Gauck ‘savaş borozanı’ gibi

Dört ay önce Münih’te yapılan NATO Güvenlik Konferansı’nda, “Almanya’nın bir ada olmadığını” ve “Alman Ordusu’nun yurtdışı operasyonlara daha aktif katılması gerektiğini” söyleyen Cumhurbaşkanı Joachim Gauck, aynı yöndeki açıklamalarına devam ediyor. Resmi temaslarda bulunmak üzere Norveç’e giden Gauck, Almanya’nın genel olarak yurtdışında askeri müdahalelere katılmamazlık yapamayacağını söyleyerek, “Demokrasi ve insan hakları için, suçsuz insanların yaşayabilmesi için silahlı müdahale yapılmalıdır. Bu nedenle toptan bir şekilde yurtdışındaki askeri operasyonlara karşı çıkılmamalı” dedi.

Gauck, Almanya’ya döndüğünde Deutschlandradio’ya verdiği demeçte aynı yöndeki açıklamalarına devam etti ve Almanya’nın Avrupa ülkeleriyle birlikte yurtdışındaki operasyonlara katılması gerektiğini savundu. Göreve geldiğinden bu yana Alman ordusunun, Alman sermayesinin çıkarları temelinde daha militarist dış politika izlemesi gerektiğini savunan Gauck, adeta “savaş borozanı” gibi. Alman halkının üçte ikisinden fazlası yurtdışına asker gönderilmesine karşı çıkmasına rağmen Gauck’un tersi yönde açıklamalarda bulunması, halkın değil sermayenin çıkarlarını gözettiğini gösteriyor.

En önemlisi de basın ve siyaset dünyasında Gauck’un bu militarist içerikli açıklamalarına tepkinin oldukça sınırlı olması. Halbuki, bundan dört yıl önce eski Cumhurbaşkanı Horst Köhler, Afganistan’a yaptığı ziyaret sırasında Gauck’un yaptığı açıklamaların bir benzerini yaptığı için gelen tepkiler üzerine istifa etmek zorunda kalmıştı. Köhler, ordunun görevinin Alman sermayesinin çıkarları temelinde ticaret yıllarının güvenliğini sağlamak olduğunu söylemişti. Bu konuşmanın basına yansıması üzerine pek çok kesimden eleştiriler gelmiş ve sonunda Köhler istifa etmek zorunda kalmıştı.

İNSAN HAKLARI BOMBALARLA KORUNAMAZ

Gazetelerin çoğu sadece Gauck’un söylediklerini sıradan bir haber olarak geçmeyi tercih etti. Alman ordusunun yurtdışında operasyonlar düzenlemesine karşı çıkmayan CDU/CSU ve SPD de, konuyla ilgili resmi bir açıklamada bulunmadı. SPD Dışpolitika Sözcüsü Rolf Mützenich, Spiegel Online’ye yaptığı açıklamada, ordunun ihtiyaca göre hareket ettiğini, bunun da doğru bir politika olduğunu savundu. Yeşiller Partisi ise askerin yurtdışına gidişinin genel olarak reddedilmemesi gerektiği yönündeki açıklamayı olumlu değerlendirirken, açıklamanın genel yönelimini sorunlu bulduğunu açıkladı. Yeşiller Meclis Grubu Güvenlik Politikası Sözcüsü Agnieszka Brugger, “Almanya’da askeri müdahalelerden geri durma konusunda iyi bir kültür var. Askeri müdahaleler dış politika için normal bir durum olmamalı” dedi.

Gauck’un açıklamasına en sert tepkiyi beklendiği gibi yurtdışına Alman askerlerinin gönderilmesine karşı çıkan Sol Parti verdi. Meclis Grubu Sözcüsü Jan van Aken yaptığı açıklamada, Gauck’un savaş kışkırtıcılığı yaptığına dikkat çekerek, cumhurbaşkanının yurtdışına asker göndermeyi normal bir durum olarak göstermeye çalıştığını söyledi. (YH)

 

İnsan haklarının ihlal edildiği ülkelere silah satışında rekor

Dünya silah pazarında ABD ve Rusya’dan sonra üçüncü sırada yer alan Almanya, insan haklarının ihlal edildiği otoriter rejimlere silah satmaya devam ediyor. Hükümet tarafından yayınlanan 2013 silah satış rapora göre, geçtiğimiz yıl içerisinde toplam 8 milyar 340 milyon Euro’luk silah satışı için onay verildiği ve aynı yıl içerisinde 5 milyar 850 milyon Euro’luk satışın gerçekleştiği açıklandı. Çoğunluğu CDU/CSU-FDP hükümeti tarafından onaylanan silah satışı, bu yılın başında da aynı hızla devam etti.

2013’deki silah satışı, ilk silah satış raporunun yayınlandığı 1999’dan bu yana en yüksek düzeye ulaşmış oldu. Diğer bir deyişle silah satışında geçen yıl tam anlamıyla bir rekor kırıldı. Raporda, Almanya’dan silah alan ülkeler şöyle sıralanıyor: “ABD, Cezayir, Katar, Suudi Arabistan ve Endonezya”. Satışın yapıldığı ülkelerin üçte ikisi NATO ve AB üyesi olmayan ülkeler. Bu da asıl olarak gerilim ve çatışmaların olduğu, insan haklarının ihlal edildiği bölgelerdeki ülkelere silah satıldığı anlamına geliyor.

Ayrıca bu yılın ilk dört ayında da “üçüncü ülkeler” olarak adlandırılan (Bunlar arasında Katar ve Ukrayna dikkat çekiyor) 128 milyon Euro’luk satış yapılmış. En çok satılan silahlar ise şunlar: “Panzer, askeri elektronik cihazlar, bombalar, denizaltılarda füze olarak kullanılan torpidolar ve roketler.”

Almanya’nın en çok silah sattığı ülkeler sıralamasında üçüncü ve dördüncü sırasında yer alan Katar ve Suudi Arabistan’ın Suriye’de radikal dinci örgütleri silahlandırma yoluyla Esad rejimini devirmeye çalıştığını biliniyor.

Böylece Almanya tarafından Katar ve Suudi Arabistan’a satılan silahların IŞİD ve El Nusra gibi radikal dinci örgütlere verildiği konusundaki görüşleri pekiştiriyor.

Suudi Arabistan ve Umman, Almanya’dan 21 bin 400 adet uzun namlulu silah satın almış. Alman silahlarının gittiği ülkelere bakıldığında bunların sadece feodal, gerici rejimler tarafından kullanılmadığı, ayrıca değişik kanallardan terör örgütlerine iletildiği tahmin ediliyor. (YH)