Almanya’da PKK yasağı 21. yılında: Nerden baksan tutarsızlık

Demonstration von Kurden in Düsseldorf

PKK, Almanya’da 21 yıl önce, 26 Kasım 1993’te yasaklanmıştı. Yasak aracılığıyla, ülkedeki Kürtleri Türkiye’nin istediği şekilde kriminalleştiren Almanya, şimdi Kobane’deki direniş nedeniyle PKK ve PYD’nin silahlandırılmasını tartışıyor.

Kürdistan İşçi Partisi (PKK), Aralık 1993’ten bu yana Almanya’da her türlü eylemi yasaklanmış bir örgüt. Türkiye’de savaşın alabildiğince kanlı geçtiği, her gün neredeyse bir kaç köyün boşaltıldığı, “faili meçhul” cinayetlerin işlendiği dönemde, o zaman Federal İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturan Manfred Kanther, 26 Kasım 1993’te PKK’nın bütün faaliyetlerinin yasaklandığını açıkladı. Böylece PKK adına siyasi faaliyet yürütme, PKK’ya ait bayrak ve sembollerin kullanılması kesin olarak suç haline getirildi. Bu yasağa uymayan çok sayıda insana değişik dönemlerde hapis ve para cezaları verildi.
Almanya, PKK’yı yasaklamaya “iç güvenliği” gerekçe gösterdi. Yasak kararının alındığı dönemde Türkiye’de ve Kürdistan’da yapılan katliamlara, baskılara karşı Almanya’da çok sayıda protesto gösterisi düzenlenmiş ve bu gösterilerin bir kısmı otoban işgalleri, Türk elçiliklerine ve işyerlerine saldırılar şeklinde kendisini göstermişti.
24 Haziran 1993’te Türkiye’nin Münih Başkonsolosluğu’na giren bir grup PKK taraftarı 20 kişiyi bir süreliğine esir almıştı. Bütün bu eylemlerden sonra dönemin Başbakanı Helmut Kohl, “Kürtlerin yaptığı şeylere karşı önlem alınmalı” diyerek açıktan yasak için ilk işareti verdi. Ve ardından çok fazla zaman geçmeden yasak hayata geçirildi.
Böylece milyonlarca Kürdün siyasi taleplerini savunan örgüt “kriminal” ilan edildi ve pek çok PKK yöneticisi hakkında davalar açıldı, hapis cezaları verildi. Almanya’nın bu yasak kararı daha sonra diğer AB ülkeleri tarafından da olduğu gibi üstlenildi.

2005’te Federal İçişleri Bakanlığı tarafından Özgür Politika gazetesi “PKK yayın organı” olduğu gerekçesiyle yasaklandı. Bir süre sonra Federal İdari Mahkeme yasağın haklı olmadığı yönünde bir karar verdi. Ardından Roj TV’nin Almanya’da yayın yapması yasaklandı.
İstihbarat örgütlerinin verilerine göre yasaklandığı dönemde PKK’nın Almanya’da 6 bin 900 taraftarı vardı. Son rakamlara göre ise bu 13 bine çıkmış. Demek ki, yasak PKK’yi küçültmek yerine büyütmüş.

TÜRKİYE’NİN İSTEĞİYLE GELEN YASAK
Hiç şüphe yok ki, PKK’nın yasaklanması Almanya’nın “iç güvenliği”yle ilgili bir karar değildi. Çünkü yapılan eylemlerin tümünde hedef Türkiye rejimiydi. Alman kurumlarına ve güvenlik birimlerine yönelik herhangi bir eylem yapılmadığı halde alınan bu karar elbette, Almanya’nın siyasi ve ekonomik olarak yakın ilişkiler içinde olduğu Türkiye’nin bir isteğiydi. İstihbarat düzeyinde Türkiye ile sürekli bilgi paylaşımında bulunan Almanya bununla da kalmamış, Türkiye ordusunu PKK ve Kürtlere karşı girdiği savaşta silahlandırmıştı. Öldürülen gerillaların cesetlerinin Alman panzerlerine bağlanarak sürüklendiği halen hafızalarda. Yani, Alman devleti, Türkiye’nin Kürt politikasına her bakımdan destek vererek, Kürt halkının demokratik hak ve taleplerinin bastırılmasına katkı sundu.
Ülkesinde yaşayan Kürtlere de, Türkiye devletinin resmi politikasını dayattı, farklı bir ulus olduğunu tanımadı, dillerini ve kimliklerini yok saydı. Bu politika ülke içerisinde yaşayan yaklaşık 800 bin Kürdün, “potansiyel tehlike”, “şiddete yatkın topluluk” olarak gösterilmesine vesile oldu.

