Keup’teki büyük festivalden geriye kalanlar

Bundan 10 yıl öncesine kadar, yani 9 Haziran 2004’te kadar genellikle “nabız yoklama”, “görüş alma”, “kendini gösterme” yeri olarak görülen Keup Caddesi’nin kendisi olay yeri oldu. Eski kablo fabrikasının üzerinde olduğu Schanzen Caddesi’nden bir bisiklet üzerinden getirilen çivili bomba, Türkiyeli esnafların bulunduğu bölümünde bir berber dükkanın önüne bırakıldı. Ve saatler 15.10’u gösterdiğinde uzaktan kumandayla patlatılan bombadan saçılan 10 santimlik çiviler 22 kişiyi yaraladı. İlk kez böylesine büyük bir patlama oluyordu Keup Caddesi’nde.

Kim yaptı, hedef kimdi, neden yapıldı.. sorularının havada uçuştuğu saatlerde dönemin İçişleri Bakanı Otto Schily, kameraların karşısına geçerek, “bu bir ırkçı terör saldırısı değildir, olsa olsa Türkler ve Kürtler arasındaki bir çatışmadan kaynaklamıştır” diyerek, o günkü sıcak tartışmalara noktayı koymuştu. Böylece, caddedeki Türkler ve Kürtler birbirini suçlamış, zanlı ilan etmiş, polis de bunun üzerine basılmadık ev, ifadesi alınmadık esnaf ve cadde sakini bırakmamıştı.

Ne var ki, 4 Kasım 2011’de Eisenach’ta bir karavanın içinde ölü bulunan iki Uwe, ardından Zwickau’da havaya uçurulan evin içinde bulunanlar, Keup’a bombanın, NSU diye adlandırılan ırkçı terör örgütü tarafından konulduğunu ortaya çıkaracaktı.

En önemli ayrıntılardan biri ise, bombanın patladığı sırada iki polisin olay yerinde olduğuydu, ve yetkililerce saklanan bu gerçek, aylar sonra zar zor kabul edilmişti..

İnkar edenlerin başında elbette o dönem Köln Valisi olan Jürgen Roters geliyor. Neden olay günü polisin iki polisin olay yerinde olduğu aynı gün açıklamadığının sorusuna elbette Roters’in de kendi açısından bir yanıt vermesi gerekiyor.

BİR FESTİVAL, İKİ DEVLET VE BİR ÜLKE

Keup Caddesi’ne yönelik yapılan bombalı saldırının 10. yılında yapılan “Birlikte-Zusammenstehen” festivali, gerçekten de yerli ve göçmenler açısından ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına birlikte karşı çıkma konusunda önemli mesajlar veriyordu. İki gün boyunca, hem de çoğunluğu Alman olmak üzere onbinlerce insanın Keup Caddesi’nde gelerek Türkiye kökenlilerle birlikte olduğunu, ırkçılığa karşı çıktığını ifade etmesi oldukça anlamlı ve önemli. Keza aynı şekilde Almanya’nın en çok tanınan sanatçılarının sahneye çıkması, mesaj vermesi de öyle…

Ancak, festivali düzenleyenlerin, kilit konuşmaları yapanların hiç de vatandaşlar gibi temiz ve saf duygulara-düşüncelere sahip olmadığına da tanık olduk.

Birincisi: Neredeyse yapılan hiç bir konuşmada, 10 yıl önce gerçekleştirilen saldırının polisin gözlerinin önünde olduğuna değinilmedi. Dahası, Köln valiliği, emniyet müdürlüğü ve eyalet içişleri bakanlığının, olay anında iki polisin olay yerinde bulunmasıyla ilgili neden uzun süre sessiz kaldığı konu edilmedi.

Bu açıdan bakıldığında ırkçılığa karşı festivalde polis hesap vereceğine bol bol alkış adlı! Dolayısıyla etkinlik bir yanıyla Köln ve eyalet polisini aklamaya dönüştürüldü. Festivalde polis adeta onurlandırıldı. TRT Korosuyla, Eyalet Polis Korosu birlikte sahne alarak, müzik yaptılar. Böylece göçmen vatandaşa ve esnaflara, “Bak, polis de bizimle birlikte türkü söylüyor. Ne güzel. Helal olsun” dedirtildi. Polis sadece sahnede değil aynı zamanda toplantılarda da aklandı. Örneğin, Köln Entegrasyon Meclisi tarafından düzenlenen toplantıya davet edilen Köln Emniyet Müdürlüğü temsilcisi, geçiştirme bir kaç cümleyle Keup saldırısı sırasında polisin hata yaptığını dile getirdikten sonra, bundan ders çıkardıklarını ve yerelle-eyalet polisi arasındaki ilişkileri güçlendirdiklerini söyledi. Dahası, bundan sonra emniyet müdürlüğünün kapılarını göçmenlere açacaklarını ve daha fazla göçmen genci polis yapacaklarını dile getirdi.

