‘Öncelik Almanya’daki ihtiyaç ve haklarımızdır’

 

Türkiye’de 10 Ağustos’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı için başlatılan seçim kampanyalarının Almanya’ya taşınması, burada yaşayan birçok aydın, sendikacı ve işçi temsilcisinin tepkisine neden oldu.
“Yaşam merkezi Almanya olan Türkiye kökenli göçmenlerin önceliği Almanya’daki siyasal hayata katılımdır” mesajı ile başlatılan inisiyatif çerçevesinde bir bildirge yayınlandı. Alman ve Türkiyeli kamuoyunda imzaya açılan bildirgede, Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli göçmenlerin, bu ülkenin bir parçası olduğuna dikkat çekiliyor ve Almanya’da seçme seçilme hakkı, vatandaşlığa geçiş koşulları gibi ihtiyaç ve hakların öncelik taşıdığı vurgulanıyor.
Bildirgede ayrıca, dine, etnik kökene veya mezhebe bağlı bölünme ve kutuplaşmayı arttıracak biçimde seçim kampanyalarının Almanya’ya taşınmasının eleştirildiği bildirgede, bunun hem Türkiye kökenli göçmeler arasında hem de göçmenlerle Alman halkı arasındaki ilişkilere zarar vereceği üzerinde duruluyor.
Almanya Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu’nun (DİDF) aktif destek verdiği girişim çerçevesinde kamuoyuna sunulan bildirgenin ilk imzacıları arasında Almanya’nın değişik kentlerinde Alman ve Türkiye kökenli birçok sanatçı, akademisyen, sendikacı ve işçi temsilcisinin adı yer alıyor.
Bu isimlerden bazıları şöyle: Prof. Gazi Çağlar (Hildesheim Üniversitesi), Prof. Zehra İpşiroğlu (Yazar / Öğretim Görevlisi . Essen Üniversitesi), Sabine Kebir (Yazar), Metin Gür (Gazeteci-Yazar), Fatih Çevikkollu (Sanatçı / Kabareci), Çetin Oraner (Sanatçı-Münih Belediye Meclis Üyesi), Tonguç Baykurt (Rejisör), Sefariye Ekşi (DİDF Genel Başkanı), Hüseyin Aydın (IG Metall Sendikası), Wolfgang Weber (Karlsruhe DGB Eyalet Başkanı), Elwis Capece (NGG Sendikası Karlsruhe Şube Başkanı), Heike Hensel (Federal Parlamento Milletvekili), Karin Binder (Federal Parlamento Milletvekili), Sevim Dağdelen (Federal Parlamento Milletvekili), Mehmet Yıldız (Hamburg Senatosu Milletvekili), Dr. Helen Baykara (Chemniz Üniversitesi), Mikail Aslan (Sanatçı), Erdoğan Kaya (Ver.di / Federal Göçmenler Komisyonu Başkanı), Ali Çiçek (Ford İşyeri İşçi Temsilcisi), Semra Çelik ( ver.di Köln YK üyesi), Mehmet Aras (Ford IG Metal Temsilcisi), Zeynep Biçici (IG BAU Temizlik İşkolu Bölüm Başkanı), Peter Trinogga (VVN-BdA Köln Başkanı), Jon Daniel Heinemann (IG Bau Şube Sekreteri – Rheinland), Hayri Çakır (DGB Krefeld Yönetim Kurulu Üyesi), Ayhan Zeytin (ArcelorMittal-Bremen / İşçi Temsilcisi ve IG Metal VKL Başkanı), Kamil Gömleksiz (MAN İşyeri işçi Temsilcisi), Uwe Nitschke (İşçi Temsilcisi /MAN Salzgitter), Hüseyin Öncü (WMF İşyeri Temsilciliği Başkan Yardımcısı), Jürgen Peters (WMF İşyeri İşçi Temsilcisi – VKL IGMetal), Salih Uysal ( İşyeri İşçi Temsilcisi-BR JC Bochum)
Yaşam merkezi Almanya olan Türkiye kökenli göçmenlerin önceliği Almanya’daki siyasal hayata katılımdır
Alman ve Türk hükümetlerinin, Türkiye’deki seçimler için Almanya’da seçim merkezleri oluşturulması yönünde aldıkları karar, önümüzdeki Ağustos ayında uygulamaya geçiyor.

