Düşünce karmaşası

 

Emperyalist devletler ve bloklar arasındaki çelişki arttı. Pastayı paylaşma savaşı hızlandı. Birileri başkalarının egemenlik alanlarını daraltmak için faşistlerle ittifak yaparken diğerleri de egemenlik alanlarını korumak için çaba harcıyor. Savaş çığlıkları yükseliyor, güç denemeleri görünür hale geliyor. Açık olan, devlerin kavgasında yeni biçimlerin devreye sokulduğu ve zaten yoğun toplumsal problemler içinde boğuşan Ukrayna halkının çatışmaların acısını çektiği. Savaşan rakipler aslında gerçek mağlubun kim olduğunu çok iyi biliyorlar…

Ukrayna’da gelişmeler ardarda gelir, emperyalist güçler satranç figürlerini sahaya sürerken ve kurdurulan faşist hükümet ülkenin doğusundaki çatışmaları azgın şekilde bastırmaya çalışırken Almanya sokakları sessizliğini sürdürüyor. Savaşa karşı çıkan sesler duyuluyor ama hissedilen bir hareket ne yazık ki yok. Örneğin 1 Mayıs mitinglerinde bu konu neredeyse hiç gündeme gelmedi. Sokaklar renkli seçim afişleri ile dolu ve savaş karşıtı partiler de barış için mücadeleden çok seçim mücadelesi sürdürüyorlar. Geleneksel Paskalya yürüyüşleri bile katılımın yüksek olduğu savaş karşıtı gösterilere dönüşmedi. Hem de Almanya’nın Ukrayna’daki iç savaşta çok da olumsuz bir rol oynadığı koşullarda…

Halkın arasında ise hoşnutsuzluk artmakta. Sadece hoşnutsuzluk değil korku da yaygınlaşıyor. Büyük bloklar arasında çıkabilecek yeni bir savaştan duyulan korku… Her ne kadar kısa süre içinde büyük bir savaş çıkma ihtimali yoksa da halkın korkusu anlaşılabilir. Şu an sadece temsilciler düzeyindeki bir savaşta güçler deneniyor.

Bu durum dikkate alındığında sokağa çıkıp barış, Ukrayna halkıyla dayanışma ve Alman hükümeti ve Konrad Adenauer Vakfı sayesinde iktidara gelen faşist Ukrayna hükümetine karşı mücadele etmek için yeterli neden var. Ama bunun yerine meydan, komplo teorisyenlerine ve komplo teorilerine karşı sağ sol ayrımı yapılmadan karşı çıkılmasını savunanlara bırakılıyor. Pazartesi eylemlerinin başvurucuları Almanya’yı kısmen ABD politikasının kurbanı gibi gösteriyorlar. Almanya’nın bu çatışmada ABD’nin uydusu bir devlet olarak tepki verdiği düşüncesindeler.

Çok sayıda ilerici birlik, sağcı “Pazartesi eylemleri”ne tavır alırken, bazıları ise, bu eylemlere katılmak gerektiğini savunuyor. Böylece yeni bir hareketin inşa edilebileceğini savunuyorlar. Bu yeni sağ hareketin değerlendirilmesinde olaylar ve görüşler ardarda geliyor. Barış için mücadele komplo teorisyenlerine bırakılamaz. En iyi yol savaşa, militarizme, milliyetçiliğe kararlı tavır alan gerçek barış hareketini canlandırmak, geniş birlikler kurmak, konuyu sendikalara, kamuoyuna taşımaktır. Yeni sağ komplo teorisyenleri çevresinde ve onlara karşı tantana yaratmamıza gerek yok. Bunun yerine alternatifsizlikten sağ komplo teorisyenlerinin ipine takılan insanlara perspektif sunan doğru bir alternatif sunmalı ve inşa etmeliyiz. Halkın kabullenebileceği ama her türlü savaş ve milliyetçiliğe karşı açık pozisyonu olan bir alternatif…

Maydan’daki hareketin ana problemi Janukowitsch’e yönelik haklı eleştirisini AB’nin yanlış yönelimiyle birleştirmesiydi. Bizim ihtiyacımız olan ise temelleri sağlam, geniş kesimler tarafından taşınan ve sokaklarda görünür halde olan bir barış hareketi. Bunu gerçekleştirmek  sorumluluğu hepimize ait…

Özlem Alev Demirel

(Almanca’dan ceviren Semra Celik)