zaten bunlara yanaşmadığı için beni öne sürerek ortaklık kurmayacağını ifade ediyor” dedi.

SPD’nin asıl olarak Sol Parti’yi kendine göre düzenlemek istediği, parti içerisindeki devrimci, komünist kimlikleri yok etmeye çalıştığını, halbuki Sol Parti’nin bu kimliklerle barışık olması gerektiğini belirten Oraner, partiden çıkarılması durumunda bağımsız bir politikacı olarak Sol Parti’nin programında yer alan talepleri savunmaya devam edeceğini sözlerine ekledi. (YH)

 

 

Sanatçı, göçmen, devrimci

Çetin Oraner’i çoğumuz Magazin Gazeteciler Derneği töreninde Ahmet Kaya’ya yapılan saldırıdan hatırlıyor. Çünkü, salonda herkes Ahmet Kaya’yı linç etmeye çalışırken o kendisini siper etmişti. 1966’de Nevşehir’de doğan Oraner, küçük yaşlarda işçi ailesiyle birlikte Münih’e göç etti. 16 yaşından itibaren sahnelerde müzik yapmaya başlayan Oraner’in kurduğu grup, 1980 yıllarda yükselen barış ve ırkçılık karşıtı hareketinin etkinliklerinde sahne aldı.

Sesi ve yorumuyla kısa sürede Almanya’daki Türkiye kökenliler arasında tanınmaya başlayan Oraner, Türkiye’deki müzik çevrelerinin de dikkatini çekti.
Türkiye’ye gidip uzun yıllar Ahmet Kaya’yla birlikte çalıştı. 1992’de, söz ve müziği kendisine ait ‚Yasadışı Yüreğim‘ albümü çıkardı.