Göçmenler Raporu: Sorun çok çözüm yok

0101

Federal Hükümet Göç Bakanlığı tarafından iki yılda bir hazırlanan “Göçmenlerin Durumu – 2014” başlıklı rapor, pek çok alanda yerli ve göçmenler arasında büyük farklılıklar olduğunu ve özellikle sosyal alanlarda ayrımcılığın dikkat çekici boyutlarda olduğunu gözler önüne seriyor.

Bunun başında işsizlik ve yoksulluk geliyor. Rapora göre göçmenler arasında yoksulluk tehlikesi altında olanların oranı yerlilerin iki katı. Nitekim, Mikrozensus’un 2012’deki raporlarında göçmenler arasında yoksulluk tehlikesi yüzde 26,8 iken bu oran göçmen olmayanlar arasında yüzde 12.3 olarak ortaya konuyor. Almanya’da ortalama gelirin yüzde 60’ından azına sahip olanlar yoksul kabul ediliyor.

Bu tablonun kendisi göçmenlerin sosyal açıdan çok daha dezavantajı olduğunu yeterince ortaya koyuyor. Bu duruma yol açan nedenlerden biri işsizlik; göçmenler arasındaki işsizlik oranı da Almanlar’ın iki katı. Ancak yoksulluk konusunda asıl belirleyici nedelerin başında, göçmenler arasında düşük ücretli, yarım günlük işlerde veya taşeron firmalarda çalışanların sayısının hayli yüksek olması geliyor. Herhangi bir işte çalıştığı halde ailesini geçindirebilecek kadar bir gelire sahip olamayanların arasında çok sayıda göçmen emekçi bulunuyor.

İYİ DİPLOMA SOSYAL SORUNLARI ÇÖZMÜYOR

Yerli ve göçmenler arasında açık farkın bulunduğu bir diğer alan da eğitim. Raporda eğitim durumuyla yoksulluk arasında fazla bir bağlantının olmadığına işaret edilerek, iyi derecede eğitimli olan göçmenlerin de yoksulluk içinde olduğuna dikkat çekildi. Yüksek eğitim düzeyine sahip göçmenler arasında yoksulluk yüzde 20,1 iken bu oran aynı durumdaki yerliler arasında yüzde 8,9. Bu da iyi diploma ya da iyi bir meslek eğitimi yapılması durumunda da, göçmenlerin yoksulluktan kurtulabileceği yönündeki tezlerin gerçeği ifade etmediğini gösteriyor. Bunda iş piyasasında yapılan ayrımcılık da büyük bir rol oynuyor. Zira bir çok işyerinin mesleki nitelikten çok kökene önem verdiği raporda da yer alıyor.

Ülke genelinde Almanların yüzde 6.2’si, göçmenlerin ise yüzde 14.4’ü işsiz.

Entegrasyon ve Göç Vakfı (SVR) Bilirkişi Heyeti tarafından iş piyasasında ayrımcılık konusunda hazırlanan bir başka raporda da, yerli ve göçmenler arasında iş ve meslek eğitim yeri bulma konusunda eşitsizliğin olduğu tespit edilmişti. Türkçe ve Arapça isimlerin olduğu iş başvurularının mesleki nitelik değil, kökenden ötürü kabul edilmediği de hükümetin raporunda yer alıyor.

EĞİTİMDE EŞİTSİZLİK SÜRÜYOR

Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Aydan Özoğuz tarafından açıklanan raporda devamla, eğitim alanında da yerliler ile göçmenler arasında önemli farklılıklar olduğuna işaret edildi. Buna göre, 2012 yılında yabancı gençlerin yüzde 11.4’ü genel ortaokul diploması (Hauptschulabschluss) almadan eğitimine son verirken, aynı durumdaki Alman gençleri arasında bu oran sadece yüzde 4.9 olarak saptanmış. 2008’de göçmen gençlerin yüzde 15.2’sinin “Hauptschulabschluss” almadan okuldan ayrıldığı göz önüne alındığında kısmi bir iyileşme yaşandığı gözleniyor.

