Daimlerin kâr hedefi = 3200 İşyeri tehlikede

 

Daimler tekeli Almanya genelinde ağır vasıta ve ticari araçlar üreten dört fabrikasında 3 bin 200 işyerini değişik yöntemlerle yok etmek istiyor. Ağır vasıta ve ticari araçlar piyasasında kızışan rekabetin faturasını işçilerin sırtına yıkmak isteyen Daimler patronlarının hedefi kâr marjını orta vadede %8’e çıkarmak.
Şuan %5,2 olan kâr marjının Daimler tekelinin ağır vasıta ve ticari araçlar piyasasındaki liderlik pozisyonunu korumak için yeterli olmadığını açıklayan tekel yönetimi Mannheim’de 900, Kassel’de 800, Gaggenau’da 700 ve Wörth’de 800 işçinin fazla olduğunu ileri sürdü.

“HERKES İÇİN KABUL EDİLEBİLİR BİR UZLAŞMA”
Daimler Mannheim tarafından yayınlanan bir bildiride tekel yönetiminin tek taraflı düşündüğüne dikkat çekilirken, “hedef her iki taraf için de kabul edilebilir bir uzlaşma sağlamak olmalı” görüşü savunuldu. 2016 yılının sonuna kadar Daimler tekelinin ağır vasıta ve ticari araçlar bölümünde işyeri güvenlik sözleşmesinin geçerli olduğu belirtilen bildiride, söz konusu süre zarfında bir çözüm bulunabileceği de ileri sürüldü.
Genel olarak otomotiv sanayisinde tekellerin hedeflerinin kâr marjını uzun vadede en azından %10’a çıkarmak olduğu biliniyor. Bunun altında kalan kâr marjının ise uzun vadeli ayakta kalmaya yetmeyeceğini ileri süren tekel yöneticileri, bu orana ulaşmak için ne gerekirse yapmaya hazır olduklarını geçmişte onlarca kez ortaya koydular. En son olarak VW tarafından yutulan MAN tekeli hedeflenen kâr marjını elde etmek için otobüs üretimini tümüyle TR’ye kaydırdı.

NEDEN ORTAK MÜCADELE EDİLMİYOR Kİ!
Bütün otomotiv sanayisindeki işçilerinin ezici çoğunluğunun IG Metall’de örgütlü olduğu düşünüldüğünde bu tür durumlarda akla ilk gelen, “sendika neden ortak bir mücadele örgütlemiyor” sorusu olmalı. Ama ne yazık ki ne sendikanın dışarıdaki yöneticileri ne de fabrikalardaki VKL/BR üyeleri böyle bir yönelim içine girmiyorlar.
Patronların böl-yönet taktiğinin IG Metall tarafından da kabullenilmiş olduğu birçok fabrikada da gözlenmekte. Hatta bazı fabrikalarda birçok VKL/BR üyeleri, “elma ile armut karşılaştırılmaz” gibi sözde bilimsel yaklaşarak işçilerin ortak mücadele taleplerini geri çevirmekteler. Bu gerekçeyle sadece aynı işkolunda çalışanların bölünmesi onaylanmakla kalınmıyor, aynı tekelin çatısı altında çalışan işçiler bile bölünüyor. Sendika bürokratlarının mantığına göre yukarıda adı geçen fabrikalarda ağır vasıta diğer yerlerde binek araç üretiliyor, dolayısıyla ortak mücadele de edilemiyor!
Ortak mücadele etmenin önündeki engelleri aşmanın ilk yolu diğer fabrikalarda olup biteni takip etme ve tekelin herhangi bir bölümünde gündeme gelen saldırıları genele yöneltilmiş saldırılar olarak görüp bunlara tepki vermekten geçiyor.

KÂR MARJINI YÜKSELTME HEDEFİ HER YER İÇİN GEÇERLİ
Bugün ağır vasıta ve ticari araçlarla sınırlıymış gibi görünen kâr marjı hedefinin gerçekte bütün Daimler için geçerli olduğu bilinmeli. Binek araçların üretildiği bölümlerde de tekel yönetimi çoktan “çift haneli kâr marjı” hedefini dayatıyor.
Bunun için çalışma koşulları esnekleştiriliyor, üretim yoğunlaştırılıyor, cumartesi günleri normal üretim günlerine dönüştürülüyor. Bunların yanı sıra giderek artan bir oranda işler taşeron firmalara devrediliyor, daha fazla kiralık işçiyi üretim sürecine dahil ediliyor.
Bugün Manheim, Kassel, Gaggenau ve Wörth ile sınırlı olduğunu düşünülen saldırılar aslında bütün tekelde çalışan işçilere yöneliktir. Daimler tekelinin “çift haneli kâr marjı” hedefine ulaşması ise diğer otomobil tekellerinin “çift haneli kâr marjı” hedefine ulaşmak için benzeri saldırıları gündeme getirmeleri anlamına gelecek.

Daimler Sindelfingen’den bir işçi