Eşlerin getirilmesinde dil şartı hukuka aykırı

Almanya’da 2007’de yürürlüğe konulan, evlilik yoluyla ülkeye gelecek olan yabancılardan talep edilen yeterli Almanca şartının Türkiye-AB arasında imzalanan anlaşmalara aykırı olduğu açıklandı. AB Adalet Divanı Başsavcısı tarafından yapılan açıklamaya göre, yabancı aile ferdinin bir AB ülkesine yerleşebilmesi için o ülkenin dilini bilmesi gerekmiyor.

 

Doğan soyadlı dört çocuk annesi kadın dört yıldan beri Almanya’ya eşinin yanına gelmeyi bekliyor. Eşi 1998’ten beri Almanya’da yaşıyor ve sınırsız oturma izni var. Ankara’daki Alman Konsolosluğu, kadına vize vermeyi sürekli olarak reddediyor. Nedeni okuma yazma bilmeyen kadının eşinin yanına gelmesi için zorunlu olan Almanca’yı bildiğini gösteren bir belgesinin olmaması.

Doğan Ailesi, Berlin İdari Mahkemesi’nde dava açtı. Davası şimdi Avrupa Adalet Divanı’nda. Almanya’da geçerli olan dil bilme zorunluluğunun AB yasaları ve 1970’de Almanya ile Türkiye arasında imzalanan işçi getirme sözleşmeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı görüşülecek. Sözleşmede eşlerin getirilmesiyle ilgili madde bu konuda yeni kısıtlamalara gidilemeyeceğini içeriyor.

Başsavcı Paolo Mengozzi, aile birleşimi konusunda eşlere yeterli dil bilme zorunluluğu getirilmesinin AB hukukuyla bağdaşmadığını söylüyor. Mengolozzi’ye göre 2007 yılında Almanya’da yürürlüğe sokulan vize verilmesinin dil bilmeye bağlanması yaptırımının Almanya-Türkiye arasındaki sözleşmelere de aykırı olduğu düşüncesinde.

 

KADINLARIN YAŞAMI ZORLAŞTIRILDI

Dil bilme zorunluluğu 2007 yılında çıkarılan ve güya zorunlu evlendirmelerle mücadeleyi amaçlayan bir dizi düzenlemeden biri. Düzenleme kapsamında, ülkeye gelen eşin, eşten bağımsız oturma izni alabilme süresi de 2 yıldan 3 yıla çıkarılmıştı. Gelen eş, şiddete uğrasa bile ancak 3 yıl sonra bağımsız oturma iznine sahip olabiliyor,  3 yıl dolmadan eşinden ayrılması halinde sınırdışı ediliyor.

O zamandan beri değişik kadın örgütleri aile birleşimine yönelik bu kötüleştirmelere karşı mücadele ediyorlar. Eşlerin gelmesini zorlaştıran dil bilme zorunluluğu da Anayasa’nın evliliğin korunması (Artikel 6 Abs.1 GG)  prensibine ters düşüyor. Amaçlananın hiç de göçmen kadınları şiddet ve zorunlu evlilikten korumak olmadığı gün gibi açık. Bu nedenle uzun süren bir hukuki tartışma var ve bu tartışma eşinin yanına gelemeyen Doğan soyadlı kadının başvurusuyla kamuoyunu ilgilendirecek şekilde Avrupa Adalet Divanı’na da yansıdı.

Avukat Hayriye Yerlikaya  da, Yeni hayat gazetesinde 2011 yılında yayınlanan bir röportajında bu düzenlemenin kadınların yaşamını iyileştireceğine daha da kötüleştirdiğine dikkat çekmişti.

 

2012 YILINDA KISMİ BAŞARI

Bu hukuka aykırı düzenlemeye karşı 2012 yılında kısmi bir başarı elde edilebildi. 4 Eylül 2012’de Federal İdari Mahkeme eşlerin getirilmesinde dil bilme zorunluluğunu kısmi de olsa geçersiz kılan bir karar aldı. Karara göre Alman vatandaşı birinin yabancı eşini getirmesi için gereken vizeyi almakta zorunlu olan dil bilme konusunda ’sadece bu konuda çaba harcama olanağı olmayan, imkansız olan veya bir yıl çaba harcamasına rağmen başarılı olamayanlara‘ da vize verilecek.(BVerwG, Urt. v. 4. 9. 2012 – 10 C 12/12).

 

DÜZENLEME İPTAL EDİLMELİDİR

Aralarında Göçmen Kadınlar Birliği’nin de olduğu çok sayıda kadın örgütü, Federal İdari Mahkeme’nin bu kararını selamlayarak mahkemenin düzenlemenin göçmen kadınların yaşamını iyileştirmediği eleştirilerine onay verdiğini söylemişlerdi. Ancak kararın sadece Alman vatandaşı kişilerin Alman olmayan eşlerini getirmeleriyle sınırlı olması da eşit muamele ilkesine ters düştüğü için eleştirilmişti.

Yine de mahkeme kararı dil bilme zorunluluğunun kaldırılması yolunda atılmış bir adımdı. Gelmek için dil bilme zorunluluğu hem anayasaya hem de insan haklarına aykırı bir uygulama. Bayan Doğan’ın durumu ve başvurusuyla görülen mahkeme, ülkelerinde Almanca öğrenmenin ne denli zor olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Bu nedenle toplumsal eleme anlamına gelen dil bilme zorunluluğu tümüyle iptal edilmelidir…

Sidar Çarman