Yanınıza kâr kalmaz beyefendi!

Ülke tarihinin en büyük işçi katliamını yaşadık geçtiğimiz hafta; adım adım geldiği belli olan ve ama önlem almak şöyle dursun, hükümetin, böylesi bir çalışma yaşamını övünerek savunduğu bir maden ocağında yüzlerce işçi katledildi… Okuyacağınız yazının kurgusu için yazarın türlü türlü cümleleri nihayetinde dönüp dolaşıp olması gereken yere geldiğinde düğümlenip kalmakta… Ve aslında bu yüzden yazar her daim aklında tuttuğu tek gerçekliği bir kere daha vurgulamak istemekte: Son cümleleri yazacak olan işçi sınıfından başkası değildir… Bu düşünceyle kaleme alırken yazımızı, en büyük yardımı da işçi sınıfının şairinden almak istiyoruz…
Nazım Hikmet’in, 55 yıl önce, dönemin hükümetinin ABD’nin isteğiyle Kore’ye gönderdiği Türk askerlerinden bir yedek subayın ağzından Adnan Menderes’e hitaben yazdığı şiiri, aslında, sömürü, kâr ve daha fazla kâr için emekçileri ölüme göndermekten imtina etmeyen sermaye yanlısı bütün iktidarlar için söylenmiştir… Şairin anısına saygıyla, dizelerini, bu kez sermaye yanlısı bir başka iktidarın; kâr, kâr ve daha fazla kâr hırsı konusunda kendisinden önceki iktidarları tamamen gölgede bırakan bir iktidarın; yurttaşlarını yerli ve yabancı sermayenin sınırsız kâr arzusuna kurban eden bir iktidarın Soma’da ölüme gönderdiği maden işçilerinin ağzından seslendirirsek Nazım’ın ölümsüz dizeleri bir kez daha amacına ulaşabilir ve meramımızı anlatabilir…)

gözlerinizin ikisi de yerinde, BEYEFENDİ
ellerinizin ikisi de yerinde, BEYEFENDİ
iki bacağınızın ikisi de yerinde, BEYEFENDİ

Biz Bursa’da, Tuzla’da, Kayseri’de, İstanbul’da, Adana’da ölürken; biz bir tekstil fabrikasında elyaflarla yanarken, bir kot taşlama atölyesinde ciğerlerimize kum dolarken, metrelerce yükseklikten yere düşerken, bir alışveriş merkezinin şantiyesinde yanarken, kolumuzu makineye kaptırırken, pres makinesine sıkışırken, üzerimize tonlarca toprak yığılırken ve yerin yüzlerce metre altında zehirlenirken ve yanarken biz; siz, gözlerinizle para sayıyor, ellerinizle bizim “kader”imizi belirleyen düzenlemeleri imzalıyordunuz! Ve bacaklarınız taşıyordu sizi bizim emeğimizin birikimiyle oluşan milyon dolarlık saraylarınıza…
benim gözlerimin ikisi de yok,
benim ellerimin ikisi de yok,
benim bacaklarımın ikisi de yok
ben yokum
beni, MADEN İŞÇİSİNİ, SOMA’DA harcadınız, BEYEFENDİ

Özelleştirerek “verimli” hale getirdiğiniz maden ocağında, işverenlerin her türlü “hassasiyetleri”ni dikkate alarak hazırladığınız iş sağlığı ve güvenliği hükümlerine dahi uymayan bir maden ocağında, “yetkililer”in “denetim”lerinden geçen bir maden ocağında, kömürün tonunun “maliyet”ini bilmem kaç dolara düşürmekle övünen bir maden ocağında harcadınız beni! 1862’de değil! 1913’te değil! 1960’ta değil! 2014’te harcadınız beni!

elleriniz itti beni ölüme, vıcık vıcık terli, tombul elleriniz; gözleriniz şöyle bir baktı arkamdan
ve ben YER ALTINDA YANARAK ölürken çığlığımı duymamanız için kaçırdı sizi bacaklarınız arabanıza bindirip”

“Cumhuriyet tarihinin en büyük özelleştirmeleri”ni gerçekleştiren iktidarınızla, taşeron çalıştırmayı yasallaştıran ve yaygınlaştıran iktidarınızla, ödünç işçiliği, kiralık işçiliği getiren iktidarınız, sermayenin her isteğini koşulsuz yerine getiren ve ama emekçileri kölece koşullarda çalışmak zorunda bırakan iktidarınızla, yoksulluğumuzun üzerine tahakküm kurarak ehveni şer için oylarımızı zapteden iktidarınızla ittiniz beni ölüme! Ve para ve daha fazla paraya teslim ettiğiniz ruhunuzla, cenazeye bile saygısı olmayan ruhunuzla, “ayakların baş olması”ndan korkan, korkusunu zaptedilemez öfkesiyle açığa vuran ruhunuzla kaçmaya çalışıyorsunuz!

ama ben peşinizdeyim, BEYEFENDİ! ölüler KORUMALARINIZDAN HIZLIDIR!
KAPKARA gözlerim, YANMIŞ ellerim, KAVRULMUŞ bacaklarımla peşinizdeyim.
diyetimi istiyorum, BEYEFENDİ! göze göz, ele el, bacağa bacak, diyetimi istiyorum!
alacağım da!
Ömer Furkan ÖZDEMİR (Araş. Gör., Kocaeli Üniversitesi)