Fiesta Köln’de üretilecek

Geçtiğimiz yılın son aylarından bu yana 35 yıldır Köln’de üretilen Fiesta modelinin nerede üretileceği muammaydı. 9 Haziran günü yapılan işyeri toplantısında muammaya son verildi. İşyeri Temsilciliği Başkanı Martin Hennig, Fiesta üretimin Köln’de kalacağı müjdesini, “Köln Ford’un taksitle ölümüne neden olacak bir gelişmeyi engelledik, Fiesta üretimi Köln’de kalacak” sözleriyle verdi.

Bütün yerel ve ulusal gazeteler, Hennig’in bu sözlerinin işçiler tarafından ayakta alkışlandığı duyurdular. İşçilerin alkışları arasında Focus ve C Max üretiminin de Saarlouis’de kalacağı açıklandı.

DEMEK Kİ REKABET GÜCÜMÜZ İYİYMİŞ

FAZ gazetesi, “Demek ki Romanya gibi düşük ücretli bir ülkeyle dahi rekabet edecek gücümüz varmış” diye sözleşmeyi yorumlarken, “işçi ve işveren tarafı istediğinde her şey olabiliyor. Yeter ki kimse kendi katkısını mevcut durumu korumakla sınırlı görmesin” görüşünü savundu.

Handelsblatt gibi ticaret haber ağırlıklı yayınlar da sözleşmeyi, “Üretim merkezi Almanya’nın bütün yeteneklerini henüz ortaya koymadığının belgesi” olarak değerlendirdi. Buna göre Almanya’daki fabrikalar akılcı çözümlerle, sadece Doğu Avrupa ülkeleriyle değil çok rahat Orta ve Güney Asya ülkeleriyle de rekabet edebilecek durumdalar.

AKILCI ÇÖZÜMLER…

Tabi bu durumda Fiesta’nın Köln’de kalması için üretilen “akılcı çözümlere” bakmakta fayda var. Halen 4 bin 100 işçi tarafından üç vardiyada üretilen Fiesta modeli, 2017 yılından itibaren iki vardiyada üretilecek: Sabah ve öğlen vardiyası. Y bölümünde o güne kadar gece vardiyasında da çalışan işçilerin bir bölümü 2017 başından itibaren W bölümünde motor üretiminde çalışacaklar. Planlara göre 2017’den itibaren W bölümünde üretim artacak ve dolayısıyla gece vardiyasında da normal üretim yapılacak; çalışanların sayısı da artacak.

Bu çözümde “akıllı” olan ise şu: Üretimin ihtiyacına göre günlük çalışma süreleri yarım saat aşağı veya yukarı çekilebilecek. Yani günde bir saat daha fazla veya az üretim yapılabilecek. Bunun yanı sıra Fiesta’ya olan rağbet beklenildiğinden daha fazla artarsa şirket yönetimi ek vardiyalar (Cumartesi) yürürlüğe koyabilecek.

İşçilerin yaptıkları eksi veya artı fazla mesailer özel havuzlarda biriktirilecek ve ihtiyaç halinde, üretim aşağı düştüğü zaman, gün veya saat olarak kullanılabilecek.

Yani artık Ford’da bu adımla “nefes alan fabrika” modeline resmen geçmiş oldu.

Ayrıca işçilere 25 yıldan itibaren ‘jübile’ dönemlerinde ödenen bir aylık ek ücret ve bir gün izinde silinecek.

İŞ BASKISI ARTACAK!

Şimdiye kadar Y bölümünde yürürlükte olan üç vardiya modeliyle üretimdeki iniş çıkışlara yeterli düzeyde yanıt verilmediğini bildiren Ford yönetimi, “Eski modelde siparişler azaldığında banttaki üretim taktı aşağı çekiliyor, siparişler arttığında ise yükseltiliyordu. Fakat işçiler buna çabuk ayak uyduramıyorlardı, özellikle üretim taktının yükseltilmesine alışmak zor oluyordu. Yeni modelde bu sorun tamamen ortadan kalkacak – çünkü üretim taktı hep aynı kalacak” diyor.

