Ferguson’u dinlemek

Ayşe TAŞKIRAN*

 

ABD yargı sistemi bir kez daha çirkin yüzünü gösterdi. Üç aydır süren soruşturmanın ardından, jüri 18 yaşındaki Michael Brown’u öldüren polis Darren Wilson’u yargılamama kararı aldı. Polis şiddetinden ve yargı sisteminin çarpıklığından sabrı taşan halk sokaklarda. Polis göz yaşartıcı gaz ile göstericileri dağıtmaya çalıştı. Ferguson valisi Milli Koruma’dan yardım istedi. Polis sayısı 700’den 2 bin 200’e çıkarıldı. Bu arada Darren Wilson’un KKK’dan (Ku Klux Klan) maddi ve manevi yardım gördüğü haberleri dolaşıyor basında.
Üç gün önce Cleveland, Ohio’da 12 yaşındaki Tamir Rice polis tarafından “yanlışlıkla” öldürüldü. Taşıdığı tabanca oyuncak çıktı. Cleveland halkı da sokaklarda bu akşam. Bir hafta önce New York’ta kız arkadaşının dairesinden çıkıp merdivenlerden inen 28 yaşındaki Akai Gurley, apartmanda güvenlik kontrolü yapan iki polis tarafından yine “yanlışlıkla” vurularak öldürüldü. Bu liste uzayıp gidiyor. Basına yansıyan istatistiklere göre ABD’de her 28 saatte bir siyah derili bir insan polis tarafından öldürülüyor; öldürülen beyazların 21 katı fazla.
Sevgili öğrencim Marc Thompson öldürüleli neredeyse üç ay oluyor. Katili hala bulunmadı. Tam tersine polis “Marc ne yaptı da ölümü hak etti” soruşturması yapıyor.

 

SENARYO AYNI OYUNCULAR FARKLI

Sanki aynı filmi tekrar tekrar izliyoruz. Oyuncular farklı, zaman ve mekan farklı, ama senaryo aynı. Beyaz polis siyah adamı haksız nedenlerle öldürür. Jüri beyaz polisin kendini savunduğuna karar verir. Ülke çapında siyahlar sokaklara çıkıp düzenin çarpıklığını protesto eder. Polis gaz bombası ile kontrolü sağlamaya çalışır. Beyaz polis evine gider, siyah adam (çocuk) mezara.  ABD’de 1960’lardan beri tekrarlanan senaryodur bu. Hiç geçmez modası. Her yıl alkışlarla izleyen milyonlarca seyircisi vardır bu filmin.
Irkçılığın sapına kadar kurumlaştırıldığı ABD’de haklarını arayan vatandaşların devletten aldığı cevap ise polis sayısının arttırılmasıdır. Çünkü arabalar yakılmış, dükkanların camları kırılmıştır. Asayişi sağlamaktır polisin görevi. Bu arada basın üzerine düşen görevi başarıyla yerine getirmiş, bir gencin ölüm acısını sokaklarda gösteri yaparak dile getirmeye çalışan Missouri halkını vahşi ve saldırgan olarak göstermek için atılan her taşı ve kırılan her camı ekrana tekrar tekrar yansıtmakta kusur etmemiştir.
Aynı senaryo 1991’de Rodney King polis tarafından acımasızca dövüldüğünde Los Angeles’ta da tekrarlanmıştı. Los Angeles sokakları bu olayı protesto eden sabrı taşmış insanlarla dolmuş, bazıları arabaları, dükkanları yakmıştı. Tabi bu yakan ve yıkanları tüm detaylarıyla defalarca gösteren televizyon, barışcıl gösteri hakkını kullananları nedense kamera görüntüsü dışında bırakmıştı. Bugün tarih Ferguson’da tekrarlanıyor.

 

SOKAKLARDA YÜRÜME ÖZGÜRLÜĞÜ

Polis şiddetine karşı siyahların başkaldırıları 1960’larda başladı, hala da sürüyor. Ama insanlar bu akşam Ferguson’da ve ülkenin her köşesinde iki yüzyıl önceki köleliği protesto için yürümüyor.  Elli yıl önceki ayrımcılığı, linç edilmeleri protesto için de yürümüyor. İnsanlar bu akşam yaşam hakları için yürüyor. Sokakta polis kurşunuyla öldürülmeme hakları için yürüyor. ABD’nin yargı sisteminin çalışmasını istedikleri için yürüyor. Yalnızca beyaz olduğu için bir katilin serbest bırakılmasını haksızlık olarak gördükleri için yürüyor. Yüzyıllardır ikinci sınıf vatandaş sayıldıkları bu “özgürlükler ülkesinde” özgürlüklerine kavuşma talepleri ile yürüyor.
Bu arada olayı rahat koltuklarında ekranlardan izleyen çoğunluğu beyaz halk “kendi mahallelerini yakıyorlar, maddi zarar veriyorlar, sorunlar böyle şiddetle çözülmez” diyebilme imtiyazlarını ve siyahları suçlama haklarını kullanıyorlar.  Ve de ezilen halklarla alay etme özgürlüklerini kullanıyorlar. Fakat siyahların bu isyanının nedenini sormak hiç kimsenin aklına gelmiyor. Ne zaman ırkçılıktan bahsedilse gururla ırkçılığın 1964’deki Sivil Haklar Hareketinden sonra ortadan kalktığını savunan beyazların bugün sokaklarda adaletin yerini bulmasını isteyerek yürüyen siyahlarla alay edecek kadar küçülmelerini anlatacak kelime bulmak zor. “Bu gece Ferguson’da yapacak başka bir şey yok herhalde, yürüyün bakalım” gibi yorumlar sosyal medyada yerlerini alıyor.

 

DİNLEMEK, ANLAMAK ZAMANI

Bugün tüm beyazlar yalnızca dinlemeli ve anlamaya çalışmalı Ferguson’da insanların neden sokaklara çıktığını. Bir kez olsun, yalnızca deri renkleri ortak olduğundan katil bir polisi savunmak yerine, dinlemeliler insanların neden bu kadar kızgın ve kırgın olduklarını.
Noel zamanı geliyor.  Reklamlarla yıkanan beyinlerini mağazaların renkli ışıklarıyla kurutan çoğu ABD vatandaşı bugünlerde sokaklarda polisin kimleri öldürdüğünü düşünemeyecek kadar meşgul. Noel bayramının ardından Sevgililer günü geliyor.
Hemen ardından da Paskalya bayramı…
* Kaliforniya