Araştırmaya göre, 20-29 yaş arası göçmen kökenli gençlerin yüzde 30.5’i ise herhangi bir mesleki eğitime sahip değil. Almanlarda ise bu oran yüzde 10.5. Yani üç kat daha az.

Lise diploması (Gymnasium) alan göçmen öğrencilerin oranı, 2008 yılına göre artış gösterse de, Alman gençlere oranla neredeyse 3 kat daha düşük kaldı. Buna göre, 2012 yılı itibariyle lise diploması olan göçmen gençlerin oranı yüzde 16.2, Alman gençler arasında ise yüzde 44 olarak gerçekleşti.

Öğrencilerin gittiği okul türü konusunda da göçmenlerle, yerliler arasında belirgin bir fark bulunuyor: “Hauptschule” olarak bilinen okula Alman çocukların yüzde 10.6’sı, göçmen çocukların ise yüzde 27.5’i gidiyor. Buna karşın Alman gençlerinin yüzde 48.9’u en iyi okul biçimi olarak bilinen “Gymnasium’a giderken, bu oran göçmen gençlerde ise yüzde 24.5.

15 YILDA ÇOK ŞEY DEĞİŞTİ

Raporun sonuçlarını bir basın toplantısıyla kamuoyuna açıklayan bakan Özoğuz, 15 yıl önce Vatandaşlık Yasası üzerinde yürütülen tartışmaları da hatırlatarak, “Bu süre içinde çok şey değişti. Almanya sadece bir göç ülkesi olmadı, aynı zamanda bir göç toplumu da oldu” dedi.

YÜCEL ÖZDEMİR

 

Göçmen nüfusu artıyor

Hükümet tarafından açıklanan rapora göre 80,5 milyon nüfusun olduğu Almanya’da 6,2 milyonu “yabancı” olmak üzere, toplam 16,3 milyon göçmen kökenli yaşıyor. Bu da Almanya’da her beş kişiden birisinin göçmen kökenli olduğunu ve göçmenlerin yaklaşık yüzde 60’ının Alman vatandaşı olduğunu ortaya koyuyor. Göçmenlerin üçte ikisi başka bir ülkede yaşayıp Almanya’ya gelirken, üçte biri de Almanya doğumlu. Türkiye kökenliler yüzde 18.3 ile göçmenler arasındaki en büyük grubu oluşturuyor. Türkiye kökenlileri yüzde 9.4 ile Polonyalılar takip ediyor.

Göçmenlerin yüzde 81,3’ü 9 yıldan fazla, yüzde 50,1’i 20 yıldan fazla, yüzde 14’ü ise 40 yıldan fazla bir süredir Almanya’da yaşıyor.

15 YAŞINDAN KÜÇÜK HER ÜÇ KİŞİDEN BİRİSİ GÖÇMEN

Raporun bir diğer önemli bir ayrıntısı da, gençler arasındaki göçmen oranının genel nüfusa göre daha fazla olmasıydı. Mikrozensus 2012’nin verilerine göre, Almanya’da 15 yaş altı nüfus içinde göçmenlerin oranı yüzde 31,9’ iken, yüzde 33,1’e çıkmış. Bu da fazla uzak olmayan bir süreçte göçmen nüfus oranının  yüzde 30’a çıkacağı anlamına geliyor. (YH)

 

 

Ayrımcı politikalara son verilsin

Federal Göç ve Uyum Bakanı Aydan Özoğuz tarafından açıklanan “Göçmenlerin Durumu” başlıklı rapor dolayısıyla politikacılar ve göçmen örgütleri tarafından yapılan açıklamalarda, göçmenlerin sosyal alanlarda karşılaştığı ayrımcı politikaların derhal son bulması çağrısında bulundular.

