Ukrayna’da bundan sonra ne olacak?

Geçtiğimiz yılın sonundan bu yana kargaşa, çatışma ve bölünmenin hakim olduğu Ukrayna’da “ateşkes ve diyalog” sürecine girildi. Peki Doğu Avrupa’nın en büyük ülkesi bundan sonra yoluna nasıl devam edecek?
Altı ayı aşkın bir süredir devam eden çatışmaların durması, sorunun diplomasi yoluyla çözülmesi adına Ukrayna’nın yeni Devlet Başkanı Petro Poroşenko tarafından ilan edilen bir haftalık geçici ateşkesin süresi bir süre daha uzatıldı. Tarafların karşılıklı iyi niyet açıklamalarının ardından uzatılan ateşkes sürecinden sonra Batı’nın desteğiyle faşistler tarafından kan gölüne çevrilen ve ikiye bölünen Ukrayna’nın bundan sonra yoluna nasıl devam edeceği ise belirsizliğini koruyor.

ÜÇ SENARYODA UKRAYNA’NIN GELECEĞİ
Alman basınında bu konuda yer alan haber-yorumlarda üç senaryo üzerinde duruluyor.
Birinci senaryoda, Rusya’nın etki alanında olan ve referandumlarla bağımsızlığını ilan eden “kentler cumhuriyetleri”nin taleplerinin bir kısmı kabul edilerek diyalog yoluyla bu kentleri yeniden Ukrayna’ya entegre etmek, Rusça ve Rus azınlığına güvence vermek…
İkinci senaryoda, Rusya yanlısı isyancıların ateşkese uymadığı ve diyaloga yanaşmadığı ileri sürülerek geniş çaplı bir askeri operasyonun başlatılması yer alıyor. Faşist akım ve partilerin çoğu bu seçeneği savunuyor. “Hazır Rusya askerin geri çekilmesi yönünde bir karar almışken” fırsat değerlendirilmeli diyorlar…
Ancak bu, Ukrayna yönetimi ve Rusya’yla yakın ticari ilişkiler içerisinde olan AB ülkelerinden fazla destek gören bir senaryo değil.
Üçüncü senaryoda ise, “çatışmayı dondurmak” bulunuyor. Doğu Ukrayna’da ortaya çıkan ve bağımsızlığını ilan eden “kent cumhuriyetleri”ne fazla dokunmadan, özerk yapısını tanıyarak, sorunun çözümünü zamana bırakmak…
Ukrayna ve Rusya cephesinden verilen mesajlara bakılırsa en güçlü seçenek bu görünüyor.
Bu yapılmadığı takdirde ABD ve AB’nin, Rusya’ya karşı “üçüncü aşama” dediği yeni yaptırımlara gitmesi gerekiyor, ki AB/Almanya bu konuda daha fazla ileriye gitme niyetinde değil. Keza, Putin de Viyana’ya yaptığı çıkarmayla ilişkileri şimdilik germe niyetinde olmadığını gösterdi. Tabii diğer taraftan, ABD’nin bir süredir hayata geçmesini engellemek için büyük bir uğraş verdiği Güney Akımı Doğal Gaz Hattı için önemli bir anlaşma imzaladı.

BATI UKRAYNA’YI İKİYE BÖLDÜ
Ukrayna üzerinde sürdürülen ve binlerce insanın hayatına mal olan emperyalist paylaşım mücadelesinde gelinen aşamayı şöyle tarif etmek mümkün: Doğu Avrupa’nın bu en büyük ülkesi fiili olarak ikiye bölündü: Batı’ya yoksul Batı Ukrayna, Rusya’ya ise zengin sanayi bölgeleri ve Kırım kaldı.
Batılı emperyalistler şimdiden yoksul Batı Ukrayna’yı ne yapacaklarının derdine düşmüş.
Dahası Rusya, Batı Ukrayna’nın stratejik önemini azaltmak için önemli adınlar atıyor. Bugüne kadar Rusya ile Avrupa arasında doğalgaz ve petrol nakli konusunda “enerji koridoru” olma gibi stratejik öneme sahip Ukrayna gelecekte bu özelliğini yitirecek görünüyor.

