NE EKERSEN ONU BİÇERSİN!

05

Almanya’da son yıllarda çeşitli holigan grupları ve ırkçı çevreler “Avrupa’nın İslamlaşması’na karşı çıkma” gerekçesiyle kitlesel eylemler yapıyorlar. Eylemlere binlerce kişi katılıyor. Güvenlikten sorumlu bakanlar, politikacılar ve basın eylemlerin kitleselliği karşısında şaşkınlığını gizlemiyor. Halbuki, ortada bir şaşkınlık yok. Ne ekersen onu biçersin…

Şeriatçı terör örgütü IŞİD’in Kobane’ye yönelik saldırılarının yoğun olduğu, Almanya’dan bu örgüte katılımlarının yoğun bir şekilde tartışıldığı dönemde, Selefilere karşı Holiganlar (HoGeSa) adlı grup tarafından 26 Ekim günü Köln’de gerçekleştirilen eylem, “yeni” ırkçı hareketin adeta başlangıcı oldu. Bugüne kadar çeşitli Neonazi örgütleri, önünde “pro” yazan ve propagandalarının merkezinde İslam ve cami düşmanlığını koyan gruplar tarafından yapılan eylemler küçük, marjinal bir kesimin katılımıyla sınırlı kalırken, Köln’deki eyleme kimi kaynaklara göre 4, kimi kaynaklara göre de 6 bin kişi katılmıştı. Üstelik, eylemciler polis arabalarını devirmiş, bölgedeki insanlara sataşarak, şiddete başvurmuştu.

Hem Köln hem de Kuzey Ren Vestvalya Eyaleti yöneticileri yaptıkları açıklamalarda, eyleme katılanların sayısının fazlalığı karşısında hazırlıksız yakalandıklarını ifade ederek, günah çıkarmışlardı.
Ardından, aşırı sağcı grupların arkasında olduğu bu eylemlerin Berlin, Hamburg, Hannover gibi kentlerde de yapılacağı duyuruldu. Kimisinde yapıldı, kimisinde ise iptal edildi.
Ancak, yapılan açıklamalara, gösterilen tepkilere rağmen İslam karşıtlığını propagandalarının merkezine koyan ırkçı hareketler durmadı, tersine daha da kitleselleşerek devam etti.
Bugüne kadar değişik isimlerle ve değişik kentlerde bir araya gelen ırkçı ve İslam karşıtı örgütler, inisiyatifler şimdi de “Avrupa’nın İslamlaştırılması’na karşı Avrupalı Yurtseverler” (PEGIDA) adı altında çeşitli kentlerde kitlesel eylemler düzenliyorlar. Dresden’de “Pazartesi eylemi” olarak bir araya gelenlerin sayısının 8 Aralık’ta 10 bine, 15 Aralık’ta 15 bine ulaşması, dikkatleri yeniden bu harekete yöneltti. Her ne kadar ırkçılara karşı düzenlenen bu gösteriye de 9 bin kişi katılsa da, asıl dikkat çeken ırkçıların eylemindeki kalabalık oldu.
Hiç şüphe yok ki, göçmen oranın sadece yüzde 2.2 olduğu ve göçmenlerin çoğunun da Müslüman değil Budist olduğu bir kentte gerçekleştirilen İslam karşıtı ırkçı bir eyleme bu kadar insanın katılması üzerinde düşünmek, doğru sonuçlar çıkarmak gerekiyor.

 