Burada da, eleştirilmesi, hesap vermesi gereken emniyet müdürlüğü, tersine alkışlandı. Yine bu toplantıda da, Keup esnaflarından Ali Demir’in dışında hiç kimse polisin bombalı saldırı sırasında olay yerinde olduğuna değinmedi. Üstelik, Ali Demir’in bunu dile getirmesinden rahatsız olanlar oldu.

ÖLDÜRÜLEN SADECE 8 TÜRK MÜ?

Festivalin en yankı yaratan sözünü elbette Adalet Bakanı Heiko Maas yaptı. Devlet adına ırkçı cinayetlerden ötürü utanç duyduğunu söyledi. Keza Cumhurbaşkanı Joachim Gauck da konumu gereği birleştirici mesajlar vermeye özen gösterdi. Ama en dikkat çeken konuşmalardan birini, Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Hüseyin Avni Karslıoğlu yaptı. Karslıoğlu, 8 Haziran Pazar günü düzenlenen açılış etkinliğinde yaptığı Almanca konuşmada bir kaç kez “Öldürülen 8 Türk” dedi. Öldürülen Yunan Theodoros Boulgarides ve Alman polis memuru Michaele Kieserwetter’i saymaması pek çok kişi tarafından şaşkınlıkla karşılandı. Bu sayı eğer bir-iki kez söylenmiş olsaydı, “dil sürçmesi” denilip geçilebilirdi, ancak bütün konuşma boyunca öldürülen 8 Türk’ten söz etmesi, elbette kabul edilebilecek bir durum değil. Hatta, bazı Alman politikacıların değişiyle “skandal”dı.

Onbinlerce Alman’ın NSU tarafından öldürülen, bombalanan insanlar için bir araya geldiği gün, elçinin sadece “Öldürülen Türklerden” söz etmesi, Türkiye kökenli göçmenler arasında, Alman toplumuna karşı duyulan önyargı ve güvensizliği derinleştirme  anlamı taşıyor.

Ama; resmi kurumların ve ağızların kendilerine göre ortamı değerlendirme girişimlerine rağmen, farklı uluslardan ve inançlardan onbinlerce insan, çok sayıda sanatçı ve aydın üç gün boyunca bundan sonra da birlikte durmaya kararlı olduğunu gösterdi. En büyük kazanım ve mesaj da zaten budur.

Yücel Özdemir

(1)  Wikipedia

 

 

Wolf’tan Keup’e giden yol

 

Köln’ün Mülheim semtinde bulunan Keupstr (Koyp), eskiden beri Almanya’nın en çok tanınan “göçmen sokaklarından” birisi. Göçmenlerle, Türkiye kökenlilerle ilgili önemli bir konu ya da olay oldu mu, büyük televizyon kanalları ya da gazeteler hemen yönlerini bu sokağa çevirir, oradan haber verirlerdi. Bu nedenle sokak sadece uzunluğu 800 metre olan bir caddenin de ötesine çıkmış, bir “nabız yoklama”, “olay yeri” haline gelmişti.

Bugün göçmenler için önemli bir sokak olan Keupstr, eskiden ise işçiler için önemliymiş. 19. yüzyıla kadar sokağın adı “Wolfstrasse” imiş. (1) 1857’de ise sokağın adı “Keup” olarak değiştirilmiş. Değiştirilme nedeni de ilginç. Bir tahıl tüccarı olan Kapsar Keup’un eşi Maria Sybilla Petronella Keup’un maddi desteğiyle bölgede “Dreikönigen-Hospital” kurulmuş. Bu maddi desteğin karşılığında caddenin adı “Keupstrasse” olarak değiştirilmiş. Caddede genellikle değişik fabrikalarda çalışan işçiler oturuyormuş. Caddenin yanı başındaki Schanzen Caddesi’ndeki “Felten & Guilleaume” kablo fabrikasındaki işçilerin bir kısmı Keup’ta ikamet ediyordu. Bu durum İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra da devam etti. Göçle birlikte kablo fabrikasının Türkiye başta olmak üzere değişik ülkelerden işçi almaya başlamasıyla birlikte, fabrikanın yanı başında olması nedeniyle fiyatların düşük olmasından ötürü sokakta oturanların arasında Türkiye kökenlilerin sayısı yavaş yavaş artmaya başladı. Sonraki yıllarda ise Türkiyeliler tarafından açıklan dükkanlar, lokantalar, kahveler… çoğalmaya başladı.

