Opel Bochum’da son raunt

Bu yılın sonunda kapanması karar altına alınan Opel Bochum’da işçiler boş vaatlerle hala oyalanıyorlar. Mücadeleci gelenekleriyle ünlü olan Opel Bochum işçileri tekel yönetimi ve sendika yönetimi tarafından adeta cezalandırılıyorlar. Diğer yandan Opel’in kapanmasından etkilenecek olan fabrikalarda mücadele eğilimi güçleniyor.

Pazartesi günü (16 Haziran) Dortmund Westfalenhalle düzenlenen ve iki bin civarında Opel işçisinin katıldığı işyeri toplantısında işçilere gerçekten yeni bir teklif yapılmadı. Bu yılın sonunda Opel Bochum’da üretim durmasıyla birlikte binlerce Opel işçisini işsizlik ve ardından yoksulluk bekliyor.

YENİ BİR TEKLİF YAPILMADI!

Mart 2013 yılında Bochum’un yanı sıra Rüsselsheim ve Kaiserlautern’deki fabrikalarda işçiler arasında bir oylama yapılmıştı. Opel’in yeniden yapılanması ve rekabet gücünün artırılması için işçiler birçok haklarından feragat etmeleri istendiği gibi Bochum’daki fabrikanın da kapatılmasına işçilerin onaylaması isteniyordu.

Rüsselsheim ve Kaiserlautern’deki işçiler tekel yönetiminin ve sendika yönetiminin, “Bochum kapandığında diğer fabrikalarda işler güvenceye alınacak” vadine inanarak söz konusu plana onay vermişlerdi. Tekel yönetiminin ve işbirlikçi sendika yönetiminin baskılarına ve “yüksek tazminat” vaatlerine karşın Bochumlu işçiler ise tekel yönetiminin IG Metall yönetimiyle birlikte hazırladığı plana hayır demişlerdi.  Bunun üzerine tekel yönetimi ve IG Metall yönetimi yaptıkları ortak açıklamada, “Sosyal plana hayır diyenler bunun sonucuna da katlanmak zorunda” demişlerdi.

Ardından ise tekel yönetimi ve IG Metall yönetimi, “Bochum için özel plan” hazırlığına girmişlerdi. Pazartesi günü Dortmund’a toplantıya gelen işçilere kapıda dağıtılan 16 sayfalık sözleşme taslağının 2013’de sunulan plandan daha iyi bir yanı yok; İşçileri sosyal durumlarına bağlı olarak (veli/bekar, yaşlı/genç, çocuklu/çocuksuz) kısa veya uzun vadede aynı sonuç bekliyor.

Kendilerine dağıtılan taslağa göz atan işçilerin çoğunluğu, “Bir yıldan fazla beklediğimiz bumu?! Bu teklifte yeni olan bir şey yok” diye tepkilerini dile getirdiler.

SENDİKAM BANA İHANET ETTİ

Buna karşın IG Metall NRW Başkanı Knut Giesler, tekel yönetimiyle imzaladıkları anlaşmayı, “Başka örneği olmayan bir sözleşme” olarak övmekten geri durmuyor. GM/Opel tekelinin 552 milyon Euro tazminatlar ve iş arama için harcamaya hazır olduğunu bildiren Giesler, “Ayrıca 60 milyon Euro’da bir grup için sunulacak istihdam olanağı için harcanacak” dedi.

IG Metall yönetimi tarafından yapılan açıklamada ortalama olarak işçi başına 125 bin Euro tazminat düştüğü belirtilirken, “Ayrıca planlanan diğer önlemlerle birlikte Opel’in işçi başına yapacağı harcamanın 170 bin Euro düzeyine çıktığı görülmekte. Bu rakam daha önce kapatılan Antwerpen’deki fabrikada çok daha düşüktü. 140 bin Euro civarındaydı” denildi.

