Ukrayna’da kim kazandı kim kaybetti?

Bir yıla yakın bir süredir iç savaşın, çatışmanın ve gerilimin yaşandığı Ukrayna’da 23 Ekim Pazar günü yapılan genel seçimlerin sonucu “Avrupa yanlılarını zaferiyle sonuçlandı” şeklinde değerlendiriliyor. Ancak sonuçlar, Avrupa/Batı yanlılarının kazanmasından çok ülkedeki bölünmenin ne kadar derinleşmiş olduğunu gösteriyor.

Devlet Başkanı Petro Poroşenko’nun öncülüğünde kurulan, Almanya gibi ülkeler tarafından desteklenen ve eski boksör, Kiev Belediye Başkanı Vitali Kliçko’nun da içinde yer aldığı “Petro Poroşenko Cephesi” seçimlerden istediği oyu alamamanın şoku içinde.

Kamuoyu yoklamalarında oy oranı kimi zaman yüzde 50’yi kadar çıkarılan bu blok, kesin olmayan seçim sonuçlarına göre yüzde 23 oy aldı. Anketlerde fazla şans verilmeyen Başbakan Arseniy Yazenyuk’un “Halk Cephesi” ise büyük bir çıkış yaparak yüzde 21 oy topladı. Böylece bugüne kadar ortak davranan iki cephe birbirine yakın oy almış oldu.

Sonuçlar, Poroşenko’nun Kliçko ile birlikte bütün gücü elinde toplama, salt çoğunluğu elde etme planı suya düşmüş görünüyor. Ukrayna’daki sosyal medyada aynı zamanda çikolata fabrikaları sahibi olan Poroşenko’nun içine düştüğü bu siyasi durum “Çikolatalı likor” şeklinde diye alındı. Yezenyuk’un zaferi ise “Votka Cephesi” olarak gösterildi.

Seçimlerde yüzde 5 barajını aşan diğer partiler de hesaba katıldığında, Batı yanlısı partilerin almış olduğu toplam oy oranı yüzde 70’i buluyor. Avrupa basını da dün çoğunlukla sonuçları “Avrupa yanlılarının başarısı” olarak gösterdi.

MUHALEFET Mİ BIRAKILDI?

Halbuki gelişmeler, son bir yıl içinde olup bitenlerle birlikte değerlendirildiğinde zaten ortada Avrupa yanlılarının dışında başka bir gücün bırakılmadığını, yaşamasına şans tanınmadığı görülecektir.

Batı yanlısı olmayan güçlerden birisi olan, eski SSCB çizgisindeki Ukrayna Komünist Parti üzerinde tam anlamıyla bir devlet terörü estirildi, parti büroları ataşe verildi, seçim kampanyası yürütmesi engellendi. Hatta partinin yasaklanması dahi gündeme getirildi. Bütün bunların ardından Ukrayna’nın kuruluşundan bu yana ilk kez Komünist Parti meclis dışında bırakıldı. Daha önce iktidarda olan Rusya yanslısı güçlerin bir bölümü Kırım, Lugansk, Donbas gibi ya Rusya’ya bağlanan ya da özerk olan bölgelerde seçimler yapılmadı. Bu nedenle, her ne kadar sandalye sayısı boş tutumsa da bu kentler seçimlere katılmadı ve Ukrayna’daki yeni sistem içinde yer almayacağını göstermiş oldular. Dolayısıyla yeni parlamentonun alacağı kararların Doğu Ukrayna’daki kentleri de bağlamayacağı bir dönem başlamış oluyor.

Daha önceki Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç’e yakın kesimlerin kurduğu “Muhalefet Bloğu” ise seçimlerde yüzde 8-10 arasında oy alarak parlamentoya girmeyi başardı. Bu parti de oylarını daha çok Doğu Ukrayna’daki kentlerden aldı.