Böylece, Almanya’da yaşayan Türkiyeli göçmenler, şimdiye kadar sadece gümrük kapılarında oy kullanabilirken, bundan böyle, Almanya’da kurulacak seçim merkezinde konan sandıklarda oy verecekler.
Gelişmeler göstermektedir ki, oy sandığıyla birlikte seçim kampanyaları ve Türkiye’deki siyasi tartışma ve çekişmeler de Almanya’daki Türkiye kökenli göçmenlerin gündemine daha yoğun olarak taşınacaktır. Yani, Almanya’da yaşayan Türkiye kökenliler, bizzat içinde olmadıkları siyasi-ekonomik-sosyal gündemin, tartışmaların içine itilecektir. Seçim kampanyalarının bu şekilde Almanya’ya taşınması, siyasete kendi yaşadığı sorun ve gündemler üzerinden değil Türkiye’deki kutuplaşma üzerinden katılması anlamına gelecektir.

Gerek Türk gerek Alman hükümeti, Türkiye’deki seçim sandığını buraya taşımayı, Almanya’da yaşamakta olan Türkiye kökenli göçmenlerin “demokratik haklarında önemli bir iyileştirme” olarak sunmaktalar. Şurası açıktır ki, siyasal yaşama katılım, seçme-seçilme hakkı, en temel ve vazgeçilmez insan haklarındandır.

Ancak Almanya’da yaşamakta olan yaklaşık 1,5 milyon Türk vatandaşı göçmenin demokratik hakları ve siyasi katılımdan bahsedilecekse, bunun öncelikli ve temel olarak gerçekleşeceği yerin Almanya olduğunu düşünmekteyiz. Türkiye seçimleri için oy kullanmak, burada yaşayan insanların ekonomik-sosyal-siyasal hayatları konusunda ihtiyaç duydukları ve yoksun oldukları demokratik hakların yerine geçemez. Çünkü belirleyici olan, insanların yaşadıkları semtte, kentte ve ülkede siyasal yaşama dahil olabilmesi, seçme seçilme hakkını kullanabilmesidir. Siyasi hayata katılımın merkezi, insanların yaşadığı yer olmalıdır.

Bu ülkede doğup büyüyen, eğitim gören, çalışan ve yaşam merkezi burası olan göçmenlerin, yarım asırlık göç tarihine rağmen, hala bu temel demokratik haktan yoksun olmalarını kabul edilemez buluyoruz. Siyasal yaşama katılım, seçme-seçilme temel bir hak ve ihtiyaçtır ancak; bu hak ve ihtiyacı karşılamanın yolu, Türkiye’deki seçim sandığı ve seçim kampanyalarının Almanya taşınması olamaz. Bu ülkenin ve toplumun doğal bir parçası oldukları halde, demokratik katılım hakkını engelleyen hukuksal-politik sınırlamalar, yüzbinlerce göçmeni hala “misafir işçi”olarak görmek ve toplum dışına itmek anlamına gelmektedir. Bu durum evrensel insan haklarıyla bağdaşmadığı gibi, bir yandan da göçmenlerin uyumu ve yerli halkla ilişkilerini zorlaştıran bir rol oynamaktadır.

Diğer taraftan, Ağustos 2014 tarihindeki Cumhurbaşkanlığı ve daha sonra yapılacak Türkiye seçimleri nedeniyle Türkiye’deki seçim kampanyaları ve siyasi kutuplaşmanın Almanya’ya taşınması, Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli göçmenler arasında dine, etnik kökene, mezhebe bağlı ayrışmayı körüklemek anlamına gelecektir. Bu şekilde bir bölünme ve kutuplaşma, aynı fabrikayı, aynı işyerini ve aynı kaderi paylaşan emekçilerin çıkarına değildir. Ayrıca, bu bölünmüşlük Alman halkıyla olan ortak yaşama ve uyum sürecine de zarar verecektir.

Bu nedenle, yaşam merkezi burası olan göçmenlerin bu ülkedeki siyasal hayata katılımını sınırlayan hukuksal engellerin kaldırılmasını; Almanya’daki yerel ve genel seçimlerde oy hakkı tanınmasını; Alman vatandaşlığına geçişi sınırlayan ekonomik-hukuksal koşulların iyileştirilmesini talep ediyor; Türkiye’deki seçim kampanyalarının buraya taşınmamasını istiyoruz..