İşçiler, son yıllarda bütün görevini tekel yönetimini savunmakla sınırlı gören IG Metall yönetimine de son derece öfkeliler. Dortmund’da yapılan toplantıda açıklamaları önce büyük bir sessizlik dinleyen işçiler, daha sonra sendika yöneticilerinin “yapılabilecek en iyi sözleşme” ve “GM/Opel yapabileceklerinin son sınırına kadar yaptılar” şeklindeki sözleri bardağı taşıran damlalar oldu. İşçiler “işçi düşmanları” , “bizi sattınız” gibi sözlerle tepkilerini ortaya koydular.

Toplantı ardından salonu terk eden işçiler dışarıda hazır bekleyen onlarca gazeteciye yönelerek tepkilerini dile getirdiler. Hans-Peter Buxinski isimli bir işçi dpa ajansına verdiği demeçte, “Vaat edilen tazminat hiçbir işe yaramayacak. Sendikam olan IG Metall’in bana ihanet ettiğini düşünüyorum” demesi işçilerin ruh halini ortaya koyuyordu. Ziya Karaca isimli 49 yaşındaki bir işçi ise, “150 bin Euro elimize verseler bile bu paranın emekliliğe kadar kesinlikle yetmeyeceği ortada. Bütün bir bölgeyi mahvediyorlar” sözleri de işçilerin hesabı sendikadan daha gerçekçi yaptığını ortaya koyuyordu.

İŞÇİLERİ İŞSİZLİK VE YOKSULLUK BEKLİYOR

Mücadeleci işyeri ve sendika temsilcileri tarafından kurulan “Offensiv” grubu tarafından dağıtılan bildiride, “Pension Bridge” (Emeklilik köprüsü) olarak adlandırılan maddenin aldatmaca olduğu da ortaya konuldu. Özellikle 58/59 doğumlu olanlar için söz konusu köprünün ömür boyu düşüm emeklilik anlamına geldiği belirtilen bildiride, “Emeklilik köprüsü uygulamasından faydalanacağı söylenenlerin de işsizlik başvurusu yapmaları gerekiyor. Bu arkadaşlara alacakları işsizlik parasının üstü Opel tarafından %80’ene tamamlanacak. Emeklilik dönemine kadar yüzde 20 daha az ücretle geçinmek zorunda olan arkadaşlarımızın emeklilik maaşları da normalden %20 düşük olacak” denildi.

Diğer yandan “iş bulmak için” yapılması vaadi verilen çabaların da gerçekte boş olduğuna dikkat çeken Offensiv grubu, “Resmi kayıtlara göre Bochum ve çevresinde 12 bin işçi aranıyor. Aynı kayıtlarda bu bölgede 135 bin işsiz olduğu da belirtiliyor. Yani bugün 1 işyeri başına 11 işsiz düşüyor! Ama bize hala işten çıkartılacak Opelcilere iş bulunacağı söyleniyor. Yani bütün işverenler Opelden atılacak işçileri mi bekliyor” diyerek yapılan hesapların işçileri kandırmaya yönelik olduğunu ortaya koydu.

Diğer yandan daha önce sendika ve işyeri temsilciliği çoğunluğu tarafından, “Eğer Opel kapanırsa bundan havzada 45 bin işçi etkilenecek” sözlerini hatırlatan Offensiv grubu, “Görüldüğü gibi işler söylendiği kadar basit olmayacak, Opel ve diğer fabrikalarda işten atılacakları işsizlik ve belli bir süre sonra yoksulluk bekliyor” görüşünü savundu.

MÜCADELE ETMEKTEN BAŞKA YOLUMUZ VAR MI?

Gazetemize açıklama yapan bir grup işçi, “Kıt kanat geçinmek zorunda kalacağımız bir plana neden onay verelim” dediler. Nitekim IG Metall yönetimi bir süre sonra sunduğu bu planı da işçiler tarafından onaylanmasını istiyor.

“Elde edebileceğimizin en asgarisine onay vermemiz isteniyor” diyen işçiler, “Biz on yıllarca sağlığımız pahasına burada çalıştık ve tekelin kasalarını doldurduk. Yine yıllardır işyerlerimiz güvenceye alınacak diye birçok hakkımızdan feragat ettik. Bize bugün sunulan tazminatların iki, üç katını biz feragat ederek çoktan finanse ettik bile. Biz hakkımız için mücadele edeceğiz, başka yolumuz var mı?!” dediler.