Bu da gerçekte iş baskısının sürekli artması anlamına geliyor. Nitekim normal günlerde üretim mümkün olan en yüksek tempoyla devam ederken siparişlerin artması durumunda aynı tempoda yarım saat daha fazla çalışılacak. Siparişler azaldığında ise yine yüksek tempoyla günde yarım saat az çalışılacak. Siparişler iyice azaldığında günlük çalışma süreleri daha da aşağı çekilebilecek hatta tam gün çalışılmadığı günler bile gündeme gelebilecek.

Ford Almanya şefi Bernhard Mattes sözleşmeyi yorumlarken şu görüşlere yer verdi: “Varılan anlaşma şimdiye kadar mümkün olandan daha esnek ve az masrafla üretim yapmamıza olanak sunuyor. 2017-2021 arasında tasarruf edilecek miktar 400 milyon dolar (295 milyon Euro) düzeyinde olacak, bu gerçekten ciddi bir rakam.”

Şimdiye kadar Y bölümünde üç vardiya çalışan işçiler aylık olarak ortalama 500 Euro daha fazla ücret alıyorlardı. 2017’den itibaren, gece vardiyasının düşmesiyle birlikte ücretler ister istemez 500 Euro azalacak.

AKILLI ÇÖZÜMLER BU KADAR MI..?

Uzun bir süredir zarar eden Ford Avrupa, üretim kapasitesini  yüzde 20 civarında aşağı çekeceğini geçtiğimiz yıl açıklamıştı. Bunun üzerine Güney İngiltere’de bin 400 işçinin çalıştığı (Southam ve Dagenham) fabrikalar kapatılmıştı. Bu yılın sonunda ise Belçika’da (Genk) 4 bin 500 işçinin çalıştığı fabrika kapatılacak. Böylece 5 bin 900 işçi işten atılacak. Bunun yanı sıra bürolarda çalışanlar arasında gündeme getirilen paralı çıkışlarla birlikte Ford’dan atılanların sayısı 6 bin 500’e çıkacak.

Ford patronlarının akılcı çözümleri bununla sınırlı değil tabi. Avrupa’da VW’den sonra ikinci büyük tekel konumunda (Avrupa’daki satışlar açısından) olan Ford, bu pozisyonunu sadece korumakla yetinmek istemiyor. VW’yi geçme gibi bir hayal içinde olmayan Ford patronları, arkadan gelenlerle arayı açarak, pozisyonlarını sağlamlaştırmayı planlıyorlar.

Kısa bir süre önce Opel’in VW’den sonra ikinci büyük tekel olma hedefini WSJ gazetesine yorumlayan Ford Almanya şefi Mattes, “Şüphesiz Opel iyi adımlar attı. Ama biz çok daha iyi bir pozisyondayız. Ayrıca biz sadece daha fazla araç satmak için değil araç başına daha fazla kâr yapmayı da hedefliyoruz” dedi.

ABD merkezli tekelin Avrupa’da 2013 yılını 1,2 milyar Euro zararla kapadığını söyleyen Mattes, fabrikaların kapatılması ve imzalanan bu sözleşmeyle 2015 yılından itibaren yeniden kâr eder hale gelmeyi hedeflediklerini söyledi. Mattes’in sözlerine göre “tekelin üretim tesislerindeki tercihinin önümüzdeki yıllarda da Almanya’da kalabilmesi için özellikle kâr marjının yükselmesi gerekiyor.”

Köln’deki fabrikanın bütün otomobil fabrikaları arasında en modern ve en verimlilerinin başında geldiğini söyleyen Mattes, “Ama burada da yapılacak daha çok şey var” diyerek işçiler üzerindeki baskının artarak devam edeceği mesajını verdi.

EN AZINDAN İŞYERLERİ KURTULDU…

Şüphesiz, hem IG Metall’in hem de tekel yönetiminin açıklamalarında söyledikleri gibi, Fiesta üretimi Romanya’ya kaydırılsaydı 4 bin 100 işçinin işsiz kalmaları gündeme gelecekti. Tabi bu varsayım işçilerin ve sendikalarının hiç direnmemeleri durumunda böyle olacaktı. Geçmişte değişik birçok örnekte olduğu gibi Köln’de de ciddi bir mücadeleyle işyerleri korunabilirdi.

