Mercedes Düsseldorf’ta işçiler öfkeli!

 

Daimler tekeli planlarını hayata geçirmeyi başarırsa Düsseldorf’ta 1800 işçi sokağa atılacak! Tekel yönetimi ağır vasıta ve ticari araçlar bölümünde kâr marjını orta vadede %5’ten %8’e çıkarmayı hedefliyor.
Daimler tekelinin ağır vasıta ve ticari araçlar üreten fabrikalardaki kâr marjını orta vadede %8’e çıkarma hedefine Mercedes Düsseldorf da dahil edildi.
Temmuz ayında tekel yönetimi tarafından yapılan açıklamada şuan %5,2 olan kâr marjının tekelin ağır vasıta ve ticari araçlar piyasasındaki liderlik pozisyonunu korumak için yeterli olmadığı belirtilmiş ve Mannheim’de 900, Kassel’de 800, Gaggenau’da 700 ve Wörth’de 800 işçinin fazla olduğunu ileri sürülmüştü.
Tekel yönetimi toplam 3200 işçinin etkileneceği bu planların dışında başka önlem düşünmediklerini ve ayrıca işten çıkarmaların “sosyal dengeli” olacağını iddia etmişti.

VERİLEN SÖZLER BOŞ!
Fakat yapılan açıklamadan kısa bir süre sonra planların Mannheim, Kassel, Gaggenau ve Wörth ile sınırlı olmadığı Düsseldorf ve Ludwigsfelde’yi (Berlin yakınlarında) kapsadığı belli oldu.
Daimler tekeli Düsseldorf ve Ludwigsfelde fabrikalarında Mercedes Sprinter modelinin yanı sıra yılda toplam 50 bin adet VW Crafter üretiyor. Ne var ki Volkswagen tekeli 2016 sonunda VW Crafter’in üretimini kendisi yapacak. Diğer yanda yılda yaklaşık 26 bin Mercedes Sprinter, NAFTA Bölgesi (Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesi) için bu iki fabrikada üretiliyor. NAFTA pazarı için üretimi ABD’ye veya Meksika’ya kaydırma planları üzerine çalışıldığını bildiren tekel yöneticileri WAZ gazetesine yaptıkları açıklamada, “ABD’ye ihraç edilen araçlar, yüksek vergi ödenmemesi için üretildikten sonra Düsseldorf limanında tekrar parçalanıyor ve ABD’ye yedek parça olarak gönderiliyor. Burada bu parçalar yeniden birleştiriliyor. Bu yoldan %25 gümrük vergisi ödemekten kurtuluyoruz ancak aracın parçalanıp yeniden montaj edilmesinin maliyeti de çok yüksek. NAFTA pazarında Sprinter’e rağbet artıyor ve bu nedenle üretimin kaydırılması gündemde. Fakat kimsenin korkmasına neden yok, Düsseldorf ve Ludwigsfelde’deki işyerleri güvencede” görüşünü savundular.
Ancak VW tekeli için üretilen Crafter’in üretimine son verilmesi ve Sprinter üretiminin bir bölümünün ABD’ye kaydırılması planlarının 31 Aralık 2016’ya kadar geçerli olan “Işyeri Güvencesi Sözleşmesi”nin bitimine denk(!) gelmesini işçiler tesadüf olarak değerlendirmiyorlar.
Nitekim bu planlar Düsseldorf’ta gece vardiyasının komple silinmesi anlamına geliyor. Buda 1800 işçinin boşa düşmesi anlamına geliyor.

FEDAKARLIĞIN KARŞILIĞI…
Diğer yandan 2016 sonuna kadar geçerli olan “Işyeri Güvencesi Sözleşmesi” karşılığında işçiler yıllardır çok ciddi feragatte bulundular. Geçen süreçte değişik esnek çalışma modelleriyle üretimi iyice piyasanın ihtiyacına göre ayarlayan işletme yönetimi, ihtiyaç durumunda cumartesi günlerini normal işgününe çevirdi, zaman havuzu uygulamasını yaygınlaştırdı; –üretim gerilediğinde zorunlu izin alarak işçiler borçlandırıldı yaz aylarında siparişler arttığında ise zorunlu fazla mesailerle bu borçlar ödettirildi.
Düsseldorf’ta saldırılar bununla sınırlı kalmadı; İş Planlama bölümü, işyeri temsilciliğinden temsilcilerin, ustabaşlarının da yer aldığı ortak bir çalışma grubu oluşturdular. Bu grubun hedefi her bölümde ve her vardiyada en az iki-üç daha az işçiyle daha fazla üretim yapmanın koşullarını yaratma ve uygulama. Planın uygulanması için izinler ve serbest vardiyalar (freischichten) iptal edilmekte, işçiler üzerinde baskı sürekli artırılmakta.
Bütün bunlar yaşanırken şimdi de 1800 işçinin “fazla” olduğu söylenmesi işçiler arasında öfkeye yol açıyor. Sonuçta yıllarca yapılan fedakârlığın karşılığı işten atılma oluyor.
Olağanüstü toplantı gergin geçti

