Ticaret bölgesi savaşlarına doğru

 

ABD ile AB arasında Transatlantik Serbest Ticaret Anlaşması’nın (TTIP) imzalanması için taraflar arasında düzey görüşmeler devam ederken; Rusya, Beyaz Rusya ve Kazakistan arasında “Avrasya Ekonomik Birliği” kuruldu. Dünya ekonomisindeki rekabetin gelecekte asıl olarak bu iki birlik arasında sürmesi bekleniyor.
ABD ile AB arasında uzun zamandan beri Transatlantik Serbest Ticaret Anlaşması’nın (TTIP) imzalanması için görüşmeler yapılıyor. Atlantik’in her iki yakası arasında gümrüklerin kaldırılması, mal, hizmet ve sermaye dolaşımın serbest olacağı anlaşmanın hangi şartlarda ve nasıl imzalanacağı henüz belli değil. AB Komisyonu ve ABD yönetimi arasında yapılan pazarlıklardan sonra son halini alacak TTIP, daha sonra 28 AB ülkesinin parlamentosu tarafından imzalandıktan sonra yürürlüğe girecek. Milyonlarca insanın hayatını etkileyecek bu anlaşmanın halkın oyuna sunulması ise gündemde değil. Ancak, Atlantik’in iki yakasındaki ekonomileri, Rusya, Çin ve Hindistan’ın yükselişine karşı korumayı ve rekabet gücünü artırmayı hedefleyen bu anlaşmaya karşı uzunca bir süredir tepkiler yükselmiş durumda. ABD’deki kuralsız çalışma koşullarının Avrupa’ya taşınmasını da içeren TTIP’e karşı son zamanlarda sendikalar tarafından da eleştiriler yoğunlaştırılmış durumda.
Bütün bunlara rağmen, ABD ve Avrupa ülkelerindeki sermaye grupları, bu anlaşmadan kolay vazgeçecek gibi görünmüyor.

AVRASYA EKONOMİK BİRLİĞİ
ABD’nin Ukrayna ve Suriye üzerinden Rusya, Güney Çin Denizi üzerinden ise Çin’le siyasi ve askeri ilişkileri gerdiği şu dönemde, Rusya’nın öncülüğünde kurulan “Avrasya Ekonomik Birliği” (AEB) dünya ticaretinin gelecekte asıl olarak iki merkezde toplanacağının işaretlerini veriyor. Rusya, Beyaz Rusya ve Kazakistan arasında Mayıs ayının son haftasında Astana’da imzalanan anlaşmaya göre, Ocak 2015’den itibaren üye ülkeler arasında mal ve hizmet dolaşımı serbest olacak, enerji, sanayi ve ulaşım politikalarında da iyileştirmelere gidilecek. Her üç ülke arasında 2010’dan bu yana yürürlükte olan gümrük birliğinin derinleştirilmesi anlamına gelen anlaşmayla asıl olarak Avrasya’da AB’ye benzer yeni bir ekonomi merkezi oluşturuluyor. Gelecekte, bölgede Rusya ile yoğun ticari ilişkiler içerisinde olan başka ülkelerin de birliğe dahil olması bekleniyor. Bunların başında Ermenistan ve Kırgızistan geliyor. Daha önce Ukrayna’nın da birliğe dahil olması planlanmıştı. Ancak, Batı yanlılarının yaptığı darbeden sonra planlar geçersizleşmişti.
Hiç şüphe yok ki, AEB ne AB ne de TTIP ile ekonomik açıdan ciddi şekilde rekabet edebilecek bir birlik. AEB’nin toplam ekonomik gücü 2.7 katrilyon iken, TTIP’nin 16 katrilyon. Keza nüfus bakımından da büyük farklılık bulunuyor. Hal böyle olunca Rusya öncülüğünde kurulan AEB, asıl olarak Rusya’nın diğer emperyalist güçlerle mücadele etmek için ekonomik olarak elini güçlendirmeye yönelik bir hamle olarak görülebilir. Çin’in bu birliliğe dahil olması ise güçler dengesini değiştirebilecek bir hamle olabilir. Çin ile Rusya arasındaki çelişkiler ve rekabet şu anda bunu gerçekleştirmesini engellemiş durumda. Ne var ki, gelecekte ABD’nin bölgedeki işbirlikçileriyle birlikte Çin’i sıkıştırmaya başlaması durumunda, kendisini kurtarmak için bu birliğe dahil olması kuvvetle muhtemel görünüyor. Dahası AEB üyeleri Rusya ve Kazakistan enerji kaynağı açısından hem Çin hem de AB ekonomisi için büyük bir önem taşıyorlar. Bu nedenle AEB’nin en güçlü silahının doğalgaz ve petrol kaynakları olacağı açıktır. Bu açıktan Rus basının AEB’yi “Küresel anlamı olan bir sansasyon” olarak değerlendirmesi boşuna değildir.

