AB ‚Kürdistan seferinde‘

01-Kurdistan-Region

Bugüne kadar Kürtlerin varlığını dahi açık olarak kabul etmeye yanaşmayan, geçmişte de Kürtleri dört parçaya bölerek mağdur eden Avrupalı emperyalistlerin şimdi “Kürdistan dostu” görünmesinin önünde bölgedeki insani dram; arkasında ise uluslararası çıkarlar bulunuyor.

Bu nedenle, gelinen aşamada emperyalistlerin Irak’taki çıkarlarını da tehdit etmeye başlayan terör örgütüne karşı özellikle Almanya ve Fransa cephesinden yapılan “birlikte mücadele çağrıları” aynı zamanda, Irak’ın işgalinden bu yana yeniden denkleme dahil olma çabası olarak dikkat çekiyor.

Bu nedenle İD’yi durdurma çağrısı yapan emperyalist devletleri asıl olarak yeniden paylaşım planları ilgilendiriyor; katledilen canlar, yerinden yurdundan edilen Ezidiler, yakılıp yıkılan kentler-kasabalar ise bu planlarına dayanak yapılıyor…

KEŞFEDİLEN YENİ GÜÇ KÜRTLER

İran’ın Irak’ta Şiiler üzerinde artan etkisini kurmak, yeniden ve güçlü şekilde ABD çizgisinde bir yönetimin oluşması için emperyalizmin beslemesi İD’nin aslında bölgenin yeniden dizaynı için bir enstrüman olduğu görülüyor.

Suriye’de Esad rejimini devirmek için emperyalist devletler tarafından bölgedeki işbirlikçi ülkeler Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar üzerinden beslenerek güçlendirilen İD, bölgede taşları yerinden oynatmada kullanılmış ve artık devre dışı bırakılması gereken bir güç haline gelmiş bulunmaktadır. Böylece bölgede aslında karşı cephede yer alan ABD ve İran, dönemsel olarak da olsa, bu kez İD’ye karşı mücadelede ortaklaşmış görünüyor.

İD militanlarının geçiş ülkesi olan Türkiye ise süreci daha çok sessiz şekilde geçirme tutumu içerisinde. El altından ise İran’ın bölgedeki etkisinin azalması, Sünni mezhebinin güç kazanmasını teşvik ediyor.

Hiç şüphe yok ki, İD’nin önce Irak’ı sonra da diğer ülkeleri ele geçirerek kurmak istediği devlete karşı mücadele eden güçler içerisinde Kürtlerse, bölgedeki denklemin en önemli parçalarından biri olarak dikkat çekiyor. Irak işgalinden sonra ABD’nin desteğiyle Kuzey Irak’ta Mesut Barzani liderliğinde kurulan Özerk Kürdistan Bölgesi ve Kürtler şeriatçı güçlere karşı mücadelenin merkezi olmuş durumda.

Bu nedenle ABD’den Fransa, İngiltere ve Almanya’ya kadar bütün emperyalistler şimdi dikkatlerini Kürtler üzerine toplamış görünüyor. Bu nedenle hepsi şimdi “Kürt dostu”…

Güney Kürdistan’ın silahlandırılmasıyla İŞİD’in durdurulabileceğini planlayanların başında, bölge haritasını Sykes-Picot Anlaşması’yla cetvelle çizen, bölgenin eski sömürgeci güçleri Fransa ve İngiltere geliyor. Fransa Barzani’ye bağlı Peşmergelere silah gönderen ilk AB üyesi ülke oldu. İngiltere de askeri yardım için kolları sıvadı.

Kürtler’e dünyanın en büyük devletsiz halkı olarak kalmayı dayatan emperyalist devletler, oluşan yeni dengeler üzerinden yeniden bölge üzerinde söz sahibi olmanın hesaplarını yapıyor. Almanya da geri kalma niyetinde değil. Kamuoyunda ve siyaset dünyasında bazı tartışmalara yol açsa da, Alman Hükümeti, Barzani güçlerine silah yardımı yapılmasını karara bağladı, hangi silahlardan ne kadar gönderileceği gibi ayrıntılar ise daha sonra netlik kazanacak.

KÜRTLER NEDEN SİLAHLANDIRILIYOR?

Öyle anlaşılıyor ki, emperyalist devletler “Kürtleri silahlandırma” adına bugün asıl olarak Mesut Barzani’yi güçlendirme ve bölgede güçlü bir aktör haline getirmenin hesaplarını yapıyorlar. Bunu yaparken de Barzani dışındaki diğer Kürt parti ve gruplarını, Rojava’yı devre dışı tutma niyetindeler.

