İsveç’te seçimlerin galibi ırkçı parti

isvecte-sosyal-demokrat-yesiller-sol-koalisyonu-kapida

İsveç’te dün yapılan seçimlerde iktidar partileri büyük oy kaybına uğrarken “Kırmızı-Yeşil Blok” olarak adlandırılan muhalefet partileri oylarını artırmayı başaramadılar. Seçimlerin gerçek galibi oy oranlarını 2010 yılında yapılan seçimlere kıyasla iki kattan fazla arttıran ırkçı ve yabancı İsveç Demokratları  oldu. Seçimlerde başarı gösteren bir diğer parti de Feminist İnsiyatif.  Oylarını yüzde 2,7 oranında artırmasına rağmen yüzde 4 barajın altında kaldığı için parlamentoya  temsilci gönderme hakkını kazanamadı.

Seçim sonuçları 8 yıldan bu yana ülkeyi yöneten Hükümetin büyük ortağı Muhafazakar Parti’nin % 6,9 oranında oy kaybederek % 23,2’ye gerilediğini gösteriyor. Koalisyon Hükümeti içinde yer alan Hıristiyan Demokratlar % 1, Halk Partisi % 1,7 ve Merkez Partisi de % 0,5 oranında oy kaybetti.

“Kırmızı-Yeşil Blok”un motorunu oluşturan Sosyal Demokrat İşçi Partisi (SAP)  % 31,3 oranında oy alarak en büyük parti konumuna gelmesine rağmen 2010 yılındaki seçimlere kıyasla sadece 1 milletvelili daha kazanabildi. Sol Parti ise 2010 yılında aldığı oyları ancak binde bir oranında arttırırken, Çevre Partisi Yeşilller’in oyları binde 5 oranında geriledi.

Ortaya çıkan tablo Hükümet partilerinin kaybettiği oyların “Kırmızı-Yeşil Blok”u oluşturan partilere değil, ırkçı ve yabancı düşmanı İsveç Demokratlarına gittiğini, ırkçı partinin oylarını % 7,3 oranında artırarak % 12,9’a yükselttiğini gösteriyor.

Bunun asıl nedeni “Kırmızı-Yeşil Blok” içinde yer alan partilerin kitlelerin ihtiyaçlarına cevap verecek proğramlarla ortaya çıkamamaları. Neo-liberal politikaları yürürlüğe koyarak eğitim, sağlık ve bakım sektörlerinde geniş kapsamlı özelleştirmelere giden sağ koalisyon partilerinin iktidarda bulundukları 8 yıl içinde sınıflararası çelişkiler, dışlanma arttı.

Son dört yıldır uygulanan “Çatışma Hattı” polikikasından en olumsuz etkilenenler hastalar, işsizler ve yaşlılar oldu. Yüzbini aşkın işsiz ve hastanın hastalık ve işsizlik sigortası ile ilişkileri kesildiği için sosyal yardımla geçinmek zorunda kaldılar. Çalışmadıkları için hükümetin gerçekleştirdiği vergi reformundan yaralanamayan binlerce emeklinin yaşam standartları geriledi.

“Kırmızı-Yeşil blok”u oluşturan partiler hükümetin uygulamalarına sert eleştiriler yöneltmelerine rağmen, sorunların çözümü için somut politikalar üretemediler.Sol Parti bir yana bırakılacak olursa  sosyal devletin yapması gereken hizmetleri üstlenen özel şirketlere yönelik net bir politika belirleyemediler.

Özelleştirmelere karşı net tutum alan ve sağlık sektöründe özel şirketlerin kar etmelerini yasaklayacağını açıklayan Sol Parti yapılan kamuoyu yoklamalarında oy oranını % 9’lara yükseltmesine rağmen, bu desteğin bir kısmının eşitlik talepleri ile seçimlere katılan Feminist İnsiyatif’e gittiği görülüyor.

İsveç Demokratları ise son derece basit ve anlaşılır bir demogojik propaganda yürüttü.  Sosyal devleti savunucu pozlarında ortaya çıkıp bakım, eğitim ve sağlık sektöründe yaşanan skandalların sorumluluğunu göçmenlere yıktı. İlticacılara ve göçmenlere harcanan paranın emekliler ve hastalar için kullanılacağını öne sürerek  toplumun zayıf kesimleri ile göçmenleri karşı karşıya getirmeye çalıştı. Seçim sonuçları bu politikanın başarılı olduğunu, hükümetin politikasından hoşnutsuz olanların bir kesiminin ırkçılara oy verdiğini gösteriyor.

Seçim sonuçlarının ardından bir açıklama yapan Başbakan Fredrik Reinfeldt, seçimlerde yenilgiye uğradıklarını kabul etti. Başbakanlığın yanı sıra parti liderliğinden de ayrılacağını açıkladı. Aynı saatlerde bir açıklama yapan SAP lideri Stefan Löfven ise seçimlerde en fazla oy almış parti olarak hükümeti kurma görevini üstleneceklerini söyledi.

Ancak Sosyal Demokratların hükümeti kurmaları pek kolay görükmüyor. Blok içinde yer alan üç partinin aldıkları oy bir çoğunluk hükümeti kurmaya yeterli olmadığı gibi Löfven, Sol Parti’nin hükümet içinde yer almasına karşı ve dışardan destek vermelerini istiyor.

Seçim sonuçlarının açıklanmasından hemen sonra Löfven, Yeşiller’le hükümet kurmayı istediğini ve diğer partilerden destek talebinde bulunacağını söyledi.  Sol Parti’nin adını ağzına almaktan kaçındı.

Tekelci kapitalistlerin temsilcileri de daha önce Sol Parti’nin kurulacak bir hükümet içinde yer almasına karşı olduklarını açıklamışlardı. Büyük şirketler uygulanan blok politikasına son verilmesini, her iki blok içinde yer alan kendi çıkarlarına uygun partilerin bir araya gelip güçlü bir hükümet kurmalarını istiyorlar.

Tüm parti liderleri hiç bir biçimde İsveç Demokratları ile pazarlık içinde olmayacaklarını açıkladılar. % 12,9 oy oranıyla ırkçı parti anahtar konumuna gelmiş olsa da parlamentoda bulunan partilerin İsveç Demokratları’na yönelik izolasyon politikasında  bir değişiklik olması beklenmiyor.

 

MURAT KUSEYRİ