Euro bölgesinde her şey yolunda mı?!

 

Avrupa Merkez Bankası (AMB) şeflerine bakılırsa, “evet Euro bölgesinde her şey yolunda ve plan kapsamında.” Her ne kadar Yunanistan “kurtarma şemsiyesi” altından çıkamasa da artık piyasalardan kendi başına sıcak para bulabiliyor, “son beş yılın en yüksek seviyesinde büyüyen İspanya” ve İrlanda çoktan bu yola girdiler. Önümüzdeki aydan itibaren Portekiz’de “kurtarma şemsiyesi” altından çıkarak serbest piyasalara yönelecek.

PİİGS ÜLKELERİNİN SORUNLARI BİTTİ Mİ?
Sadece AMB değil. Sermaye yanlısı bütün basında yukarıda adı geçen bütün ülkeler için “yapılan büyük fedakârlıklar ardından düzlüğe çıkıldı” yorumu yapılıyor.
2010 yılından buyana “kurtarma şemsiyesi” altında olan Yunanistan, 10 Nisan günü mali piyasalardan “sıcak para” toplamak için 3 milyar Euro hacminde beş yıllık devlet tahvili piyasaya sürdü. Gazetelerin manşetlerinde “Yunanistan’ın piyasalara dönmesini mali piyasa ödüllendirdi: Yunanistan devlet tahviline olan talep, arzı 6 kat aştı” müjdesi veriliyordu!
Yani denilen şu: Yunanistan hükümeti 3 milyar Euro alma niyetini açıkladı – Bankalar ise Yunanistan’a 18 milyar Euro vermeye hazırdılar. Peki, ne oldu da daha düne kadar, “gerçekte iflas etmiş olan bir ülke” olarak değerlendirilen Yunanistan’ın devlet tahvillerine bu kadar rağbet var? Hatta 2012 yılında Yunanistan’ın borçları 100 milyar Euro silinmiş ve güya mali sermayeye “nanik” çekilmişti. Bunun üzerinden iki sene geçmeden bankalar bütün bu olanları unuttular mı?!
Hayır, ama olayın açıklaması basit: Tahvil tanıtımında, “Piyasaya sürülen tahviller, Birleşik Kraliyet (İngiltere) hukuku temelinde düzenlenmiştir” deniliyor. Bu ‘hukuka’ göre piyasadan alınan borçlar 2012 yılında olduğu gibi alacaklıların rızası olmadan silinemez ve ancak kapsamlı güvenceler karşılığında verilir. Bu kez verilen borçlar kesinlikle silinmeyeceği gibi güvence olarak ise AMB ve Euro bölgesinin “kurtarma şemsiyesi” var.
Bilindiği gibi AMB’nin devlet tahvilleri alım programı devam ediyor; yani Yunanistan, tahvillerin vadesi dolduğunda bunları anaparayı ve faizini de ödeyerek geri almazsa AMB devreye girebilecek. Bu konuda bir sıkıntı çıkma ihtimali olmamasına karşın çıksa bile bu kez “kurtarma şemsiyesi” devreye girecek.
Bu arada tahvillerin %5(!) faiz karşılığında piyasaya sürüldüğünü de anımsatmakta fayda var. Yani bir süre önce AMB’dan %0,5 faiz karşılığında kredi alan dev bankalar şimdi bu paraları aldıklarının 10 katı faizle Yunanistan ve diğer ülkelere vermekteler! Yunanistan’ın (ve diğer ülkelerin) ödüllendirilmesi meselesi aslında bundan ibaret!

