Almanya’dan Suruç’a bir köprü…

01suruc

Ekim ayında derneklerimizdeki etkinlerimiz arasında, Kobane’deki mücadeleyle dayanışma amaçlı yürüyüşler, uyarı nöbetleri, aydınlatma ve tartışma toplantılarımızın yanı sıra “Kobane halkı için maddi destek kampanyası‘ sürdürdük. Dayanışma konserlerinden ev ev kapı çalmaya kadar çeşitli çalışmalar yapıldı derneklerde… Kadın-erkek, genç-yaşlı, işçi-işsiz; halklar arası dayanışmanın bir köprüsü de federasyonumuz oldu.

İşe yeni giren taşeron işçinin ilk maaşından bir günlük ücreti, garsonluk yapan ve saat ücreti 5 Euro olan genç kızımızın yarım günlük yevmiyesi,  tutamadığı orucun zekatını Kobaneli  mültecilere iletmek isteyen temizlik işçisi arkadaşımızın bağışı; sanatçı arkadaşların ücretsiz sahne alması; dayanışmanın güzel örneklerindendi.

Federasyonumuzun ve kardeş örgütümüz Göçmen Kadınlar Birliği’nin topladığı yardımları delegasyonumuzla birlikte Suruç‘a götürdük ve Suruç’ta da Almanya’dan destek sunanların gözü – kulağı olmaya çalıştık aynı zamanda…

 

Suruç çocuk kenti… Arin Mirkan kadın ve çocuk çadır kampı…

Suruç hiç de küçük  bir ilçe değil. Neredeyse küçük bir şehir. 101 bin nüfuslu. IŞİD saldırılarından sonra savaştan kaçıp buraya gelenlerle nüfus iki katına çıkıp 200 bine yaklaşmış. Boş dükkanların önünde, avlularda  kartonlar serili. Sokaklar insan dolu. Meydan yeri, sanki yürüyüş öncesindeki miting alanı gibi. Son dönemlerde hep böyle kalabalıkmış. İkinci dikkat çeken de sokaktaki çocuklar. Hiç bir yerde sokakta, günlük hayatın sıradan akışında bu kadar çok çocuğu bir arada görmek mümkün değil. Hayatı oyun yapmışlar sanki. Ne ayaklarında doğru-dürüst bir ayakkabı ne de sırtlarında kalın giyecekler var. Öbek öbek oradan oraya koşup oynuyorlar. Yağmur, çamur, soğuk demeden…

Belediye binasının önünde dört cenaze arabası. Sürekli beklemede, sınırdan kötü bir haber gelirse diye. Belediye ve BDP binası da hep kalabalık. İrili-ufaklı, kimin ne sorunu varsa herkes yardım ve çözüm arıyor. Sokaktaki dil sadece Kürtçe doğal olarak.

440 çadırlık olan Arin Mirkan kampında  4.200 kişi kalıyor. Ve çadır kentin nüfusunun 3.600’e yakını da çocuklar. Genç kızlar ve genç erkekler çok az.  Anneler, çocuklar, hamileler kadınlar, yaşlılar ve hastalar var. Çocuklara sorarsanız ortak cevapları “baba yok”…  Ama  daha parmaklarını birbirinden ayıramayacak kadar küçük olanlar bile zafer işaretini, konuşmayı tam beceremeseler de “Biji Serhıldana Kobane”yi  öğrenmişler. Soğukta ayakkabısız, terliklerin içinde çıplak ayaklı çocuklar.