Sol Parti Federal Parlamento Grubu Göç Politikası Sözcüsü Sevim Dağdelen de yaptığı yazılı açıklamada, “Almanya’da göçmenlerin toplumsal yaşamın temel alanlarında eşit haklara sahip olması daha çok uzak bir durum olarak görülüyor. Okulu bitirmeden terk eden göçmen gençlerin oranı iki kat daha fazla. Ve 20-29 yaşları arasında olanlar arasında meslek bitirme diploması olmayanlar üç kat fazla. Göçmenlerin meslek ve eğitim alanında yaşadıkları bu durum ne kaderdir ne de göçmenlerden kaynaklanıyor. Bu, bugüne kadar işbaşında olan hükümetlerin, ayrımcı politikalarından kaynaklanmaktadır. Göçmenler sadece etnik köken ayrımcılığından değil hükümetin sosyal alanda izlediği politikadan dolayı da zarar görmekteler. Sosyal köken Almanya’da eğitimdeki başarı düzeyinde belirleyici rol oynamaya devam ediyor.” dedi.

SPD Federal Parlamento Milletvekili Cansel Kızıltepe ise yaptığı açıklamada, “Uyum konusunda daha çok yol almamız gerekiyor“ diye konuştu. Kızıltepe yaptığı açıklamada, “Sayın Özoğuz tarafından açıklanan 10. Yabancılar Raporu, göçmenlerin uyumu ve yaşamın her alanında katılımlarını sağlama konusunda atılması gereken acil adımlara işaret ediyor. Federal Hükümetin ilk Yabancılar Danışmanı olan Heinz Kühn tarafından 1979 yılında yayımlanan raporda dikkat çekilen sorunların bugün hala kısmen devam ediyor olması da, 35 yıldır Federal Hükümetlerin sorunların çözümü konusunda ne denli yetersiz kaldığını gösteriyor. Onun tarafından dile getirilen ‘yabancılara yerel düzeyde seçme-seçilme oy hakkı tanınması’ talebi başta olmak üzere, göçmenlerin toplumsal yaşamın her alanında katılımlarını sağlamak için yasal çerçevenin sunulması, bugün hala bir görev olarak önümüzde duruyor. Rapor, SPD Federal Meclis Grubu olarak opsiyon modelinin kaldırılması konusunda gösterdiğimiz çabaları artırarak sürdürmemiz gerektiğini bir kez daha göstermiştir” dedi.

 

 

DİDF: Ayrımcı politikalar sürdükçe değişen bir şey olmayacak

Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), Federal Göç ve Uyum Bakanı Aydan Özoğuz tarafından açıklanan “Göçmenlerin Durumu” başlıklı rapor dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, ülkede göçmenlere yönelik sosyal ve siyasal alanlarda ayrımcı politikalar sürdükçe, göçmenlerin sosyal, ekonomik ve eğitim alanındaki dezavantajlı durumunun devam edeceğine dikkat çekti.

DİDF Genel Yönetim Kurulu’nun açılmasında şu görüşlere yer verildi: “Bakan Özoğuz tarafından açıklanan 700 sayfalık raporda görülebileceği gibi, göçmenler arasında işsizlik ve yoksulluk ülke ortalamasının iki katı. Yine eğitim alanında yaşanan sorunlar felaket düzeyinde. Türkiye kökenli göçmenler arasında işsizlik ve yoksulluk genel göçmen ortalamasının da çok üstünde. Berlin gibi bir kentte her iki Türkiye kökenliden birisinin işsiz olduğu biliniyor.

Peki, göçmenlerin işsizlikten, yoksulluktan, eğitimsizlikten bu denli fazla etkilenmeleri onların kaderi ya da suçu mu? Elbette hayır. Çünkü aynı raporda herhangi bir diplomaya sahip olanlar tarafından yapılan iş başvurularının, kökenleri nedeniyle reddedildiği belirtiliyor. Demek ki, bugüne kadar izlenen politikalar toplum içerisinde değişik katmanlarda ayrımcılığın derin izler bıraktığını gösteriyor. Bu politikalar değişmedikçe iki yılda bir açıklanan raporlardaki rakamlar da değişmeyecektir.