Daimler tekeline bağlı Mercedes Düsseldorf’un geleceğine ilişkin söylentilerin artması ve tekel yönetiminin çelişkili açıklamaları üzerine İşyeri Temsilciliği 19 Eylül (Cuma) günü olağanüstü işyeri toplantısı düzenledi. Gelişmeleri öğrenmek isteyen bütün işçileri toplantıya davet eden temsilcilik işveren temsilcileri de, “planlarını açıklamaya” davet etmişti.
Yaklaşık 6 saat süren toplantıya işçilerin katılımı ve ilgisi normalin üstündeydi. Toplam 42 işçinin söz aldığı toplantının açılış faslından sonra tekel temsilcisi Frank Klein, işçilerin sırt çevirmeleri ve yuhalamaları arasında kürsüye çıktı.
Ticari araçlar piyasasında rekabetin olağanüstü çetin olduğunu ve maliyeti düşürmenin en önemli mesele olduğu fikrine işçileri kazanmaya çalışan Klein, “sizde kabul edersiniz ki” diyerek, “VW, Crafta üretimini kaydırdığı Polonya’daki işçilerin ücreti 1400 Euro. Bunun rekabet için ne anlama geldiğini sizler anlarsınız. Diğer tarafta Ford, Transit modelini NAFTA pazarı için direk ABD’de üretirken Avrupa pazarı için ise bu modeli Türkiye’de üretiyor. Bütün bunlar Mercedes rekabetin çok ciddi olduğunu ve eğer tasarrufa gidilmezse sürekli geride kalacağımız anlamına geliyor” dedi.
Klein, VW ve NAFTA pazarı için üretilen araç sayısının düşmesine karşın kendilerinin üretim sayısını 130 bin araçta tutmayı hedeflediklerini ve buna karşın üretimde 1000 işçinin fazla olduğunu söyledi.

TEMSİLCİLİK İŞÇİLER ARASI REKABETİ KÖRÜKLÜYOR
Tekel temsilcisi tekeller arası devam eden rekabette Daimler-Mercedes işçilerinin, kendi patronlarının yanında yer alması için işçilere çağrı yapması alışıldık bir durum. İşyeri temsilciliğinden bu tür çağrıların genelde üstü kapalı yapıldığı alışıldık bir durum.
Fakat Cuma günü yapılan toplantıda temsilcilik başkanı Weilbier, işverenin üretimi başka ülkelere kaydırarak daha fazla kar edemeyeceğini çünkü başta kalite olmak üzere diğer ülkelerdeki üretim çok yönden başarısız olduğunu ve buradaki işçilerin daha iyi ve kaliteli çalıştığını söyleyerek işçiler arası rekabeti körükledi. Üretimi başka ülkelere kaydıran ve umduklarını bulamayan işletmelerin incelendiği bir kitabı işveren temsilcisine hediye eden temsilcilik başkanı, planlar üzerine bir daha düşünülmesini istedi.
İşyeri Sendika Temsilciliği Başkanı Bernd Kost ise saldırıları asla kabul etmeyeceklerini ve sendika temsilciliği olarak ellerindeki bütün olanakları kullanarak mücadele edeceklerini söyleyerek dürüst bir tutum sergiledi.

OPEL’DEKİLER GİBİ DİRENELİM!
Daha sonra söz alan işçiler gelecek kaygıları ve işyerleri için mücadele isteklerini belirtiler. İşçilerden biri Opel örneğini vererek; “Opel’deki işçiler mücadele ederek on yıldan fazla bir süre fabrikanın kapatılmasını engellediler. Bizim için de mücadele ve barikat kurma zamanı artık geldi” dedi.
İşçilerden bir diğeri ise işten atıldığında kendisinin eve gidip kızına “ben artık işsizim” demek istemediğini, “en azından kızıma mücadele ettim demek istiyorum” dedi. İki hafta önce çıraklık eğitimine başlayan bir genç ise, “eğitime başlamadan önce Mercedes’te eğitim görmek, kalifiye bir işçi olmak ve güvenceli bir işimin olacağının sevincini yaşadım, fakat şu anda gördüğüm tablo beni ürkütüyor. Üç yıl sonra Kalifiye bir işsiz olmaktan korkuyorum” dedi.
“9 bin pilot grev yaptığında tüm Almanya’da bir yankı uyandırdı” diye söze başlayan büro da çalışan bir kadın emekçi, “Almanya çapında biz 160 bin Mercedes işçisiyiz, biz bir gün Greve çıktığımızda Almanya çapında nasıl bir etkisi olacağını düşünebiliyor musunuz bay Klein” diye patron temsilcisine seslendi.