YASAKTAN NEDEN ISRAR EDİLİYOR?
21 yıl içinde, asıl olarak Türkiye ile olan ekonomik ve siyasi ilişkiler gözetilerek alınan yasak kararının kaldırılması için pek çok etkinlik ve kampanya düzenlendi. Buna rağmen hükümetin politikasında bir değişiklik yok. Hem de Türkiye’de PKK lideri Abdullah Öcalan ile devlet arasında resmi görüşmelerin başlamasına rağmen. Bu nedenle Almanya’nın PKK politikası bir yönüyle “kraldan çok kralcı” olmaya benziyor. İstihbarat örgütleri tarafından hazırlanan yıllık raporlarda da PKK’nın Almanya’da şiddet eylemlerinden kaçındığına dikkat çekilmesinde rağmen yasak kararında ısrar ediliyor. Demek ki, yasaklama kararı, nasıl ki bundan 21 yıl önce Türkiye ile yapılan görüşmelerin ardından alındıysa, bunu kaldırma prosedürünün de aynı şekilde işlemesi gerekiyor.
Ancak, içinden geçtiğimiz süreç bu yasağı artık anlamsız olduğunu söyleyen çok sayıda Alman politikacı da var. Bunların sesini yükseltmesinde, Kobane direnişi sırasında PKK ve onunla bağlantı içinde olan Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) izlediği politika belirleyici oldu. Ortadoğu’da pek çok kesim İslamcı terör örgütü IŞİD’e hemen teslim olurken Kobane ve Şengal’de PKK ve PYD, bu kanlı örgütle kararlı bir savaşa girdi ve önemli başarılar elde etti. Ve bu başarı Almanya’da da PKK’ya yönelik sempatiyi artırdı.
Önce koalisyon hükümetinin küçük ortağı SPD’nin Meclis Grubu Başkan Yardımcısı Rolf Mützenich, Kobane’de IŞİD’e karşı savaşan YPG güçlerinin silahlandırılmasını ve PKK ile ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesini gündeme getirdi. Ardından hükümetin büyük ortağı CDU’nun Meclis Grubu Başkanı Volker Kauder konuyu tartışmaya açtı. Kauder Spiegel Online’ye verdiği demeçte, “Türkiye’nin PKK ile olan sorunlarını biliyorum ama IŞİD’in önemli sınır kentlerini ele geçirirken ve uluslararası güvenlik üzerinde büyüyen bir tehdide yol açarken ellerimiz kollarımız bağlı duramayız. Diğer örgütlerin desteklenmesi seçeneğini dışta tutmuyorum. Ama bu Türkiye’ye karşı değil, Türkiye ile birlikte olmalı. PKK’nin desteklenmesi konusu da buna dahildir.” (Spiegel.de)
Bu cümlelerin tercümesi, Almanya’nın IŞİD’in durdurulması için PKK’yı desteklemeye hazır olduğu, ancak bunun için Türkiye’nin de onay vermesi gerektiğidir. Yetkili ağızlar tarafından yapılan bu açıklamalara rağmen Federal İçişleri Bakanlığı, değişen koşullara rağmen PKK yasağının kaldırılmasının söz konusu olmadığını ve Almanya’nın iç güvenliği için önemli olduğunu ileri sürerek resmi yaklaşımın bir süre daha devam edeceğini gösteriyor.
Gelişmeler ve tartışmalar, Almanya’nın PKK yasağının, Türkiye’nin Kürt sorununa endeksli bir yaklaşım olduğunu, ancak gelinen aşamada bunun pek çok tutarsızlığı içerisinde barındırdığını açık olarak gösteriyor. Bu nedenle Kürtlerin kriminalize edilmesinden vazgeçilmesi, PKK yasağının kaldırılması zorunlu görünüyor. (YH)

 

Jelpke: Kauder’in açıklaması olumlu

Sol Parti milletvekili Ulla Jelpke CDU Meclis Grubu Başkanı Volker Kauder’in “PKK desteklenmeli” yönündeki açıklamasını olumlu buldu. Almanya’nın PKK’ye dair çelişkiler yaşadığına dikkat çeken Jelpke “PKK’yi desteklemek isteyenler, önce PKK yasağını kaldırmalı” dedi.
Hıristiyan Demokratlar Birliği (CDU)’nun Grup Başkanı Volker Kauder’in bugün Der Spiegel dergisine verdiği bir röportajda DAİŞ çetelerine karşı mücadele eden PKK’ye de silah verilmesine karşı çıkmayan mesajlar vermişti.
Jepke yaptığı açıklamada, “Mantıklı olarak ilk yapılması gereken Kürt özgürlük hareketini kriminalize etme politikasına son vermektir. Bunun için Almanya’daki PKK yasağının kaldırılması ve PKK’nin AB’nin terörist örgütler listesinden çıkarılması gerekiyor. Bu durumda Kauder bu talebiyle suç işleme sınırına yaklaşmıştır.
Bir yandan hükümetin önemli isimlerinden birisinin PKK’yi silah verilmesi konusunu düşünmesi, diğer yandan da Almanya’da Öcalan posterlerini taşıdığı Kürt göstericilerin tutuklanması bir çelişkidir. Kauder PKK’ye silah verilmesinin sadece Türkiye’nin kabul edilmesiyle mümkün olacağını söylüyor.
Bu yüzden Almanya Ankara ve PKK arasındaki barış sürecinin ilerletmesi için çalışmalı. Son günlerde Türk ordusunun PKK’ye ait yerleri bombaladığı gerçeğini de göz önüne alırsak bu süreçte muhakkak gözlemci üçüncü bir ülkeye ihtiyaç vardır. Bu konuda federal hükümet önemli bir rol oynayabilir” dedi. (YH)