BÜTÜN BUNLAR NE ANLAMA GELİYOR?
Aşağıdaki tabloya bakıldığında “kurtarılan” bütün ülkelerin devlet borçlarının katlanarak (GSMH’ya oranla) arttığı görülmekte. Bu şu öncelikle anlama gelmekte: Ülkeler kurtarılmadı, bankalar kurtarıldı.
Örneğin İrlanda 2008 – 2013 arası toplam 166 milyar Euro¹ batık bankalarını kurtarmak için harcadı. İrlanda bankalarını kurtardı ama devlet borcu söz konusu süre zarfında 47 milyardan 203 milyar Euro’ya çıktı. Yine aynı süre zarfında ülkenin emeklilik sandığından 17,5 milyar Euro devlet bütçesine aktarıldı, çocuk parası kesildi, üniversite harçları üçe katlandı, emekçilerin vergileri artırıldı. Özellikle dar gelirlileri etkileyen KDV %23’e çıkartıldı. Attac Avusturya tarafından hazırlanan bir rapora göre vergi artırımı ve kesintiler nedeniyle toplumdan 28 milyar Euro nakit para devlet tarafından çekilerek bankalara aktarıldı.
Yine aynı rapora göre işsizliğin hızla artması ve işsizlik parasının %50 kesilmesi nedeniyle 2010-2013 arası 300 bin İrlandalı ülkelerini terk ettiler. Geride kalanların durumları ise her geçen gün kötüleşiyor, rapora göre: “İrlanda halkının üçte biri yoksulluk ve sosyal dışlanma tehdidi altında yaşarken en alttaki onda biri açlıkla boğuşuyor. En alttaki onda birin gelirleri bir yıl içinde %26 gerilerken en üstteki onda birin geliri ise %8 arttı.” “Kurtarılan” diğer ülkelerdeki durumun çok farklı olmadığı geride bıraktığımız dönem gazetemizde değişik haberlerle ortaya konulmuştu.
Şüphesiz 25 Mayıs günü yapılacak AB Parlamentosu seçimleri öncesinde, “kurtarılan” ve “piyasaların güvendiği” ülkelerden söz etmek seçim kampanyası kapsamında da değerlendirilebilir. Fakat bütün bunları seçimlerle sınırlı görmek emekçiler açısından gelecek ‘felaketlere’ göz yumma anlamına da gelecektir.
AMB piyasaya “enflasyona karşı mücadele” ve “ekonomiyi canlandırma” adına sıcak para sürmeyi sürdürüyor ve piyasadaki spekülatif sermayenin artmasını sağlıyor. Sonuçta adı geçen ülkelerin kredibilitesi (güvenilirliği) bütün reyting ajansları tarafından düşürülmüş ve devlet tahvilleri için yıllardır “elden çıkarın” tavsiyesi verilmekte. Buna rağmen bu ülkelere kredi verilmesi spekülasyonların yeniden hız kazandığını ve faturanın yine emekçi halklara çıkartılacağı anlamına gelmekte.

¹Bkz.: www.heise.de, 29.12.2013 – kaynak Attac Avusturya

 
Devlet Borçları

Ülke 2007 2010 2013
Borç¹ Oran² Borç Oranı Borç Oranı Bütçe açığı²
AB 7311 %59,0 9861 %79,9 11386 %87,1 —
Euro-AB 5985 %66,2 7854 %85,5 8890 %92,6 —
Almanya 1579 %64,9 2059 %82,5 2147 %78,4 – %0,1
Fransa 1212 %64,0 1602 %82,7 1925 %93,5 – %4,2
Bir. Kraliyet³ 624,7 %44,5 1165 %78,4 1461 %90,6 – %6,3
İrlanda 47 %25,0 144 %91,2 203 %123,7 – %7,2
İspanya 381 %36,1 644 %61,7 961 %93,9 – %7,2
İtalya 1602 %103,6 1851 %119,3 2069 %132,6 – %3,0
Kıbrıs 9 %58,3 10,6 %61,3 18 %111,7 – %5,5
Portekiz 116 %68,3 162 %94,0 214 %129,0 – %5,9
Yunanistan 239 %105,4 329 %148,3 319 %175,1 – %13,1

¹ Milyar Euro olarak verilmiştir. 1000 milyar = 1 trilyon
² GSMH’ya oranla yüzde olarak verilmiştir.
³ Birleşik Kraliyet’teki borç verileri Pound olarak verilmiştir. 15 Mayıs 2014 itibariyle 1461 milyar Pound=1791 milyar Euro ediyordu.
Kaynak: Eurostat, 2013 için AB Komisyonu tahmini verileri; YH tarafından derlenmiştir.