HAYDİ SOKAĞA ÇIKALIM!
Kürsüye çıkan bir başka işçi ise, “artık sözün bittiği yer burasıdır. Toplantıyı derhal iptal ederek sokağa çıkılmasını öneriyorum. Mücadele etmeye hazır olanlar ellerini kaldırsın” diyerek önerisini oylamaya sundu. Salondakilerin %90’ı gibi bir ezici çoğunluk ellerini kaldırdı. Bu yaşananları büyük bir şaşkınlıkla izleyen temsilcilik başkanı Weilbier, patron temsilcisi Klein’in işareti üzerine kürsüye müdahale etti. “Senin böyle bir oylama yapma yetkin yok, öneri resmi olarak sunulur. Ayrıca toplantının sorumlusu biziz” gibi sözlerle işçiyi susturmaya çalıştı. Salondan gelen tepkiler üzerine en azından işçi arkadaşın sözünü bitirmesine izin verildi.
İşçi arkadaş ise mücadeleye hazır olan işçilerin ayağa kalkmasını istedi. Salonda bulunan yaklaşık 3000 işçinin 3/1 ayağa kalkması işveren ve işyeri temsilcilerine zor anlar yaşattı. Bu tablo karşısında işçi arkadaş, “sokağa çıkmamız, kamuoyuna sesimizi duyurmamız şart! Burada kendi kendimize tartışmamız yetersiz” dedi. İşçi arkadaş daha sonra coşkulu alkışlar arasında kürsüden indi.
Burada bir yanda kendiliğinden mücadele eğilimini mücadeleye dönüştürmede ne kadar tecrübesiz olduğumuzun farkına vardığımız gibi diğer yanda işyeri temsilciliğinin gözdağıyla karışık küçük manevralarla işçiler üzerinde kontrolü nasıl sağladığını da gördük.
Devam eden toplantıda tansiyon düşmedi. Son seçimlere muhalif liste olarak giren işyeri temsilcileri de ise bu tür bir saldırıyı kabul etmediklerini ve mücadele edeceklerini açıkladılar.
İşyeri toplantısının kapanış konuşmasını yapan İşyeri işçi temsilcileri başkanı Weilbier işçilerle gurur duyduğunu ve bu kadar yoğun bir katılım olduğundan dolayı da teşekkür etti. Bu konuların zor olduğunu fakat yine de zorunlu olarak doğru dürüst bir uzlaşma sağlamalarının gerektiğini söyleyerek toplantıyı kapattı. Henüz hiç bir tepki göstermeden uzlaşma sinyallerini verdi.

İşçiler üretimi durdurdu!

İşyeri toplantısının canlı geçmesi, onlarca işçinin konuşması ertesi güne de yansıdı. Cumartesi günü boyahane ve montaj bölümlerinin vardiyasından yaklaşık 150 işçi sabah molasında işyeri temsilciliğinin bürolarını bastılar. Bürolara sığmayan işçiler temsilcileri yanlarına alarak eski kantin bölümünde toplandılar.
Temsilcilere, “biz beklemek değil mücadele etmek istiyoruz. Sizin planınız nedir? Bizim ne yapmamızı bekliyorsunuz? Bizi neler bekliyor?” gibi sorular yönelttiler.
BR Başkanı 1800 işçinin işine son verilme tehlikesi olduğunu belirtirken, kendilerinin her şeye rağmen yasal sınırlamalardan dolayı mücadele çağrısı yapamayacaklarını fakat işçilerin de işgüçleri üzerine karar verebilecek durumda olduklarını söyledi ve “ne demek istediğimi anlıyorsunuz herhalde” dedi.
Mücadele konusunda ise şimdilik en azından Perşembe gününe kadar beklemeleri gerektiğini, çünkü 25 Eylül’de bir görüşmenin yapacaklarını ve nihayetinde 21 Ekim’de Daimler/Mercedes yönetim kurulunun bu planları karara bağlayacaklarını söyledi.
Herkes sakin olması gerektiğini söyleyen BR Başkanı, herkesi sükunete davet etti. BR başkanı işçileri sakinleştirme ve tepkilerin kontrol altında ifade edilmesi için her türlü yol ve yöntemi deniyor. Fakat bunda daha ne kadar başarılı olacağı ve biriken öfkeyi nasıl frenleyeceği belli değil. Cumartesi günü görüldüğü gibi işçiler arasında mücadele eğilimi giderek güçleniyor. Bugün işbirlikçi temsilciliğin engeline takılsalar da yarın için tecrübe biriktiriyorlar.

Mercedes Düsseldorf’ dan İşçiler