DPD BR’si neden ödüllendirildi?!

Her yıl düzenlenen Alman İşyeri Temsilcileri Günü (“Deutscher Betriebsrätetag“) bu yıl yine eski Başkent Bonn’da, eski parlamento binasında düzenlendi. Bu nedenle “İşyeri Temsilcilerinin Parlamentosu” olarak da adlandırılan etkinliğe başta Federal Çalışma Bakanı Andrea Nahles ve DGB Başkanı Rainer Hoffmann’ın yanı sıra çok sayıda sendikacı, işyeri temsilcisi ve değişik tekellerin personel müdürleri katıldılar.

Değişik forumlarda tecrübe alış verişinde bulunan temsilciler kendi çalışmalarından olumlu örnekleri meslektaşlarıyla paylaştılar. En başarılı temsilciler değişik dallarda ödüllendirildiler. Alman İşyeri Temsilcileri Günü 2014 ödülleri ilk üçte altın, gümüş ve bronz olarak verilirken bunun yanı sıra beş alanda özel ödüller de verildi.

Bunların arasında en ilginci ise şüphesiz “İzleyici Ödülü” (“Publikumspreis“) adı altında DPD GeoPost GmbH İşyeri Temsilciliği’ne verilen ödül oldu. Nitekim Duisburg’daki DPD’de uzun bir süredir sorunlar artarken ödüllendirilen temsilciliğe karşı ciddi eleştiriler de gündemde.

Oysa altı yıl önce başlayan ve başarıyla sürdüren mücadele gerçekten de ödüllendirmeye layık bir mücadeleydi. Ne var ki mücadelenin ilerleyen sürecinde temsilcilerin bir bölümünün şirket yönetimiyle işbirliğine giriştiğine ve işçilerin haklarını sattıklarına ilişkin ciddi iddialar gündeme geldi.

DPD, TEMSİLCİLERİ SATIN MI ALDI?!

DPD, altı yıl önce işlerin ve işçilerin bir bölümünü Ergo isimli taşeron firmaya devretmişti. DPD yönetimi bu yoldan ücretleri düşürmeyi ve dolayısıyla daha fazla kâr etmeyi hedefliyordu. Şirket yönetiminin planı ilk etapta hayat bulmuştu.

İşini kaybetmek istemeyen bir grup işçi ücretlerin düşmesine ve bir takım sosyal hakların gasp edilmesine boyun eğerek Ergo’ya geçmeye razı oldular. Daha büyük bir grup ise mahkemeye başvurarak, DPD’de elde edilmiş haklarının korunarak Ergo’ya geçmeye çalıştılar. En sonunda bütün işçiler birleşerek örgütülülüklerini geliştirdiler ve Ergo patronuna karşı ciddi bir mücadele başlattılar. Amaç, Ergo patronu için faturanın yükselmesini sağlamaktı.

Kendine dayatılan koşulların altından kalkamayacağını ilan eden Ergo yönetimi, DPD ile yaptığı anlaşmadan geri çekildi ve işi ve işçileri yeniden DPD’ye devretti.

Tam da bu süreçte, Ergo’nun geri çekilmesi ve DPD’nin daha önce devrettiği bölümü geri alması döneminde, özellikle Ergo’daki işyeri temsilciliğinin DPD yönetimi ile pazarlık yaptığı ve belli mükafatlar karşılığında mücadeleci tutumlarından vazgeçme sözü verdikleri tahmin ediliyor.

Her ne kadar bugün hala görev başında olan temsilciler böyle bir gizli anlaşma olmadığını ileri sürseler de gerçek durum bu yöndeki şüpheleri güçlendiriyor. Nitekim bütün işçiler DPD çatısı altına geldikten sonra Ergo’da BR Başkanı olan kişi birden bölüm şefliğine (Bereichsleiter) yükseldi, diğer temsilcilerden bazıları tim şefi ve vardiya sorumlusu oldular.

Bu durumu, “neden bizden biri bölüm veya tim şefi olmasın, neden hep başkaları bizim başımıza getirilsin” türünden sözlerle savunanlar bugünlerde geldikleri pozisyonu alın teriyle elde ettiklerini iddia ediyorlar. Tabi işçiler arasında bu durumu farklı görenler, farklı değerlendirenler de var.