İD saldırıları karşısında fazla bir direnç göstermeyen, kısa sürede geri çekilen Peşmergelerin aksine PKK ve onun çizgisindeki diğer örgütler halkla birlikte savaşıyor. Bu nedenle “insani yardım” adı altında silahların, maddi yardımların halkın kurduğu savunma komitelerine değil de sadece Barzani güçlerine verilmesinin arkasındaki asıl amacın Kürtler’in İD teröründen korunması olmadığını gösteriyor.

Vahş,i bir katil sürüsü olarak ID’nin varlığı ve gerçekleştirdiği katliamlar, elbette gerek bölgede gerekse bütün dünyada büyük tepki görüyor. Yaşanan büyük acı ve dram karşısında  birçok yerde insani yardım kampanyaları düzenlenerek, katliam ve sürgüne mahkum edilen bölge halkının yaraları sarılmaya çalışılıyor. İnsani duyarlılığın alabildiğine yüksek olduğu böyle bir dönemde, bölgenin emperyalistler eliyle silahlandırılması belki ilk bakışta meşru ve haklı bir girişim olarak görülebilir. Nitekim, “zor durumdaki Kürtler, katil sürüsüne karşı kendilerini daha iyi koruyabilsin” gerekçesi, Batı kamuoyunda da büyük oranda kabul görebiliyor. Ancak burada asıl sorun, bu katil sürüsünün kimler tarafından nasıl silahlandırıldığı; bölge halklarının başına kimler tarafından ve neden bir bela olarak salındığıdır! Bu sorulara yanıt aranmadan, bu katil sürüsünün silahsızlandırılması sağlanıp arkasındaki destek kesilmeden bölgede barış ve huzur sağlanması mümkün görünmüyor. Bu yüzden emperyalistlerin bölgeyi daha fazla silahlandırması bir çözüm değil, olsa olsa bölge halkının acılarını fırsata çevirmek; kendi planları uğruna bölge halkının acılarını istismar etmek anlamı taşıyor.

Gelişmelere ve açıklamalara bakılırsa Irak üzerindeki Pandora’nın Kutusu açılmış bulunuyor. Bütün emperyalist devletler, sürekli değişen koşulları takip ederek bölgedeki planlarını ve müttefiklerini yeniden tanımlıyorlar ve süreçten karlı çıkmak istiyorlar. Irak işgaliyle birlikte yerinden oynatılan taşlar, Suriye’nin işgal planlarıyla adeta bir sarsıntıya yol açtı. Bu sarsıntıdan sonra kurulacak yeni düzende emperyalistlerin değil, bölge halklarının isteğinin olması ise gelecek için en anlamlı olanıdır. Aksi halde, Ortadoğu’da emperyalistler ve bölge gericilikleri arası çıkar çatışmalarının sonucu olarak tıpkı şimdi olduğu gibi katliamlar işlenmeye devam eder.

Yani bölgedeki Kürtler, Araplar, Türkmenler; Sunniler, Ezidiler, Aleviler ve Şiiler’in barış ve huzur içinde ortak yaşamı karşısında en önemli tehdit için emperyalist güçlerin bölgedeki varlığı ve hesaplarıdır. Bu güçler, bölgedeki işbirlikçi yerel güçlerden bazen birini bazen diğerini yanlarına alarak ama her defasında bölge halklarının zararına olan girişimlerle on yıllardır Ortadoğu’nun başına çöreklenmişlerdir. Ve onlar bölgeden sökülüp atılmadan uygarlığın doğuşuna tanıklık eden bu topraklar kalıcı barışa erişemeyeceklerdir. (YH)

 

Êzidilerle dayanışma gösterileri

Almanya’da yaşayan Kürtler ve dostları Şengal katliamını protesto etmek için 16 Ağustos’ta Hannover’de bir araya geldi. 50 binden fazla kişinin katıldığı protesto yürüyüşünde IŞİD’e lanet yağdırdı. Öfkenin hakim olduğu yürüyüşte göstericiler dünyanın IŞİD çetelerine karşı sessizliğini de kınadı. Almanya Demokratik Toplum Merkezi (NAV-DEM), Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJKE)  ve Kürdistani dini kuruluşların çağrısıyla Hannover’de buluşan kalabalık kitleye Kürdistan’ın dört parçasındaki  partiler ve aralarında DİDF’in de olduğu Türkiyeli sol örgütler, Alman sol gruplar, Ermeniler, Asuriler de destek vererek yürüyüşte yer aldılar.

Bochum da Ezidiler Derneği tarafından 16 Ağustos Cumertesi  yapılan eylemle IŞID tarafından yapılan Ezidi katliamı protesto edildi. Bochum Hbf önünde  başlayan yürüyüş, Husemannplatz’da yapılan konuşmalarla sona erdi. Eyleme 500 ün üzerinde katılım oldu. HANNOVER