Muhsin Omurca’dan sözsüz uyum kılavuzu: KuschelTürk

kuscheltürk ok

Muhsin Omurca’yı tanımayanımız var mı? Komedyen, kabaretist, karikatürist Omurca, 1986 yılından beri sahnelerden eksik olmuyor. Oyunlarını çizdiği karikatürlerle tamamlayan sanatçı geçenlerde ‚myTradePartner‘ tarafından düzenlenen bir gösteri için Köln’deydi.

Gösterinin yapılacağı yere geldiğimde onun salonda hazırlıklarla uğraştığını öğrendim. Programı sırasında ihtiyaç duyduğu teknik aletleri tek tek denetimden geçirip, ayarlarının yapılmasına yardım ya da eşlik ettikten sonra konuşmaya başladık.

Yeni oyunu KuschelTürk’ü anlatırken sanki sahnede oynuyordu:

„Ya, aslında oyunun adı KarikaTürk’tü ama bir türlü Almanlara söyletemedik, kekeleyip durdular. Düşündük ne yapalım diye, KuschelTürk yaptık. Oyunu Avusturya’da oynayacağız, sahne hazırlanıyor, organize eden dernekten bir arkadaş geldi ve: ‚Hangi dilde oyun?‘ diye sordu.  ‚Almanca‘ dedim. ‚Olmaz ki bizim seyircimiz anlamaz.‘ dedi. O akşam oyunu spontane Türkçe oynadım.  Hiç takılmadan, Almanca oynarken yaptığım gibi interaktif ve aynı süre içinde bitirdim. Şimdi adı olmayan bir Türkçe versiyonu da var oyunun.“

Oyununuzun konusu hakkında bilgi verebilir misiniz?

– Konu biziz, buralılar, Almanlar, Türkler yani Anadolulular.  Şimdi biz Anadolu’dan gelenler Türk, Kürt, Çerkez, Laz, Arap, Çingene vb. yiz. Ortak bir isimlendirmeye gitsek ne diyeceğiz: Türkiyeliler, Türkiye kökenliler, Anadolulular??? Almanlar da bize ne isim vereceklerini bilemediler; yabancılar, göçmenler, göç kökenliler??? Yıllardan beri gündemden çıkmayan konu entegrasyon, uyum. Kimse ne olduğunu bilmiyor, kimse tarif edemiyor ama herkes talep ediyor. Tarif edemediğin şeyi nasıl talep edersin ki? İşte bunları anlatıyor oyunum.

BİZ ÇAY ONLAR KAHVE TOPLUMU

Gülerek devam ediyor: „Adamlar bizi düzeltmek, ütülemek istiyorlar sanki. Kardeşim Alman toplumu atlas kumaşsa biz çok karışık bir kumaşız. Kumaşın lifleri homojen değil. İpek de var, deve tüyü de naylon da… Atlası ütülersin düzelir ama bizi nasıl ütüleyeceksin, karışık, karmakarışığız… Sonra Anadolu halkını ilk ütülemeye çalışan Almanlar olmadı. Türkiye’de ordu denedi, hükümetler denedi, yok olmuyor, yola gelmiyoruz, tek tip olmuyoruz. Biz farklı farklıyız ve böyle güzeliz. Bizim ortak paydamız çay! Çay bizim çimentomuz, birleştiricimiz… Çay oldu mu toplanırız çevresine. Anadolulu olup da çay sevmeyen var mıdır? Hani Almanların filtre kahvesi gibi birşey. Onlar da yatsınlar kalksınlar kahve içsinler… Kimse anlayamadı çay ve kahve toplumları arasındaki farkı. Entegrasyon da entegrasyon deyip durdular.

Ben de sorayım: Nasıl olacak bizim buraya uyumumuz? Herkes kendi dünyasında, kaynaşmadan yanyana mı yaşayacağız?

Entegrasyon zor bir konu. Ne isteniyor bizden: Buraya uyum yapmamız. Planları var mı? Yok. Nasıl uyum yapacağız? Yağ mı, deri mi değiştireceğiz?  Bol bol konuşuluyor. İki toplum karşılıklı olarak birbirini tanımadığına, çoğunluk toplumu da emek harcayıp bir plan hazırlamadığına, ek olarak dil sorunu olduğundan anlatamadığı ve anlaşılamadığına göre,‘ ben yardımcı olayım‘ dedim.

Nasıl?

İkea’ya gitmeyen yoktur. Herkes birşeyler satın almış, eve gelmiş ve kendisi kurmuştur dolabını, yatağını.  Kurma kılavuzlarında hiç yazı yoktur. Dil bilmişsin bilmemişsin hiç önemli değildir. Adım adım, ’step by step‘ kurarsın aldığın eşyayı. İşte benim entegrasyon kılavuzum da böyle, yazısız. Resimlerle bir uyum kılavuzu hazırladım. İKEA’nın ismi bile başlı başına bir program: İntegration und Kommunikation sind Eure Angelegenheit. Çok sayıda karikatür hazırladım, oyun boyunca gösteriyorum, oluyor bitiyor. Cartoon-Kabare bu. Yıllar önce de ilk olarak ben yapmıştım.

KOMİK DERECEDE AŞIRI HASSASIZ

Oyun zamanı gelmek üzere. Giderayak Almanca ders kitabındaki Erdoğan karikatürü ve Dieter Nuhr’un televizyon programındaki İslam eleştirisi üzerine konuşuyoruz. „Dieter Nuhr’un yaptığı neden hakaret olsun ki? küfür, yerme ve eleştiri arasındaki farkı görmek zorundayız. Bundan üç sene önce bir İslami kuruluş  komedi yarışması düzenlemek istediklerini ilan etti. Sonradan kendi bacağımıza kurşun sıkacağız, aslında toleranssız olan biziz, gerçeğini görmüş olmalılar ki yarışmadan vazgeçtiler.  Erdoğan karikatürü de öyle. Bunun devlet sorunu haline getirilmesi çok komik. Öfke ile kalkan zararla oturur. Ama biz çok hassasız, komik derecede hassasız. Gülüp geçmek yerine herşeyi büyütüyoruz, alternatif oluşturarak bu tür eleştiri ve karikatürleri engelleme yolunu denemiyoruz.  Birşeylerden mi korkuyoruz acaba?“

Salona gidiyoruz. Omurca karikatürler eşliğinde entegrasyon programı IKEA’yı anlatıyor: Deve tüyü, naylon, pazen, patiska ve ipekten oluşmuş yamalı kumaşı yayarak…

Semra Çelik