DPD Duisburg: Başarılı mücadele mağlubiyetle sona erdi

Çoğumuz Deutschen Paketdienst (DPD) Duisburg’daki mücadeleyi hatırlıyordur. yeni hayat da bu konuda birçok haber yapmıştı. DPD Duisburg Hüttenheim’deki deposunda tasarruf yapmak için işin bir kısmını taşeron firma Ergo Logistics’e devretmişti. İşçilerin direnişine rağmen DPD’nin bu manevrası başlangıçta başarılı oldu. Lojistik işçileri artık daha kötü koşullar, daha düşük ücretler ve TİS olmaksızın çalışmak zorundaydılar.
Ancak Ergo işçileri mücadeleden vazgeçmediler. Örgütlenip kararlı bir mücadeleyle TİS hakkını elde ettiler. Bu başarı tüm işçilerin bölünmeden birlikte mücadele etmesiyle sağlandı. Tek tek ‚önder’lerin ya da seçilen işyeri işçi temsilciliğinin başarısı değildi. Bu sonuç tüm işçilerin dayanışma ve kararlılığıyla elde edildi.
Bu, her başarılı mücadelenin anahtarı olan sözü sonradan olan bitenleri anlamak ve değerlendirebilmek için aklımızda tutmamız zorunlu. TİS’e bağlı olarak Ergo’nun masrafları arttı, taşeron firma ekonomik açıdan zor duruma düştü. Bu baskı öylesine fazlalaştı ki DPD, Ergo’ya devrettiği işçileri 2012 Ağustos’unda geri aldı. Yani işçiler yine DPD’ye bağlı olarak çalışmaya başladılar. Bu gelişme, taşeronlaştırmanın nasıl engellenebileceğini ve geri aldırılabileceğini göstermesi bakımından oldukça etkiliydi.

BR ÜYELERİNİN FİYATI NE KADAR?
Birçok Alman işletmesinde tipik olan bir başka durum ise işyeri işçi temsilciliğindeki (BR) gelişmeydi. Ergo işlerinin tekrar DPD tarafından üstlenilmesinden sonra artık DPD BR’siyle birleşen Ergo BR’sinin önde gelen kişileri hızlı bir kariyer yaptılar. Düz lojistik işçiliğinden tim ya da vardiya yöneticiliğine, hele de BR başkanının bölüm şefine yükseldiğini gördük. Bu sürekli olarak karşımıza çıkan eski bir hikaye: Firma BR ile uyumlu bir çalışma ve sorunsuz iş süreci sağlanacağı umuduyla mücadeleci işçilere daha iyi iş, daha uygun koşul ve daha fazla ücret sunmakta. Aynı durum DPD Duisburg’da da karşımıza çıktı ve maalesef başarılı da oldu. DPD’de işveren dostu BR ödüllendirildi. Hala varlığı sürmekte olan çalışma saatlerindeki esneklik, yardımcı işçilerin hastalık ve tatil durumunda ücretlerinin ödenmemesi gibi birçok problem görmezden gelindi ve çatışmalar bilinçli bir şekilde engellenildi.
Firmadaki bu sükuneti korumak için saldırgan önlemlerden de çekinilmedi. 2013 Haziran’ında yapılan son BR seçimlerinde o zamana kadarki BR başkanının listesi olan Liste 4’ün oy oranını arttırıp sandalye sayısını 9’dan 11’e çıkarması için ‚yardımcı‘ olundu. Göze batacak kadar sayıda işçinin oylarını mektupla kullanmaları dikkat çekti. Diğer listelerin temsilcileri seçimlerin iptal edilmesi için iş mahkemesine başvurdular. İlk aşamada olumsuz sonuç elde edildi; tanıklar ifadelerini geri çektiler, mahkeme kanıtları yetersiz buldu ve 10 Nisan 2014’te davayı geri çevirdi. Eyalet İş Mahkemesi’ne gitme hakkı hala var. Mahkeme özellikle de yardımcı ve kiralık işçilerin görevdeki bir BR üyesi tarafından işten çıkarılmamalarının BR’nin onayına bağlı olduğu şeklinde baskı altında tutulduğunu yeterince dikkate almamış gibi görülüyor.

MÜCADELECİ İŞÇİLERE ‚CEZA‘
Ancak yapılanlar bununla da kalmadı: 2014 Mayıs’ında BR seçimlerinin iptali için başvuruda bulunan işçilerden biri BR’nin de onayıyla DPD tarafından işten atıldı, kısa süre sonra bir başka işçi de işten muaf tutuldu. Duisburg iş Mahkemesi’nde yapılan duruşma dışı anlaşma oturumu sonuçsuz kaldı. Bu, mahkemeye çıkılacağı anlamına geliyor. En üzücü durum ise, sorumlu sendika sekreterinin işletmede sesini çıkaranların susturulmasını hedefleyen bu saldırılara karşı çıkmaması. Açık ki sekreter için önemli olan taşeronlaşmaya karşı mücadele sürecinde elde edilen yüksek örgütlenme oranını korumak ve yeni üyeler kazanmak için şimdi BR çoğunluğuyla iyi geçinmek. BR ile işveren arasındaki karşılıklı güvene dayalı işbirliği sayesinde hasır altı edilen gerçek sorunlar onu ilgilendirmiyor. Ancak DPD işçileri günün birinde lojistik branşındaki çalışma koşullarına karşı verdikleri günlük mücadelenin bu işyeri işçi temsilciliğiyle yürütülemeyeceğini anlayacaklardır. (YH)