Basın özgürlüğüne saldırı!

İhsan Çaralan *

 

Günlerdir sosyal medya üstünden “fuatavni haberleri” üstünden iddia edilen “Cemaat medyasına yönelik büyük operasyon” başlatıldı.

Zaman gazetesi ve Samanyolu grubunda çalışan yayın yönetmenlerinden bazı dizilerin senarist ve teknik elemanlarına uzanan bir liste olduğu belirtiliyor. Ancak Hükümetin bu tür operasyonları kamuoyunu yönlendirmek için bir propaganda malzemesi olarak kullandığı dikkate alındığında bu operasyonun izleyen başka operasyonlarla ilerletileceğini söylemek abartı olmaz. Hele de önceki gün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ”Paralel yapının inine girdikçe onların faili meçhul bazı kirli cinayetlere bulaştığını gördük”, “Daha fazlası da çıkıyor. Zincir bunu gösteriyor. Daha şaşırtıcı şeyler de duyacaksınız.” şeklindeki sözleri de dikkate alındığında bu operasyonun bir başlangıç olduğu da anlaşılmaktadır.

Yandaş medya bu operasyonu “övüp”, “haklılığını” savunurken, Gülen Cemaati medyasının da “Özgür basın susturulamaz” talebini yükselterek, yandaş medya yanı sıra kendilerine canhıraş sahip çıkmayan medya ve medya çalışanlarını “Özgür basına sahip çıkmamakla” suçluyorlar.

Dahası bu gurubun çalışanları, dün bile kameralar karşısında kendilerine yönelik saldırıyı eleştirirken, geçmişte oynadıkları lanetli rolün bir özeleştirisini yapmak bir yana, geçmişteki hizmetlerinden hükümetin çok memnun olduğunu yineleyip, “Biz yine o adamalarız” diyor, kendilerine bugün “intikam operasyonu yapılmasına” karşı çıkıyorlar.

“Cemaat medyası” olarak bilinen medya gurubunun son 12 yılda (bunun son bir buçuk yılı dışında) Hükümetin her hukuksuzluğunu, özellikle de gazetecileri işten çıkarttırmaktan cezaevlerine atmaya, “havuz medyası” oluşturmaktan gazetecilere “manşet vermeye” kadar varan basını susturma girişimleri de dahil her Hükümetin eylemlerinin en militan savunucuları olduğu dikkate alındığında; elbette ki akıllara; “Özgür basın yeni mi akılarına geldi?” sorusu geliyor. Ya da olup bitene bakıp, “Etme bulma dünyası”, “Keser döner sap döner” gibi klişelerle “Oh olsun!” diyenler de vardır.
Evet böyle bir yan vardır. Ama asıl yan bu değildir. Bu operasyon belki bir yanıyla Cemaat medyasına yönelik bir “intikam operasyonu”dur, ama ondanda fazla bu operasyon, AKP Hükümeti’nin son yıllarda meydanlarda gazetecileri “teşhir” ve “tehditlerle” başlayıp her yolla basını sindirme ve susturma gayretlerinin bir devamı olduğundan kuşku yoktur.

Bu operasyonun; Hükümetin, 10 yıl koltuğunun altında besleyip hizmet aldığı Cemaatle arası bozulmasından, özellikle de 17-25 Aralık operasyonları için bir “intikam operasyonu” olduğu da tartışılmazdır. Bu operasyonun 17 Aralık’tan üç gün önce gerçekleştirilmiş olmasının nedeni de bu operasyonunu bir intikam operasyonu olarak bilinmesinin istenmesidir. Dolayısıyla bu operasyonun amacında aynı zamanda “AKP’nin yolsuzluklarıyla uğraşanların sonunun bu olacağı tehdit etme” vardır.

Bu yüzden de bu operasyon elbette Cemaat medyasından öte  basına, yandaş basın dışındaki tüm basına da yönelik bir operasyondur. Bu sefer operasyonunu vesilesi Cemaat medyasıdır.
Bu yüzden de bu operasyon basın özgürlüğünü, halkın haber alma özgürlüğünü savunan herkese yönelik bir operasyondur.

Ve dolayısıyla bu operasyona karşı çıkmak basın özgürlüğüne sahip çıkmaktır.

Gazetemizin okurları, hatta Evrensel’i tanıyan dost-düşman herkes bilir ki, basın özgürlüğünü, halkın haber alma özgürlüğünü Evrensel, 20 yıllık yayın hayatı boyunca tereddütsüz savunmuştur.
Ama bugün bu köşenin yazarı, yaşamı boyunca ilk kez, Hükümetin basına yönelik bu operasyonunu niçin lanetlemek gerektiğini açıklamak için, iki bin karakterlik bir “gerekçe” yazmak ihtiyacı duymuştur.

Burada elbette sorun gazetemizin ya da bu köşenin yazarının basın özgürlüğü ile ilgili görüşlerinde değişiklik olmasında değildir ama Cemaat medyasının kendi başına gelinceye kadar ki dönem içinde, Hükümet cenahından basın özgürlüğüne yönelik sayısız saldırılar karşısında sessiz kalmaktan da öte bu saldırıların savunucusu, destekçisi olmasıdır. Dahası bugün kendilerine yönelik saldırıya karşı çıkarken bile geçmişteki bu “hizmetleri yaparken” hükümetin nasıl arkalarında durduğunu da hatırlatıp, “Bugün de biz aynıyız” diyen tutumlarını sürdürmeleridir.
Ama bütün bunlara karşın Hükümetin bu son operasyonunu basın özgürlüğüne bir saldırı olarak görüyor, lanetliyoruz!

 

* Evrensel Gazetesi Başyazarı