CDU modernleşebilir mi?

Hükümetin büyük ortağı CDU, parti üyelerinin profilini değiştirmek için yeni bir hamle başlattı. Yeni hedef kadınlar, gençler ve göçmenler. Ancak bunun tutacağına pek ihtimal verilmiyor.

 

 

İkinci Dünya Savaşı daha tam olarak bitmeden, Hitler faşizmi devrilmeden Mart 1945’ten itibaren Köln ve çevresinde kuruluş çalışmaları başlatılan Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisi, resmi olarak 26 Haziran 1945’te Berlin’de kuruldu. 1933-45 yılları arasında Hitler faşizmi döneminde etkili görevlerde bulunan, anti-komünizmi kendisine bayrak edinen, Hıristiyan muhafazakar değerlerin savunucusu olarak ortaya çıkan ve 1945’ten bu yana en çok “iktidar” olan bu parti şimdi kendisini döneme uydurmak için “modernleşme” ve “reformdan” geçme tartışmaları yürütüyor.

Değişen koşullara kendisini uydurmak isterken, siyasi görüşlerinden, yaklaşımlarından taviz vermeyen CDU’nun “reform planı” çerçevesinde hedeflediği kesimlerin başında kadınlar, gençler ve göçmenler geliyor. Zira mevcut üye bileşiminin, gelecekte Almanya gerçeğine uygun olmadığı konusunda endişeler baş göstermiş durumda.

39 yaşındaki Genel Sekreter Peter Tauber öncülüğünde başlatılan “modernleşme” girişimi çerçevesinde partinin yenilenmesi, yeni güçlerle takviye edilmesi amaçlanıyor. Halen partiye kayıtlı 467 bin üye üzerinde yapılan analizlere göre, Almanya’nın bu “muhafazakar partisi” gerçekten de eskide kalmış, kendisini yenilemekte zorlanmış görünüyor. Parti üyelerinin yaş ortalaması 60 iken, bunların dörtte üçü de erkek. Başka bir değişle CDU hem yaşlı hem de erkeklerin damgasını vurduğu bir parti durumunda. Aynı şekilde göçmen üye sayısı da neredeyse yok denecek kadar az.

Oysa Almanya gerçeği çok daha farklı. 80 milyonluk ülke nüfusunun yaş ortalaması 46 ve nüfusun yarısını kadınlar oluşturuyor. Keza ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sini göçmenler oluştururken, parti üyeleri arasında göçmenlerin oranı istatistiklere girecek miktarda bile değil.

 

2017’YE KADAR DEĞİŞTİRME HEDEFİ

CDU’nun genç Genel Sekreteri  Tauber, bu profili 2017’ye kadar değiştirmeyi önüne hedef olarak koymuş ve bu temelde bir plan hazırlamış bulunuyor. Aksi takdirde bu partinin geleceğinin özellikle de göçmen nüfusun arttığı büyük kentlerde olamayacağını düşünüyor. Yapılan değerlendirmelerde, CDU, şu anda nüfusu 250 binden fazla olan kentler arasında sadece Mönchen Gladbach, Wuppertal, Münster ve Dresden’de belediyeyi elinde tutuyor. Geriye kalan diğer kentlerde SPD ve Yeşiller önde. En son kalesi durumundaki Düsseldorf’u da SPD’ye kaptırdı.

Bütün bunlardan ötürü Hıristiyan Muhafazakar parti gelecekte nasıl ve kimlerden üye kazanabileceğinin hesaplarını yapmaya ve buna göre bir strateji belirlemeye başlamış bulunuyor.

Genel Sekreter Tauber’in yanı sıra genel başkan yardımcıları Thomas Strobl, Julia Klöckner ve Armin Laschet tarafından yönetilen bir çalışma gurubunda bundan sonra çalışma, sosyal, aile, göçmenlik, tüketici hakları gibi alanlar üzerinde çalışmalar yapılacak ve partinin politikası bu alanlarda topluma uyumlu hale getirilecek.

 

PARTİYE AİT OLMA, BİRLİKTE KARAR VERME…

Tauber, Der Spiegel’e verdiği röportajda, “Bugüne kadar insanlar daha çok bir görüşü desteklemek ve hızlı bir şekilde bilgilere sahip olmak için partiye üye oluyorlardı. Ancak internet çağında bu artık ihtiyaç değil. Bu nedenle bugünkü üyeliği aşan şekilde birlikte karar vermeye üyeleri katmamız gerekir” diyor. (Der Spiegel, 26/2014)

Bu kararlara katılımın bir çok konuda olması gerektiğini anlattıktan sonra parti adına kimin başbakan olacağının da üyelere sorulabileceğini söylüyor. Bu aynı zamanda Almanya’da “muhafazakar” kesimde yer alan, daha çok büyük kentlerin dışında yaşayan, farklı kültür ve inançlardan insanlarla pek irtibatı olmayan, bu nedenle önyargıları yüksek olan kesimlerin de mevcut parti anlayışına tepki duyduğunu ve yeni bir arayış içinde olduğunu gösteriyor.

 

PARTİNİN DNA’SI DEĞİŞMEYECEK

Bu nedenle “muhafazakar” partinin değişen hayat karşısında daha fazla muhafazakar olamayacağını şimdiki parti yöneticileri de kabul ediyor. Bu nedenle eskiden önemli görülen ancak şimdi önemsizleşen kimi konular arka plana düşecek. Buna rağmen, Tauber’in deyimiyle, “Partinin DNA’sı geçmişte değişmediği gibi gelecekte de değişmeyecek”. Bu DNA ise elbette, işvenlerin çıkarlarını pervasızca savunma, çalışanların haklarını budama, sistemin devamını sağlamaktan başka bir şey değil.

 

GÖÇMENLERE AÇILIM TUTAR MI?

Bu DNA elbette göçmenlere yönelik izlenen politika açısından da ciddi değişiklik yaratmayacak görünüyor. Değişen nüfus yapısı nedeniyle bir ihtiyaçtan çok bir çıkarı öne çıkararak göçmenleri parti üyesi yapmaya, partiye oy vermeye ikna etmeye çalışan CDU, genel seçimlerden önce bir “göçmen açılımı” yapmış, hatta Federal Parlamento’ya ilk kez bir milletvekili göndermişti. Daha önce de Aygül Özkan’ı Aşağı Saksonya’da milletvekili yapmıştı. Bütün bu açılımlara rağmen, “Hıristiyan muhafazakar” partinin göçmenler konusundaki politikasında önemli bir değişim olmadı. Vatandaşlığın kolaylaştırılmasına halen yanaşmadığı gibi ayrımcı uygulamaların bitirilmesi için de adım atmıyor.

Görünen o ki, değişen koşullar, demografik yapı vb., sistem partilerini bazı alanlarda biçimsel de olsa, kendini zamana uydurmayı zorunlu hale getirmiş bulunuyor. Ancak bu onların dünya görüşleri, sınıfsal karakteri açısından bir değişim anlamına gelmiyor. (YH)