Faşizm, bir daha asla! Savaş, bir daha asla!

01karlsruhe

„Günümüzde de insanların dik durabilmek, medeni cesaret göstermek  ve direnmek için örneklere, örnek direnişçilere ihtiyaç var”

 

Hitler faşizmi döneminde katledilenleri anma etkinliği Karlsruhe’de uzun bir geleneğe dayanıyor. Faşizmin yıkılmasından sonra her yıl Eylül ayının ikinci pazar günü gerçekleştirilen anma, Karlsruhe’de ilk defa  15 Eylül 1946’da yapılmış. O zamanlar çağrıcılar arasında VVN- BdA’nın yanında CDU, SPD ve FDP’nin öncülü DVP gibi partiler de yer alırken, bunların bazıları soğuk savaş döneminde antifaşist pozisyonlarını gözden çıkarıp geri çekilmişler. 1952 yılından itibaren ise “Volkstrauertag“yanı “ulusal yas” gününde savaşlarda tüm ölenler için anma düzenlenmek istenmiş. VVN-BdA gibi  takibata uğrayan bir çok örgüt katledenlerle faşizm tarafından katledilenlerin aynı şekilde anılmasına karşı çıkmış. İlerleyen  yıllarda anma etkinliği Karlsruhe’de “Totensonntag”  gününe alınmış  ve bugüne dek her yıl önemli bir anma, aydınlatma ve toplumsal bellek oluşturma işlevi görüyor. Bu yıl da “Hauptfriedhof”ta (Merkezi Mezarlıkta) VVN- BdA’ın çağrısıyla geçekleştirilen anmaya 60’ı aşkın kişi  katıldı.

Anma, “Ötenazi” kurbanları anıtının önünde VVN- BdA’nın Onur Başkanı Prof. Dr.  Heinrich Fink’in konuşmasıyla başladı. Fink konuşmasına, DİDF temsilcilerini ve mücadelelerini  tüm dayanışma duyguları ile selamlayarak başladı ve “Hepiniz buraya hatırlamak ve anmak için geldiniz. Özellikle direnenleri ve yaptıklarıyla direnmenin mümkün olduğunu kanıtlayanları anmak için, Brecht’in de dediği gibi ‘sizler yok oldunuz fakat unutulmadınız’’demek için buradasınız. Bugün belirleyici olan direnişçilerin sergiledikleri tutum ve davranışlarını hatırlamak, insanları aydınlatmak ve yine aydınlatmak. Aynı zamanda anıların bir vasiyeti ve bizlere devrettikleri bir sorumluluk olarak görmek” dedi.

Fink konuşmasında devamla; “Yaşadığımız şu günlerde barış yine çatırdamaya başladı. Son yıllarda hiç bu kadar tehlikede olmamıştı barış. Irak, Suriye, Afrika ve Avrupa’da da savaş tantanaları kopuyor. Alman silahları ve askerleri hemen hemen her yerde. Sosyal adaletsizliği ve toplumsal dışlanmayı gerekçelendirebilecek ırkçılık, şovenizm, antisemitizm, antiziganism, İslam düşmanlığı ve mümkün olan ne kadar teori varsa konjüktürde.  Avrupa’nın hemen hemen her ülkesinde Nofaşist ve sağ popülist partilerin hızla yükselişte olduğunu açıkça görebiliyoruz. Bütün bunlara verebileceğimiz en iyi cevap, toplama kamplarında ve faşizmle mücadelede yaşamını yitirenlerin vasiyetlerini ve bizlere devrettikleri görevi yerine getirmek. Faşizm, bir daha asla! Savaş, bir daha asla! talebi politik mücadelelerin merkezini oluşturuyor” dedi.

DGB, Stadtjugendausschuss, ver.di, DİDF, Die Linke, DFG-VK, DKP v.d  örgütlerin Ötenazi Anıtı’na çelenk bırakmasından sonra anmanın ikinci bölümü, zorla çalıştırılan SSCB yurttaşı köle işçilerin mezarlarının da bulunduğu Yahudi mezarlığında devam etti. Burada Brigitte ve Gerhard Brändle tarafından yapılan konuşmada 70 yıl boyunca gizlenen bir cinayete dikkat çekildi. 1 Nisan 1944 de göstermelik mahkemelerde ölüm cezası verilen, 19- 59 yaş arası 12 Fransız ve iki Belçikalı direnişçi mezarlığın yakınındaki ormanlık alanda  kurşuna dizilmiş ve daha sonra Karlsruhe mezarlığının duvarının olduğu yere gelişi güzel gömülmüştü. Karlsruhe Belediyesi 1 Nisan 2014’de üzerine düşen sorumluluğunu yerine getirerek, kamuya ve katledilenlerin yakınlarına, katledilenlerin isimlerinin ve bulunabilen  fotoğraflarının olduğu bir tabelalı anıt ve ziyaret yeri inşa etti. Belediye aynı zamanda, burada gömülü olanların sadece birer ‘kurban’ değil, vatanlarında Alman işgalcilere karşı mücadele eden direnişçiler olduğunun belirtildiği iki dilli bir broşür de çıkardı. Brigitte Brändle konuşmasının sonunda ‘ancak yapılacak daha çok şeyin olduğunu, mesela Karlsruhe’de, Nazi barbarlığına karşı Karlsruhe ve Karlsruhe’den direnişçileri anabilecek bir anma yerinin halen olmadığını belirterek “bugün de insanların dik durabilmek, medeni cesaret göstermek  ve direnmek için örneklere, örnek direnişçilere ihtiyaç var” dedi.

Bölge sözcüsü Jens Kany’ nin sunumunu yaptığı anma, her yıl olduğu gibi bu yıl da Marianne Hangstörfer ve Helmut Ciesla’ın seslendiği direniş marşlarıyla sona erdi.

Sevinç Sönmez