Ve dünden bugüne yaşanan değişim sonucunda Keup Caddesi esnaflarının neredeyse yüzde 100’ünü Türkiye kökenliler oluşturmakta.

 

 

Onbinler ırkçılığa karşı buluştu

 

Keup Caddesi esnaflarının bir araya gelerek kurduğu girişim grubu tarafından çağrısı yapılan, Köln Belediyesi başta olmak üzere pek çok kurum ve kuruluş tarafından desteklenen ve “Birlikte-Zusammenstehen” sloganıyla yapılan etkinliklere üç gün boyunca 170 binden fazla insan katıldı.

Keup Caddesi’nde bulunan işlerlerinde ve Sanat Evi’nde (Schauspiel Haus) yapılan değişik toplantılarda ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve faşist terör örgütü NSU’nun neden göçmen esnafları katlettiği üzerinde duruldu. Almanya’nın tanınmış sanatçılarının, aydınlarının katıldığı toplantılarda ırkçılığa karşı birlikte hareket edilmesi çağrısı yapıldı. Özellikle Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde devam eden NSU Davası’ndaki gelişmeler hakkında avukatların katıldığı toplantılara ilgi yoğun oldu. Gün boyunca Keup Caddesi’nde esnafların açtığı yiyecek-içecek standlarını dolaşan insanlar, bu vesileyle bir zamanlar “tehlikeli” olarak gösterilen caddede güzel bir gün geçirdiler.

Etkinlikler dizisi Pazar günü yapılan büyük konserle doruğa ulaştı. Türkiye ve Almanya’dan tanınmış sanatçıların davet edildiği konsere 100 binden fazla insan katılarak ırkçılığa karşı anlamlı mesaj verdi. Konsere Türkiye’den Aynur, Sertap Erener ve Zülfü Livaneli de katıldı.

Etkinliğe Cumhurbaşkanı Joachim Gauck da katılarak ırkçılığa karşı birlikte mücadele etme yönünde masajlar verdi. Önce Keup Caddesi’ni ziyaret eden ve saldırıda mağdur olan esnaflarla görüşen Gauck, ayrıca vatandaşlarla da fotoğraf çektirdi. Konser için kurulan büyük sahnede bir konuşma yapan Gauck, NSU’nun Keup Caddesi’nde yönelik yaptığı saldırının 10. yılında yapılan bu etkinliğin caddeye, Köln’e ve bütün Almanya’ya büyük bir hediye olduğunu ifade ederek, “Başkalarına yapılan saldırılara karşı ayağa kalkanlara saygı duyuyorum. Her gün önyargıları kırmak için bir şeyler yapmalıyız. Örneğin günlük yaşamda yapılan ırkçı fıkralara gülüp geçmeyelim, tepki gösterelim” dedi.

Etkinlikte ayrıca NSU tarafından katledilen ilk Türkiye kökenli esnaf olan Enver Şimşek’in kızı Semiya Şimşek de bir konuşma yaparak, her alanda ırkçılığa karşı mücadele çağrısında bulundu.

22 KİŞİ YARALANMIŞTI

10 yıl önce Keup Caddesi’nde yapılan saldırı sırasında 22 kişi yaralanmıştı. Saldırıdan kısa bir süre sonra saldırganlara ait kamera görüntüleri ortaya çıkmış ve saldırganların yabancı değil Alman görünüşlü olduğu ortaya çıkmıştı. Ancak buna rağmen soruşturma saldırının ırkçılar tarafından yapılmış olabileceği yönünde derinleştirmek yerine, Türkiyeli esnaflar arasındaki bir hesaplaşma olduğu iddia edilmişti.

Halen Münih’de görülmekte olan NSU Davası kapsamında ele alınması beklenen Keup Caddesi’yle ilgili saldırını görüşüleceği duruşmalara, Köln’den yoğun katılım olacak. (YH)