Ortadoğu’da Kürt Baharı

Bugüne kadar sayısız kez PKK’yi “terör örgütü”, bu örgüte şu veya bu şekilde destek verenleri de “terörist” gösteren haberler yapan Almanya’nın en etkili haftalık dergisi Der Spiegel, bu kez adeta yaptıklarını tekzip edercesine bir kapak hazırladı. İŞİD’e karşı savaşan ve bölgede mağdur edilen Kürtlerin resimlerinin süslediği kapakta, “Teröre karşı tek başına-İD’nin ilerleyişi ve Kürtlerin tek başına mücadelesi” başlığı atılırken, iç sayfalardaki kapak yazısında ise “Terk edilen halk” başlığı kullanılmış.

Kandil Dağı’nda PKK kurucularından Sabri Ok ile görüşen derginin muhabirleri, ayrıca Kerkük’te PKK militanları ve peşmergelerinin IŞİD’e karşı nasıl aynı mevzilerde savaştığını, Diyarbakır’da Kürt gençlerinin nasıl da öfkeyle dolu olduğunu ve Rojava’nın Afrin kantonundaki yaşamdan kesitleri okuyuculara sunuyor.

Bütün bu anlatımlarda PKK’nın IŞİD’e göre ne kadar modern ve laik, Batılı değerlere saygılı olduğu “keşfediliyor”.

BATI NE YAPMAK İSTİYOR?

Der Spiegel’in kapak yazısında ABD hava kuvvetlerinin Kobane’de ABD ve Avrupa tarafından terör listesine alınan PKK’nın uzantısı durumundaki PYD’ye yardımda bulunduğunu anlattıktan sonra, sözü PKK ile ilişkinin hangi düzeyde sürdürüleceğine getiriyor: “Hepsi (Batılı ülkeler), Kobane’ye gönderilen silahların PKK’nın eline geçmeyeceğinin teminatını veriyor. Bu arada Avrupa ve ABD’de politikacılar ürkekçe de olsa PKK’nın terör listesinden çıkarılması gerektiğini  düşünüyorlar. Çünkü, “PKK ile işbirliği Türkiye’deki çatışmaları riske etmemeli.”

Der Spiegel, mevcut durumda Batı’nın PKK ile zor bir balans ayarı tutturmak zorunda olduğunu belirttikten sonra şöyle devam ediyor: “Batı kesin olarak Kürtlerin Kobane kuşatmasını kazanmasından, İD’nin durdurulmasından ve bununla birlikte Türkiye’de PKK ile hükümet arasında devam eden barış sürecinin kurtarılmasından emin olmak istiyor. Ama aynı zamanda Kürtlerin zaferi bölgeyi desitabilize/istikrarsız hale getirmemeli”.

Aslında, Der Spiegel’in bu satırları bir bakıma bugün Batı’nın Kürtlere, Kobane’ye ve PKK’ya yaklaşımını özetliyor. Yani; bölge halklarının başında bele edilen İŞİD’in Kobane’de PKK ve Kürtler tarafından durdurulması arzulanırken, bunun bütünüyle PKK ve Kürtlerin hanesine “zafer” olarak yazılmasını da istemiyorlar. Bu nedenle son günlerde yapılan Kobane’ye dışarıdan askeri güç gönderme çabalarının çoğu Kobane’nin kurtarılmasından sonra, Rojova Kürtleri’ni siyasi olarak baskılamak olarak görülüyor.

Ne var ki, bu saatten sonra ne yapılırsa yapılsın, zafer  YPG/YPJ’nin, KK’nin, Kobane ve Kürt halkının hanesine çoktan yazılmış durumda. Zira ödenen bedeller, verilen mücadele bunu gerektiriyor.

Der Spiegel’in kapak yazısında son süreçte yaşananlar “Kürt Baharı” diye tanımlanırken, şu cümleler dikkat çekici: “Suriye’deki iç savaş ve İŞİD’e karşı mücadele, Ortadoğu’daki ilişkileri radikal şekilde değiştirebilecek Kürt baharını da başlatmıştır. Yabancı güçler tarafından baskı altına alınan ve çoğunluğu Sunni Müslüman olan 30 milyon Kürt  Türkiye’de, Suriye’de, Irak’ta ve İran’da tanınma ve kendi devletini kurmanın savaşımını veriyor. Tarihte sadece bir kez, o da 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu içinde 20 yıllık ömrü olan bir Kürdistan bölgesi vardı.”

YASAK 21. YILINDA

Sadece Der Spiegel değil, diğer Alman yayın organlarında İŞİD’e karşı verilen mücadele nedeniyle Kürtlere ve PKK’ya bakış yeniden sorgulanıyor. Alman Birinci Televizyon Kanalı’nda (ARD) yayınlanan Monitor programında, özellikle PKK yasağı geniş bir şekilde ele alındı. Programa konuşan siyaset bilimcileri ve siyasetçilerin önemli bir bölümü PKK’ya 20 yıl önceki gibi bakılamayacağını ve bu konuda devletin politikasını gözden geçirmesi gerektiğine işaret edildi.

Ancak bu olumlu haber ve açıklamalara rağmen, 26 Kasım 1993’de Federal İçişleri Bakanlığı tarafından PKK’nin yasaklanması yönündeki kararın kısa bir süre içerisinde kalkması beklenmiyor. (YH)