Mülteci zirvesi yapılıyor

 

Federal Göç ve Mülteci Dairesi (BAMF) verilerine göre bu yıl Almanya’ya iltica için 230 ile 250 bin kişinin geleceği tahmin ediliyor. Personel sıkıntısı yaşayan BAMF’a ayrıca ek 300 kişilik kadro açılacağı kaydedildi.

Almanya’da değişik nedenlerle son aylarda sürekli gündeme çıkan mülteciler sorununu çözmek amacıyla başbakanlıkta bir zirve toplanacak. Eyaletlerin başbakanlık müsteşarlarının katılacağı zirvede, mültecilere harcanan bütçe, eyaletler arasında mültecilerin dağılımı ve koordinasyonu görüşülecek. Geçtiğimiz hafta Potsdam’da bir araya gelen eyalet başbakanları federal hükümeti, mülteciler konusunda eyaletlere para, personel yardımı çağrısında bulunmuştu. Federal Göç ve Mülteci Dairesi (BAMF) verilerine göre bu yıl Almanya’ya iltica için 230 ile 250 bin kişinin geleceği tahmin ediliyor. Personel sıkıntısı yaşayan BAMF’a ayrıca ek 300 kişilik kadro açılacağı kaydedildi. Yaklaşık bin kişinin çalıştığı BAMF’da 320 kişi başvuruların kararını veriyor. İltica başvurusunun karara bağlanması ortalama 7 ay sürüyor. SPD’nin iktidarda olduğu eyaletler özellikle “Aşırı güvensiz ülkelerden” gelen mültecilerin hızlı şekilde korumaya alınmasını talep ediyor.Aşağı Saksonya İçişleri Bakanı Boris Pistorius mültecilerin sağlık giderlerinin federal yönetim tarafından üstlenilmesini istiyor. Uygulamaya göre belediyeler hasta mülteci adaylarının sağlık giderlerini üstleniyor.

NRW’DE EYALET ZİRVESİ YAPILDI
Almanya’nın en fazla mülteci alan eyaleti Kuzey Ren Vestfalya’da hükümet ve muhalefet partilerinin mültecilerin barınma koşullarını düzeltme konusunda anlaştıkları bildirildi.
NRW’de Başbakanı Hannelore Kraft’ın çağırısı üzerine mülteciler zirvesi gerçekleşti. Eyalette mültecilere olan taciz olaylarının gün geçtikçe yeni boyutlarının ortaya çıkması üzerine gerçekleşen zirveye başbakan Kraft’ın yanı sıra ilgili bakanlıklar ve mültecilere yönelik çalışmalar yürüten sivil toplum örgütleri olmak üzere 20’nin üzerinde kurum katıldı.
Zirve öncesi CDU eyalet başkanı Armin Laschet, NRW’de mülteciler konusunun başbakanlığın sorumluluğunda olması gerektiği önerisini getirdi. Eyaleetteki 18 mülteci yurdunda değişik branşlarda geçerli kontrol sisteminin yürürlüğe sokulmasını isteyen Laschet, bu sistemin Heim-TÜV şeklinde adlandırılabileceğini bildirdi. Eyalet bütçesinden savaştan kaçan mültecilere 100 bin Euro ayrılması da teklifler arasında yer aldı.
Köln Katolik Kilisesi de kiliseye ait binaların gözden geçirerek hangisinin mültecilerin kalabileceği koşullara sahip olup olmadığının araştırıldığını açıkladı. (YH)

 

Kilise ilticasına engel

Bir yandan bu türden olumlu gelişmeler olurken diğer yandan devletin Almanya’da daha az mülteci kalması için gösterdiği çaba rahatsızlık veriyor. Devlet, insani kaygılarla iltica hakkı tanıyan kiliseleri engellemeye çalışıyor. Almanya’da bazı istisnalar dışında polis kiliselere ait mülklere girmemeye özen gösteriyor. Kilise yetkililerine göre, ülke genelindeki 180 yerleşim biriminde 300 kadar mülteci kiliselerden geçici sığınma hakkı aldı. BAMF’ye göre ise bu sayı 500 civarında. Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF) Genel Direktörü Manfred Schmidt, kiliselerin son dönemlerde birçok mülteciye sığınma hakkı tanıdığını ve bu hakkın ‘sorumluca kullanılıp kullanılmadığının’ tartışmalı olduğunu savundu. Kiliselere sığınan birçok mültecinin Dublin Antlaşması’nı by-pass etmek için bu yola başvurduğunu savunan Schmidt, kiliselerin antlaşmayı tartışılır hale getirdikleri suçlamasında bulundu. Dublin Antlaşması’na göre, bir Avrupa ülkesinde iltica eden bir kişi davası sonuçlanmadan bir diğer ülkeye iltica etmesi halinde, ilk başvuru yaptığı ülkeye geri gönderilmek zorunda. Kiliselere sığınan mültecilerin sayısındaki artışa dikkat çeken BAMF Direktörü, bu hakkın genel olarak sistemi tartışmalı hale getirebileceğini iddia etti.
Kilise temsilcileri ise, BAMF’nin suçlamalarını reddediyorlar. Bavyera Eyalet Kilisesi’nde mültecilerin sorunlarıyla ilgilenen birimin koordinatörü Stephan Theo Reichel, BAMF’nin amacının ‘Kilise Sığınma Hakkı’na yönelik engelleri arttırmak olduğunun altını çizdi. Reichel, BAMF yetkilileri ile görüşerek, mültecilerin uyumu konusunu ele almak istediklerini kaydetti. Reichel, Kilise Sığınma Hakkı’nın mültecilerin başvurması gereken son seçenek olduğuna da vurgu yaptı. Kiliselerde sığınma hakkı verilen ve geçici olarak sınırdışı edilmekten kurtulan mültecilerin üçte ikisinin Dublin Antlaşması kapsamına girdiği belirtiliyor. Bu kişilerin, ilk iltica başvurusunu yaptıkları diğer Avrupa ülkelerine gönderilmeleri gerekiyor. Daha önce de Bavyera eyalet polisinin sınırdışı etmek istediği İranlı hamile bir kadın kilise tarafından sahiplenilmiş ve polis ile kilise yetkilileri arasında polemik yaşanmasına neden olmuştu. Avusturya’ya sınırdışı edilmek istenen kadına sahip çıkan kilise yetkilileri, Avusturya’nın diğer Avrupa ülkelerinin aksine hamile kadınları dahi sınırdışı etmesinden kaynaklı olarak sığınma hakkı verdiklerini duyurmuştu. Geçen hafta içinde mülteci sayısını azaltmak için büyük şehirlerin merkezi tren istasyonlarında polis kontrolleri yapıldı. Almanlara benzemeyen kişilerden kimlikleri istenerek, ülkede kalma izni olmayanlar sınırdışı edilmek için gözaltına alındı. (YH)