Avrupa’nın umutsuz seçimi

Eu

28 Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkenin yüz milyonlarca seçmeni 25 Mayıs’ta Avrupa Parlamentosu’nun yeni üyelerini seçmek için sandık başına gidiyor. Toplam 751 milletvekilinin seçileceği parlamentonun yetkileri son yıllarda kısmen artmış olsa da, AB düzeyinde belirleyici bir konumda bulunmuyor. Bu nedenle, daha çok “demokrasi göstergesi” olarak sunulan seçimlere katılımın bu yıl da yüzde 50’nin altında kalması bekleniyor. Beş yıl önce yapılan seçimlere katılım oranı yüzde 43 olmuştu.
Günümüz Avrupa’sındaki en büyük seçim olarak görülen Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde daha çok partilerin Avrupa düzeyinde hangi politikaları savunduğu, hangi görüşleri dile getirdiği öne çıkıyor. AB’nin temelini oluşturan Roma Anlaşması’nda kurulması öngörülen AP, uzun yıllar üye ülkeler arasında tartışma konusu oldu. Bu aynı zamanda AB’nin zamanla ulus devletlerin yerini alması gerektiği tartışmasından kaynaklanıyordu. Ama bütün bunlara rağmen AP seçimleri ilk olarak 1979’da doğrudan seçim şeklinde oldu. Her siyasi akımın kendisine göre bir grup kurduğu AP, zamanla Avrupa genelinde aynı düşünceleri savunan partilerin oluşturulmasına gidildi. Örneğin günümüzde Hıristiyan muhafazakar partilerin çoğu Avrupa Halk Partisi (EVP), sosyal demokrat partilerin çoğu Avrupa Sosyal Demokrat Parti (ESP) ve sol partilerin çoğu da Avrupa Solu Partisi (EL) çatışı altında bir araya gelmiş durumda. Bu seçimlerde her parti kendi, bir liste başı adayı çıkardı. Sosyal Demokratları AP Başkanı Martin Schulz, Hıristiyan Demokratları Luxemburg eski Başbakanı Jean Claude Juncker temsil ediyor.

BORÇ KRİZİNİN GÖLGESİNDEKİ SEÇİMLER
En son 2009’da yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerine, AB genelinde yaşanan “bütçe açığı krizi” (Euro krizi) çok fazla etkide bulunmamıştı. Ancak bu seçimlerde, geride bıraktığımız son 3-4 yıl içerisinde Yunanistan’dan başlayarak genişleyen bütçe açığı krizinin etkili olması bekleniyor. Özellikle de ekonomik sorunlarla yüzyüze olan ülkelerde AB’nin tahakkümüne karşı çıkan politika ve sloganları öne çıkaran partilerin oylarını artırması bekleniyor.
AP’ye 96 milletvekili gönderecek Almanya’da şimdiden Euro karşıtı söylemleri öne çıkaran Almanya İçin Alternatif (AfD) partisinin kârlı çıkacağı tahmin ediliyor. Fransa’da ise ırkçı Ulusal Cephe’nin büyük avantaj elde edeceği belirtiliyor. İngiltere’de de aşırı sağcı UKIP adlı partinin oylarını arttırması bekleniyor.

AB TILSIMINI KAYBETTİ
Bir süre “refahın, özgürlüğün ve demokrasinin beşiği” olanak lanse edilen AB, artık eskisi gibi Avrupa halkları arasında çekici ve cazip bir özellik taşımıyor. Yapılan seçimler ve kamuoyu yoklamalarına göre AB’ye ilgi yıldan yılda azalıyor. Örneğin daha önce AB Sözleşmesi’ne hayır oyunun çıktığı Fransa’da şu anda seçmenlerin sadece üçte biri AB’den yana olumlu görüş belirtiyor. YouGov adlı kurum tarafından yapılan kamuoyu araştırmasına göre bu oran İngiltere’de, Fransa’ya göre biraz daha yüksek (Yüzde 39). Son yıllarda ekonomik bakımdan diğer ülkelere karşı avantajlar kaydeden Almanya’da ise halkın yüzde 57’si halen AB’ye olumlu bakarken yüzde 23’ü olumsuz bakıyor.

SEÇİMLERE KATILIM ORANI SÜREKLİ DÜŞÜYOR
AB’ye ilgisizlik aynı zamanda AP seçimlerine katılım oranlarında da kendisini gösteriyor. Doğrudan seçimlerin yapıldığı ve AP’nin bugüne göre çok daha göstermelik olduğu 1979’da AB üyesi ülkelerde seçimlere katılım oranı ortalama olarak yüzde 63 olarak gerçekleşirken, bu oran daha sonra sürekli geriledi. Ve yıllara göre seçimlere katılım oranları şu şekilde seyretti: 1984 yüzde 61, 1989 yüzde 58.5, 1994 yüzde 56.8, 1999’da yüzde 48.8, 2004’te yüzde 45.6, 2009’da yüzde 43.3.
Son 25 yıl içerisinde seçimlere katılım oranındaki yüzde 20’lik düşüş, aynı zamanda Avrupa halklarının AB’ye yönelik güvensizliğini ortaya koyuyor. Ve günümüzde bu güvensizliği daha çok sağ, popülist partiler kendi hanelerine yazdırarak güç topluyorlar. AP siyasi açıdan pek etkili olmayabilir, ancak bu partilere maddi kaynak aktarımı konusunda büyük bir mevzi anlamına geliyor. Her milletvekiline ayda 8 bin 229 Euro maaşın yanı sıra oturum başına 304 Euro ödeme yapılıyor.
AP’ye en fazla milletvekilini Almanya (96), en az milletvekilini ise Kıbrıs, Malta, Luxemburg ve Estonya (6) gönderiyor.

 

Oylar silahlanmaya, neoliberalizme ve gericiliğe karşı çıkan partilere

Bu denli büyük harcamaların yapıldığı AP seçimleri, Almanya’da adeta sesiz sedasız geçiyor. Kent merkezlerine asılan afişlerin dışında pek fazla bir çalışma yapılmazken, seçimlere katılımın yine düşük olacağı tahmin ediliyor. Yapılan anketlere göre CDU/CSU’nun yüzde 39, SPD’nin yüzde 27, Yeşiller’in yüzde 9, Sol Parti’nin yüzde 8, FDP’nin yüzde 4 ve AfD’nin yüzde 6 oy alması bekleniyor. AP’ye milletvekili göndermek için daha önce hükümet tarafından konulan yüzde 3 barajı Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa’ya aykırı bulunmuştu. Bu nedenle, yüzde 3’ün altında oy alan partilerin de milletvekili göndermesi söz konusu olabilir. Seçimlere katılım oranı düşük olduğu için taraftarlarını daha çok sandığa götürmeyi başaran partiler seçimlerden karlı çıkmış olacak.
Bunun için AB’nin dış politikasının militaristleştirilmesine, Ukrayna’da olduğu gibi saldırgan bir dış politikasının izlenmesine, neoliberal politikalara, ırkçılığa karşı çıkan partilere oy vermek en doğru seçenek olarak görülüyor. (YH)