YENİ BİR “SOVYET” HAYALİ Mİ?
Rusya öncülüğünde AEB’nin kurulması Avrupa basını tarafından daha çok “Putin’in Sovyetler Birliği hayali” şeklinde verildi. Atılan adımın bu yönde atılmış küçük ancak önemli bir adım olduğuna dikkat çekildi. Rusya’nın TTIP’ye ve AB’ye bir yanıtı olarak da okunabilecek olan Avrasya Ekonomik Birliği, aynı zamanda Rusya’nın diğer emperyalist devletlerle ekonomik alanda da rekabet içerisinde olacağı ve kolay bir şekilde teslim olma niyetinde olmadığını mesajı olarak değerlendirilebilir. Zira, özellikle Ukrayna ekseninde taraflar arasında yaşanan tartışmalar ve karşılıklı hamleler, ilişkilerin bundan sonra yumuşama yerine sertleşerek süreceğini gösteriyor. Almanya ise bu ilişkiler içerisinde TTIP’nin getireceği büyük yararlardan ötürü kararını ABD ile birlikte hareket etmekten yana vermiş görünüyor.
Enerjide Rus-Çin anlaşması,

AEB’nin imzalandığı günlere yakın dönemde Rusya ve Çin yetkilileri arasında imzalanan enerji anlaşması da gelecek politikaları açısından büyük bir önem taşıyor. 10 yıl süren pazarlıkların ardından imzalanan tarihi doğalgaz anlaşmasının toplam değeri 400 milyar dolardan fazla.
Anlaşmaya göre Rusya 2018’den itibaren 30 sene boyunca Çin’e her yıl 38 milyar metreküp doğalgaz satacak.
Gazprom ve Çin Ulusal Petrol Şirketi yetkilileri anlaşmayı, Rusya lideri Vladimir Putin’in iki günlük Çin gezisinin bitimine saatler kala imzaladı. İmza törenine Putin’in yanı sıra Çin Devlet Başkanı Şi Cinping de katıldı.
Ukrayna’daki kriz nedeniyle Avrupa ülkelerinin muhtemel yaptırımları ile yüz yüze olan Rusya’nın, gaz için alternatif piyasalar aradığı biliniyordu. Rusya ve Çin arasındaki pazarlıkların uzamasının temel nedeni ise Pekin’in Rus gazını daha ucuz fiyattan satın almakta ısrar etmesiydi. Çin en fazla gazı Türkmenistan’dan alıyor
İki ülke arasında yapılması planlanan yeni boru hattının maliyetinin 22 ile 30 milyar dolar arasında olması bekleniyor. Rusya ve Çin arasındaki „Sibirya’nın gücü“ adlı boru hattının inşaatı ise 2007’de tamamlanmıştı. Çin halen Rusya’nın en büyük ticari ortağı. İki ülke arasındaki ticaret hacmi geçen yıl 90 milyar dolara ulaşmıştı. Moskova ve Pekin yönetimleri bu rakamı 10 yıl içinde 200 milyar dolara çıkarmak istiyor.