İmzalanan sözleşmeyle işyerlerinin 2021 yılına kadar korunduğunu söylemek de tam gerçeği yansıtmıyor. Çünkü sözleşmede, “işletmeden doğan zorunluluklar nedeniyle işten çıkarma olmayacak” deniliyor.

Ama bu, başta Y bölümü olmak üzere, üretimdeki işçi sayısının 2021 yılına aynı seviyede kalacağı anlamına gelmiyor. Nitekim sözleşmede işçi sayısındaki “doğal azalmaların” (emeklilik vb.) devam edeceği ve “doğal” yoldan boşalan işyerlerine yeni işçi alınmayacağı da bildiriliyor. Kısacası genç kuşaklar için Ford’da iş bulmak daha da zorlaşacak.

Sözleşmenin belki de en önemli maddelerinden biri olan, “taşerona devredilen işlerin geri alınması” konusunda ise ne İşyeri Temsilciliği ne de IG Metall tarafından net bir şey söylenmemesi dikkat çekiyor. Yeni düzenlemeyle “fazla” görünen Ford’un kadrolu işçileri için daha önce taşerona devredilen işlerin geri alınmak istendiği biliniyor. Peki, yıllardır taşeron firmalarda çalışan işçilerin işlerini kaybetmeleri hakkında ne denilecek.

Görüldüğü gibi imzalan sözleşme ilk etapta “kurtuluş” gibi kutlansa da incelendiğinde ve üzerine kafa yorulduğunda Ford’ta ve Ford’a bağlı çalışan taşeron firmalardaki işçiler açısından o kadar da parlak bir sözleşme değil. Ayrıca bu arada Opel örneği de unutulmamalı. Yıllardır işyerlerini güvenceye alma adına Opel Bochum temsilciliği, IG Metall’in de katkısıyla birçok sözleşmenin altına imza atmıştı. Ama bütün bu sözleşmeler, feragatler fabrikanın taksit taksit kapanmasını engelleyemedi.

(Serdar Derventli)

 

IG METALL: Köln için iyi bir gün…

IG Metall Köln-Leverkusen Şube tarafından 10 Haziran günü tarafından yapılan açıklamada bir değil, iki değil tam üç müjde verildi!

– Ford’da 2021 yılına kadar iş güvencesi

– Deutz AG’de 2018 yılına kadar iş güvencesi

– Eisenwerk Brühl bunlardan faydalanacak.

Ford işyeri temsilciliğinin birçok direnişe(?) karşın Köln üretim merkezini korumayı başardığını bildirilen açıklamada, “Temsilciliğin yanı sıra şirketin Almanya ve Avrupa yönetimi, Amerika’daki şirket merkezini bu tür bir çözüme ikna edebilmek için çok uğraştı” denildi. İşçilerin yapmak zorunda oldukları feragatlere kısaca normal bir durummuş gibi değinilen açıklamada, “En önemlisi IG Metall’in imzaladığı sözleşme olduğu gibi kalacak” denildi.

Ford’a bağlı olarak demir döküm fabrikasında işyerlerinin güvenceye alındığı bildirilen açıklamada, “Ford motor bölümünde üretimin artması aynı zamanda Eisenwerk Brühl’de dökümü yapılan motor sayısının da artacağı, dolayısıyla işyerlerinin güvenceye alındığı anlamına geliyor” denildi.

Almanya’nın en büyük bağımsız motor üreticisi olan Deutz AG’de de işyeri güvenlik sözleşmesiyle 2018 yılına kadar işyerlerinin güvenceye alındığı bildirilirken, işçilerin buna karşılık neden feragat ettikleri konusuna hiç girilmedi. Deutz AG ile ilgili olarak da sadece “burada da en önemlisi IG Metall’in imzaladığı sözleşme olduğu gibi kalacak” denildi.