Diğer yandan Opel’e parça üreten diğer fabrikalarda da hoşnutsuzluk giderek büyüyor. Haziran başından bu yana Johnson Controls’da (işçi mektubuna bkz.) birçok kez iş durduruldu ve işyerlerinin korunması için ortak mücadele edilmesi talebi dile getirildi.

Offensiv grubu tarafından Dortmund Westfalenhalle önünde düzenlenen bir mitingde yapılan konuşmada, “Önümüzdeki günlerde ve haftalarda ne yapacağımızı birlikte tartışıp karar vermeliyiz. Kaybedecek neyimiz var kazanacak neyimiz var bakıp kararımızı verelim. Biz kazanacak daha çok şeyimiz olduğunu düşünüyoruz” denildi.

 

GREVE ÇIKMAK APTALLIK MI?!

Opel Personel Müdürü Ulrich Schumacher ve IG Metall NRW Başkanı Knut Giesler toplantı sonrasında gazetecilere demeç verdiler. “Opel sorumluluktan kaçmıyor ve gerekenleri yapacak” diye konuşan Schumacher, 30 saniyelik açıklamasından sonra gazetecilerin sorularına yanıtlamadan yan bir kapıdan çıkıp gitti.

IG Metall NRW Başkanı Giesler ise gazetecilerin sorularına yanıt verdi. “Daha fazlasını elde etmek mümkün değildi” diye konuşan Giesler, bir gazetecinin “grev çıksaydınız daha fazla elde edemez miydiniz” sorusuna şu yanıtı verdi: “Özellikle Opel’de o kadar büyük bir fazla kapasite var ki bu durumda greve çıkmak bayağı bir aptallık olurdu.”

Bir başka gazetecinin, “Üzerine anlaşma sağlanan sözleşme taslağını işçilerin onayına sunmayı düşünüyor musunuz” sorusuna, “Hayır. Bir yıl önce insanları fabrikalarının kapatılması üzerine oylama yaptırdığımız için çok eleştirildik. Şimdi bu hatayı ikinci kez yapmayacağız, insanlar bunu duygusal olarak kaldıramazlar” dedi.

İmzalanan ve işçilerin onayına sunulmak istenmeyen sözleşmeye bakıldığında IG Metall’in baş bürokratı Giesler, işçilerin duygularının yıpranmasından çok ikinci kez hayır demelerinden çekiniyor. Nitekim ikinci oylamada da hayır çıkması durumunda sendika bürokratlarının da sığınacakları pek bir şey kalmayacak.

GM/OPEL, İŞÇİLERDEN İNTİKAM ALIYOR!

IG Metall NRW Başkanı Giesler, işyerleri için mücadeleyi, greve ‘aptallık’ olarak değerlendirirken mücadeleyi de sadece Bochumla sınırlı gördüğünü de ifade etti. Gazetecinin, “Sadece Bochum’da değil diğer Opel fabrikalarında da grev yapılamaz mıydı” sorusuna Giesler, “Neden oralarda grev yapılsın ki, sorun Bochum’da başka yerde değil ki” yanıtı verdi.

16 Mayıs günü FAZ gazetesiyle bir söyleşi yapan Opel Personel Müdürü Ulrich Schumacher, gazetecinin sorusu üzerine, “Detroit’deki General Motors merkezi Bochum Opel çalışanlarının sürekli çalışma barışını bozan müdahalelerinden artık usanmıştı ve bu kararla aynı zamanda sert tutum alabileceğini göstermek istiyordu. Sonuçta Zafira modelinin hemen Rüsselsheim’e verilmesine neden yoktu, bu model rahatlıkla iki sene daha Bochum’da üretilebilirdi” sözleri tekel yönetiminin bir tarafta mücadeleci işçilerden intikam alarak cezalandırdığını diğer yandan ise diğer Opel işçilerine, “mücadele edenin hali bu olur” diye gözdağı vermek istediğini ortaya koyuyor.