Çadırlar soğuğa karşı biraz daha dayanıklı hale getirilmeye, ısıtılmaya çalışılıyor. Bazılarına yağmur girmiş. Savaşın acı sonuçlarını kimin ve nasıl yaşadığını; kadınların ve çocukların durumunu burada en çıplak ve çarpıcı haliyle görüyorsunuz.  Ayağınızdaki ayakkabıdan, sırtınızdaki ceketten utanıyorsunuz…

 

Mücadelenin kazandırdığı bilgelik ve azmin örneği bir kadın

Rojava Meclisi Eşbaşkanı Ayşe Efendi’nin Suruç’ta olduğu ve vaktimiz varsa görüşebileceğimiz haberi geldi. Tercüman aracılığıyla yaptığımız sohbetten, Ayşe Efendi’nin anlattıklarından  kısa bir özet: “Kobane halkı kadın çoluk çocuk darmadağın oldu; göçe zorlandı. Halk sefalet içinde. Şartlarımız oldukça zor. Çocukları, kadınları yerleştirme sorunumuz halen devam ediyor. Türkiye’nin başka bölgelerine çalışmaya gidenler de yardım için geri gelmeye başladılar. Savaştan kaçıp gelmek zorunda olan çocukların okula ihtiyacı var. Sağlık sorunlarımız öncelikli. Kobane’de şehit olanların ailelerinin ve yaralı olanların ciddi yardıma ihtiyacı var. Kobane’de savaş sürerken, sınırın bu tarafında da sorumluluklarımız ve görevlerimiz büyük. IŞİD havadan gelmedi; üzerimize bilinçli gönderildi. ABD de kaşımıza gözümüze aşık değil. Hiç bir zaman da değildi. Bizi terbiye etmek istiyorlar. Bu savaş kapitalizmin ürünü. Ve kapitalizm ve olduğu sürece bu oyunlar hep olacak. Şengal’de kadınlarımızın şahsında asıl Rojava devrimine tecavüz edildi. Kürt kadını Rojava devriminin gülü oldu. Biz özeleştirimizi Şengal kadınlarına veriyoruz. Onlara ulaşamadık, örgütleyemedik. Bunun acısını içimde duyuyorum. Şimdi ama Şengal’in kızları YPJ’ye katılıp, Şengal’in intikamını alıyorlar. Ama moralimiz çok  iyi. Ve  şehitlerimizin mirası üzerine  söz veriyoruz; Kobane özgürleşecek.”

Yiğitçe verilen mücadelenin tecrübesi, çok yalın ve net ifade ettiği düşünceleri, kazanmaya ve geleceğe olan inancı, kadının kurtuluşu için önlerine koyduğu görevleri .

Fotoğraf çekilirken sessizce kulağıma bir şey söyledi; anlayamadım. Tercüman çevirdi; Ayşe Efendi’nin de 17 yaşında oğlu şehit olmuş…

 

Mehser Köyü’nde barış anneleri…

Suruç’a bağlı Mehser köyü sınırda. Arada düz, çıplak bir ova var. Karşıda Kobani. Herkesin yüzü Kobani’ye dönük. Evlerin damlarından karşısı daha iyi görünüyor. Basit bir dürbün elden ele dolaşıyor. Dürbünle Kobani sokaklarını, evleri görebiliyorsunuz. Arada patlama sesleri geliyor. Karşı tepede ise Türk askeri üssü var.

Ayşe Efendi de bizimle Mehser köyüne geldi. Yaşları en fazla 6-7 ila  13-15 olan erkek çocukları Ayşe Efendi’nin elini öpmek için sıraya girdi. Ayşe hanım çocukları öpüp koklarken gözyaşlarını tutamadı. Uzaklaşıp gözlerini Kobane’ye dikti; ta ki ayrılana kadar…

70 – 80 yaşlarında barış anneleri de orada. Bir buçuk aydır Mehser köyünden hiç ayrılmıyorlar. “Bırakıp gidemeyiz” diyorlar. Sürekli  nöbetteler. Kobane’den gelen yaşlı anne-babalar  var; oğulları-kızları  karşı tarafta savaşıyor. Birinin oğlu yaralı getirilmiş ama göğsündeki kurşun çıkarılmadan tekrar savaşmaya gitmiş.