Tablo, her alanda ayrımcı politikalara son verilmesi gerektiğini ve ayrımcılık yapanların ağır bir şekilde cezalandırılması gerektiğini açık olarak gösteriyor.

Ancak sorun sadece bununla da giderilmeyecektir. Zira geçmiş ve bugünkü hükümetlerin tümü sosyal alanlardan, eğitim alanlarından kısıtlamalara gittiler ve kısıtlamalar bazı alanlarda göçmenleri özel olarak etkiledi. Yine taşeronlaştırma, kiralık işçilik, düşük ücretli işlerin yaygınlaştırılmasıyla birlikte bu alanlarda çalışan göçmen oranının genel ortalamanın üzerinde olduğu biliniyor. Çalışan yoksullar kategorisinde göçmen emekçilerin fazlalığı dikkate değerdir.

Bütün bunlardan ötürü, genel olarak emekçilere yönelik izlenen sosyal politikalar değişmediği sürece, göçenler arasındaki işsizlik ve yoksulluğun genel ortalamanın iki katı olmasının önüne geçilmeyecektir.

Federasyonumuz yıllardan beri Alman emekçileriyle, sendikalarla birlikte izlenen politikaların değiştirilmesi için mücadele ediyor. Ortaya konulan rakamlar, genel olarak göçmenlerin, özel olarak da Türkiye kökenlilerin Almanya’daki sosyal hareketin parçası olmasının ne denli önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

HÜKÜMETİN BİR ÇÖZÜMÜ YOK

Ne var ki, mevcut hükümetin göçmenlerin ekonomik, sosyal ve eğitim alanlarındaki sorunları konusunda en küçük bir çözüm önerisi dahi bulunmuyor. Halbuki sorunların tespiti için önemli olan raporlar aynı zamanda çözüm önerileri de içermesi gerekiyor. Durumu tespit etmek tek başına fazla bir şey ifade etmiyor.

Bütün bunlardan ötürü, Federasyonumuz hükümetin genel olarak bütün emekçilere, özel olarak da göçmelere yönelik izlediği ayrımcı politikalara son verilmesini talep ediyor. Bununla birlikte göçmenlerin her alanda eşit haklara sahip olması için adımlar atmalıdır. Bunlar yapılmadığı takdirde iki yıl sonra açıklanacak “Göçmenlerin Durumu” raporunda Almanlar ve göçmenler arasındaki farkı ifade eden rakamlar daha büyüyecektir.

 

CDU göçmenleri kazanmak için zirve yaptı

Almanya’da değişen nüfus yapısına bağlı olarak göçmen seçmenleri kazanmak için yeni bir hamle yapmak isteyen Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisi, düzenlediği bir konferansla göçmenleri nasıl kazanacağını ele aldı. Partinin Genel Sekreteri Peter Tauber tarafından başlatılan girişim kapsamında partinin genel merkezinde yapılan toplantıya CDU Genel Başkanı ve Başbakan Angela Merkel de katılarak bir konuşma yaptı. Kendi hayatından örnekler vererek, eski bir DDR’li olarak Batı Almanya’da nasıl zorluklar çektiğini anlatan Merkel, göçmenlere küçük şeyleri fazla takmadan ülkede siyaset yapma çağrısında bulundu.

CDU Göç Politikası Sözcüsü Camile Yusuf da, “İlk kez CDU merkezine bu kadar göçmen geliyor” diyerek partisinin göçmenler konusundaki politikasını değiştireceğini ileri sürdü. Yusuf, kendisinin CDU’yu tercih etmesinde asıl olarak bu partinin din ile olan ilişkisinden kaynaklandığını söyledi.