UKRAYNA STRATEJİK ÖNEMİNİ KAYBEDECEK
Çünkü buna yönelik atılmış iki önemli adım var.
Birincisi Baltık Denizi altından Rusya ile Almanya arasında doğrudan doğalgaz naklini sağlayan Kuzey Akım (Nord Steam), ikincisi de Karadeniz altından Rusya ile Balkan ülkeleri ve Güney Avrupa arasında doğalgaz naklini sağlayan Güney Akım (South Stream) projelerinin devreye konulması. Bu iki enerji hattının faaliyete geçmesi durumunda Ukrayna sadece bir “tahıl ambarı”na dönüşecek.
Bu nedenle özellikle ABD, Ukrayna’nın stratejik öneminin sürmesi için yapım aşamasındaki Güney Akımı’nı durdurmak için elinden geleni ardına koymuyor. Bunun bir yanını ise ABD’nin kendi kaya gazını sıvılaştırarak Avrupa’ya satma hesapları oluşturuyor.
Telepolis adlı internet sitesinde yer alan bir habere göre, ABD Bulgaristan’a Güney Akımı’nın yapılmaması yönünde yoğun bir baskı yaptı. Ve sonuçta Bulgaristan hükümeti inşaatı durdurdu. Ardından Sırbistan da aynı yönde bir karar aldı. ABD’li yetkililer, Balkanlar’da Güney Akımı’nın inşaatını üstlenen firmaların yaptırımların hedefinde olacağını ifade ederek açıkça tehdit etti.
Rusya’da yayınlanan Kommersant gazetesinde yer alan bir habere göre ise, ABD ve AB Komisyonu’nun Güney Akımı’na karşı çıkmasının en önemli nedenin ABD ve AB tekellerinin Ukrayna’daki doğalgaz nakil şebekesini kontrol etme planları yatıyor. Kiev yönetimi ile petrol tekelleri Shell, ExxonMobil ve Chevron arasında şebekenin özelleştirilmesi için görüşmeler yapılmaya başlanmış bile…
Ne var ki, Putin’in Viyana ziyareti sırasında Avusturya enerji tekeli OMV ile Gazprom arasında imzalanan anlaşma Rusya’nın Güney Akım’ını yapmaya kararlı olduğunu gösteriyor.
Özetle, ateşkesin süresinin uzatılmasına rağmen Ukrayna üzerindeki paylaşım planları bitmiş değil. Ateşkesin uzatılması ve diyalog sürecine geçilmesi karşıt güçler açısından sadece bir soluklanmayı ifade edecektir. Çatışma ve hesaplaşma ise devam edecektir. En önemlisi de bir sonraki çatışma ve gerilimin şimdikinden çok daha şiddetli olacağı konusunda pek çok veri bulunuyor. (YH)
AB, Ukrayna’yla ortaklık anlaşması imzaladı

Geçtiğimiz yılın sonunda AB ile Ukrayna arasında imzalanması planlanan ancak son anda devrik lider Viktor Yanukoviç’in vazgeçtiği işbirliği anlaşması dün imzalandı.
28 AB üyesi liderinin katıldığı ve Brüksel’de yapılan AB Zirvesi sırasında imzalanan anlaşmayla, her iki ülke arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkiler güçlendiriliyor.
AB, dün ayrıca Gürcistan ve Moldavya ile de ortaklık anlaşması imzaladı.
Başından beri AB ile Ukrayna arasında işbirliği anlaşması imzalanmasına karşı çıkan Rusya’dan ise sert bir tepki geldi. Dışişleri Bakan Yardımcısı Grigori Karasin dün yaptığı açıklamada, atılan imzanın ağır yaptırımlarının olacağını söyledi. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov de yaptığı açıklamada Ukrayna, Gürcistan ve Moldavya ile imzalanan anlaşmanın Rus ekonomisine olumsuz etkilerinin olmaması için gerekli önlemleri alacaklarını söyledi.
İşbirliği anlaşması, her üç ülke ile 28 AB ülkesi arasındaki ticari ve siyasi ilişkileri güçlendiriyor, ticaret ve enerji gibi önemli alanlarda ortak çalışmayı öngörüyor. Keza dışpolitikada ortak hareket etmeyi öngörüyor.
Rusya, geçtiğimiz yılın sonunda AB ile işbirliği anlaşmasının imzalanması durumunda Ukrayna’ya karşı sert yaptırımlarda bulunacağını ilan etmiş, bunun üzerine devlet başkanı Yanukoviç son anda imza koymaktan vazgeçmişti. Ardından, AB yanlısı liberal ve sağcı güçler başkent Kiev başta olmak üzere pek çok kentte gösterilere başlamıştı. Bu gösteriler daha sonra Yanukoviç’in devrilmesine ve Ukrayna’nın bölünmesine yol açmıştı. (YH)