Sınırdaki Mehser köyünden dönüş yolunda Ayşe Hanım’la minibüste yan yana oturduk. Gözümüz yolun sol tarafındaki Kobane tarafında. Kara bir bulut yükseldi Kobane’nin sağ tarafından. Ayşe Hanım adım adım Kobani sokaklarını tanıyor. “Patlama belediye tarafında, YPG’nin orası” diyor.

Suruç Belediye’sinin önünde Ayşe Efendi’den ayrılırken; Almanya’ya gelmek isterse onu misafir edebileceğimizi  söylediğimizde cevabı şu oluyor: “Kobane kazanacak; orada buluşalım; siz misafirimiz olun”.

Sonunda tercüman arkadaş Ayşe Efendi’nin Salim Müslim’ün eşi olduğunu söylüyor.

Kobane hepimize, halkların- ezilenlerin  dayanışmasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi…

 

ZEYNEP SEFARİYE EKŞİ*

 DİDF Genel Başkanı

 

didf suruc

DİDF toplanan yardımları Kobane halkına ulaştırdı

Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) Almanya’da topladığı yardımları Suruç’a götürerek Belediye Eş Başkanı Zuhal Ekmez ve Rojava Dayanışma Derneği ve HDP Urfa Milletvekili İbrahim Ayhan’dan oluşan heyete teslim etti.

DİDF heyetinde Genel Başkan Zeynep Sefariye Ekşi, Yürütme Kurulu üyesi Hüseyin Avgan, Müzisyen Mikail Aslan, Gazeteci Yücel Özdemir ve Hamburg Sol Parti Belediye Meclis Üyesi Deniz Çelik de yer aldı. DİDF heyeti adına konuşan Genel Başkanı Zeynep Sefariye Ekşi, Avrupa’da Kobanê ile dayanışmayı örgütlemeye çalıştıklarını belirterek, “Avrupa’dan gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Bu mücadele Avrupa’da Kürt halkına ve mücadelesine bakış açısını da değiştirdi. Barbarlığa karşı insanlık değerlerini savunan Kobanê’nin başarısı tüm dünya halklarının başarısı olacaktır” diye konuştu. Kobanê’nin emperyalistlerin bölge planlarını bozan, ona entegre olmayan bir örnek olduğunu ifade eden DİDF Yürütme Kurulu Üyesi Hüseyin Avgan da, “Bu nedenle egemen güçler IŞİD saldırılarına son ana kadar göz yumdular. Ortadoğu’da insanlığın tüm ilerici değerlerini savunan Kobanê ile dayanışmak, ona destek olmak hepimizin görevidir” dedi.

Kobanê için dayanışmaya ihtiyacın devam ettiğini belirten İbrahim Ayhan ise şunları söyledi: “Kobanê’de iki gerçeklik savaşıyor. Bir yanda saldırıya uğrayan, topraklarını ve insanlığın değerlerini savunan, direnen halk gerçekliği, diğer yanda bu gerçekliği yok etmeye çalışan barbarlar. Bu tarihe geçecek bir direniş. Hitler faşizmi Stalingrad direnişi ile yenildi, IŞİD faşizmi de Kobanê’de yenilecek.”

Öte yandan Göçmen Kadınlar Birliği tarafından toplanan yardımlar da, Suruç Belediye Eş Başkanı Zuhal Ekmez’e ulaştırdı. Savaşlarda en çok kadın ve çocukların zarar gördüğünü ifade eden Ekşi, yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi vererek, “Kurulan kız kardeşlik köprüsünü büyütmeye de devam edeceğiz” dedi. Ekşi, Göçmen Kadınlar Birliği üyelerinin Kobanêli kadınlara yazdığı bir mektubu da iletti. Ekmez de Kobanê için kadın dayanışmasının oldukça önemli olduğunu ifade ederken, Kobanê’de bir kadın devrimi yaşandığını söyledi. (YH)