Bunlara karşı da BR (ki bunlar aynı zamanda şirketin yöneticisi konumunda) acımasız davranıyor. BR’yi eleştirenlere sudan bahanelerle ihtar verilmesi, işten çıkarmakla tehdit edilmeler, hatta işten atmalara onay vermeler artık gündemde. İşçiler arasında tepki artmasına karşın sesini çıkaranlar henüz azınlıkta.

SESSİZLİK ARTIK BOZULUYOR

İşten atmalar, zorunlu izinler ve ihtarların artmasıyla birlikte bu saldırılara maruz kalanlar da harekete geçtiler. Özellikle son BR seçimlerine hile karıştırıldığı iddialarının gündeme gelmesi ve seçimlere katılan bir listenin elemanlarının seçimlerin tekrarlanması için mahkemeye başvurması işletme içinde deyim yerindeyse ak ve kara koyunların daha net görülmesini sağladı.

Mahkemeye başvuranlara ihtar, işten uzaklaştırma ve işten çıkarma gibi yöntemlerle saldıran BR ve DPD yönetimi burada ortak hareket ettiklerini de cümle aleme göstermiş oldular. Artık DPD işçileri de verdikleri başarılı mücadelelerine sahip çıkıyorlar ve bu mücadeleyi kendi kariyerleri için kullananlara karşı tepkilerini dile getiriyorlar.

DPD GeoPost GmbH İşyeri Temsilciliği’ne “İzleyici Ödülü” (“Publikumspreis“) verileceğinin işletmede duyulması işçiler arasında tepkilere neden oldu. Bir grup işçi hazırladıkları bildiride, “başarılı bir mücadele – ama kimin için?!” sorusunu gündeme attılar. Bildirinin deponun önünde dağıtılmasını içine sindiremeyen bazı temsilciler dışarı çıkıp işçilerin bildiri almasını engellemeye çalıştılar.

Benzeri durum Bonn’da düzenlenen ödül töreni öncesinde de yaşandı. Hazırlanan Almanca bildiri törene gelen temsilciler arasında geniş yankı yarattı. Bildiriyi alıp içeride okuduktan sonra çıkan bazı temsilciler “böyle birşey olamaz, eğer burada yazanlar doğruysa bunlar ödülü hak etmezler” diye tepkilerini dile getirdiler.

Bu arada ödülü almaya giden DPD temsilcileri de dışarı çıkıp değişik yöntemlerle bildiri dağıtımını engellemeye çalıştılar. Biri tatlı dille, “kardeşim olay sizin bildiğiniz gibi değil” diye bildiri dağıtımından vazgeçirmeye çalışırken bir diğeri ise işi bildiriyi yırtıp ayağının altına almaya kadar vardırdı.

Tabi bu durum çevrede olup biteni izleyenler açısından da ilginç bir tabloydu. Madem bildiride yazılanlar gerçeği yansıtmıyordu o zaman neden bu kadar sinirleniyordu bu temsilciler..

DPD’de artık sessizlik bozuldu ve ödüllü temsilciler giderek köşeye sıkışıyorlar. Sıkıştıkça da hırçınlaşıp gerçek yüzlerini ortaya koyuyorlar. Biz DPD işçileri olarak verdiğimiz mücadeleye sahip çıkacağız ve bunun üzerinden kimsenin kişisel kariyer yapmasına göz yummayacağız. Biz sekiz sene önce bir kahvede yaşananları, birilerinin ağlayarak, “ben çok en yakın arkadaşlarıma çok haksızlık ettim. Çoluk çocuğu var diye düşünmeden işten atılmalarına göz yumdum” diyenleri unutmadık. Biz o zaman bu arkadaşlara “tamam, madem sen hatanı kabul ediyorsun başımızın üzerinde yerin var” demiştik. Ama şimdi bakıyoruz ki bu arkadaşlar eskisinden daha beter bir duruma geldiler. Bunlar bizleri artık temsil edemezler, çünkü sadece patronun çıkarlarını ve kendi kariyerlerini gözetiyorlar. Bütün temsilcilerin böyle olduğunu düşünmüyoruz, içlerinde vicdanlı olanlar da var. Ama sessiz kaldıkları ve saflarını belirlemedikleri sürece patronun temsilciliğini yapanlardan farklı olmayacaklardır, bunları da bilsinler!

 

DPD GeoPost GmbH’dan bir grup işçi