IRKÇI PARTİLER BEKLEDİKLERİNİ ALAMADI, AMA…

Ukrayna’daki iç çatışmalarda özellikle sokakta etkili olan açıktan ırkçı-faşist partiler ise seçimlerden istedikleri sonucu alamadılar. İlk verilere göre, Oleh Lyaşkov’un başkanlığını yaptığı “Radikal Parti” meclise girmeyi başarırken, faşist Swoboda Partisi yüzde 4,6 ile meclis dışında kaldı. Bir diğer aşırı sağcı parti olan “Sağ Sektör” de barajı aşamadı. Ancak liderinin seçim bölgesinden doğrudan aday seçilmesi bekleniyor.

Irkçı partiler her ne kadar istedikleri oyu alamasalar da meclise giren partilerin çoğunun listesinde tanınmış ırkçılar bulunuyor.

Seçimlerde en büyük çıkışı Rusya yanlısı yönetime karşı protestoların ve faşist hareketlerin merkezi olan Liviv kentinin belediye başkanı tarafından kurulan “Öz Yardım” (Samopomiş) hareketi yaparak üçüncü parti oldu.

SAVAŞ VE GERİLİM DEVAM EDECEK

Seçim sonuçları, yaklaşık bir yıldır savaş ve gerilim içerisinde olan Ukrayna’nın sorunlarını çözmeyeceği bugünden görünüyor. Zira, önümüzdeki dönem hükümeti kuracak Poroşenko Cephesi ile Halk Cephesi, başta Rusya’ya düşmanlık, emeğe düşmanlık ve Batı’ya uşaklık konusunda tam anlamıyla görüş birliği içindeler. Devlet Başkanı Poroşenko’nun seçim günü askeri üniforma giyerek çatışmaların olduğu bölgelerde dolaşması da özerklik isteyen bölgelere karşı tutumunu değiştirmeyeceğinin bir ifadesi.

Yeni Rada’da (Ukrayna Meclisi), solun ve Rusya yanlılarının sesi eskisi gibi yüksek çıkmayacak, hatta çıktığı takdirde hemen bastırılacak. Rusya yönetimi tarafından yapılan açıklamalar da önümüzdeki dönem Ukrayna ile ilişkiler konusunda önemli değişikliklerin olmayacağı yönünde. Bu nedenle, Batı tarafından bir “umut” olarak gösterilen Ukrayna’daki seçimlerden, Ukrayna halkı ve emekçileri için olumlu bir sonuç yaratmamış, tersine gericiliğin mevzilerini pekiştirmesi, militarist politikaların sürdürülmesi yönünde bir adım olmuştur. (YH)

Doğu Ukrayna’daki seçimler tartışma yarattı

Ukrayna’daki genel seçimlerden bir hafta sonra 2 Kasım’da bağımsızlığını ilan eden Donetsk ve Luhansk’ta yapılan seçimler ise tartışma konusu oldu. Rusya seçim sonuçlarını tanıdığını açıklarken, Ukrayna yönetimi buna yanaşmadı. Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklama “Güneydoğu Ukrayna’daki halkın iradesine saygı duyuyoruz” denildi.

Donetsk’teki başkanlık seçiminde beklendiği gibi „Başbakan“ Aleksander Zaharçenko galip geldi. Tek taraflı olarak ilan edilen „Donetsk Halk Cumhuriyeti“nin Seçim Komisyonu yetkililerince verilen bilgiye göre, Zaharçenko oyların yüzde 81’ini aldı. Parlamento seçiminde ise Zaharçenko liderliğindeki „Donetsk Cumhuriyeti Partisi“ yüzde 65’le birinci parti oldu. Luhansk’ta da, yüzde 63’le „Başbakan“ İgor Plotnitski başkanlığı garantiledi.

Poroşenko: ‚Silah tehdidi altında yapıldı‘

Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko, „Donetsk ve Luhansk’ın bazı bölgelerinde yapılan seçimlerin bölgedeki barış sürecini tehlikeye sokacağını“ iddia etti. Poroşenko, seçimlerin silah tehdidi altında düzenlendiğine dikkat çekerken, Aleksander Zaharçenko ise Kiev hükümetinin barış istemediğini savundu.

Birleşmiş Milletler’in verilerine göre, Ukrayna’nın doğusunda şimdiye kadar 4 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Yerinden olanların sayısı 1 milyonu aştı. Bölgedeki çatışmalar, ateşkese rağmen devam etmekte. (YH)