NE EKERSEN ONU BİÇERSİN
Bugün HoGeSa, PEGIDA, DÜGIDA… gibi adlarla ortaya çıkan pek çok ırkçı ve yabancı düşmanı inisiyatifin asıl hedefi, göçmenlerle Alman halkı arasındaki ayrımı derinleştirmek; etnik-dini değerleri öne çıkararak sosyal sorunların kaynağını gizlemektir. Çeşitli Neonazi örgütlerinden Almanya İçin Alternatif (AfD) partisine kadar muhafazakar-sağcı çevrelerce de desteklenen bu hareketlerin günümüzde bu denli kitle toplamasının asıl nedeni elbette egemen siyasetin yıllardan beri İslam karşıtlığı üzerinden geliştirdiği söylem bulunuyor. Eski Cumhurbaşkanı Christian Wulff, “İslam Almanya’ya aittir” dediği için eleştirilerin hedefi olurken, Müslüman ülkelerden gelen göçmenleri aşağılayan Thilo Sarrazin alkışlanmış, el üstünde tutulmuştur.
Dahası, kökleri 11 Eylül 2001 saldırısından sonra geliştirilen “medeniyetler çatışması”na kadar uzanan İslam ve Müslüman ülkelerden gelen göçmenlerin “potansiyel suçlu”, “devletin sırtından geçinen asalaklar” olarak ilan edilmesinden bu yana, İslam karşıtlığı üzerinden yapılan ırkçılık prim yapmaya başladı. Çünkü, devleti yönetenlerle, ırkçılar arasında bir zihniyet birliği sağlanmıştı. Hal böyle olunca da İslam karşıtlığı üzerinden ırkçı ve yabancı düşmanı görüşleri yaymak çok daha kolay hale gelmişti.
Bu nedenle, bugün Almanya sokaklarında Hıristiyan-batı değerlerinin ifadesi olan “Abendland”ın İslam’dan kurtarılması çok daha etkili bir söylem haline gelmiştir. Bunda elbette radikal dincilerin Ortadoğu’da yaptıkları insanlık dışı katliamlar, kelle kesmeler de önemli rol oynamaktadır. Irkçıların gösterilerine katılanların tümünün aynı zihniyete sahip olduğunu söylemek elbette doğru olmayacaktır. Ancak bu gösterilere katılanların önemli bir bölümünün İslam adına yapılanlar karşısında dehşete düşüp, bu dehşetin Avrupa’ya taşınmaması amacıyla eylemlere katıldığını söylemek mümkündür.
Faşist akımlar tam da bu korkuları kullanarak güç toplamayı, belli kesimleri etkilemeyi hedefliyorlar.
YENİ ARAYIŞA YANITI KİM VERECEK?
Diğer taraftan eylemlere bu kadar fazla insanın katılması, aynı zamanda mevcut partiler ve hareketlerin dışında bir arayışın olduğunu da gösteriyor. AfD’nin, Korsanlar Partisi’nin kısa sürede parlaması da bu arayışın bir ifadesi. Ancak, şunu da belirtmek gerekiyor ki, bu hareketin özellikle Doğu Avrupa’da daha geniş bir zemin bulması dikkat çekicidir. İki Almanya’nın birleşmesinden sonra bu bölgede sağcı-milliyetçi-ırkçı hareketleri güçlendirmek için özel bir çaba sarf edilirken, iş sonunda 10 insanı katleden terör örgütü NSU’nun yaratılmasına kadar vardırılmıştı. Bu nedenle, ortaya çıkan bu yeni hareketin arkasında istihbarat örgütlerinin bir rolünün olup olmadığı sorusu, yersiz bir şüphe değildir. (YH)

 

Pegida’nın sözcüsü bir kriminal

PEGIDA’nın kurucusu ve sözcüsü Lutz Bachmann, adam yaralamak, hırsızlık yapmak ve gasp gibi suçlardan 3.5 yıl hapis yatmış. Aldığı cezayı hapiste geçirmemek için Güney Afrika’ya kaçmış, Ancak tutuklanarak Almanya’ya iade edilmiş. Sonra da hapse atılmış. İki yıl hapis yattıktan sonra dışarıya çıkmış ve kısa bir süre sonra bu kez kokainle yakalanmış. Önümüzdeki Şubat’a kadar tecil edilmiş cezası var. Yaptığı konuşmalarda sığınmacılara, göçmenlere ve özellikle İslam ülkelerinden gelenlere karşı nefret körüklüyor. Yaptığı bir konuşmada, “Ulusumuzu seviyoruz, sosyalizme karşıyız, gerçekten Nazi değiliz” diyor. Daha önce Neonaziler tarafından Dresden’de yapılan eylemlere katılmadığını söylüyor. Müslüman arkadaşlarının, hatta sağdıcının bir Türk olduğunu söylüyor.
Açıktan sol düşmanlığı yapan Bachmann’ın asıl dertlerinden birisi bu hareketle Doğu Almanya’da sağı güçlendirmek, solu zayıflatmak olduğu belirtiliyor. Zira, eylemlerin en güçlü geçtiği Dresden’de yabancıların oranı çok düşük. Göçmenlerin fazla olduğu kentlerde eylemlere katılımın az, buna karşın göçmenlerin az olduğu kentlerde katılımın fazla olması dikkat çekici. (YH)

 

İçişleri Bakanı eylemleri anlayışla karşıladı

Göçmenlere karşı konuşmaların yapıldığı, pankart ve dövizlerin taşındığı eylemlerin ardında bir açıklama yapan Federal İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere, yapılanları anlayışla karşıladığını söyledi. ARD’de yayınlanan “Tagesthemen” programına konuşan de Maiziere, “Eylemlere çağrı yapan kişilerin gelişiminde sorun var. Ancak bu eylemlere katılanlar günümüzde önemli olan endişelerini dile getiriyorlar” dedi.
Yapılan bir araştırmadan alıntı yapan de Maiziere, “Araştırmaya göre Almanların kendilerini ülkelerinde yabancı hissediyorlar. Bu endişe ciddiye alınmalı. Bu konuyla ilgilenmeliyiz. Aydınlatma, konuşma sorunların çözümünü beraberinde getirecektir” dedi.
Bavyera İçişleri Bakanı Joachim Hermann ise yaptığı açıklamada, toplum içerisinde oluşan korkudan yararlanan sağcılara karşı ciddi bir strateji geliştirilmesi çağrısında bulundu.
Eyalet İçişleri Bakanları Konferansı Başkanı ve NRW İçişleri Bakanı Ralf Jäger ise yaptığı açıklamada, PEGIDA adlı inisiyatifin öncülerini “Kumaşlardaki balık sırtlı desenin içindeki Naziler”e benzetti.
Saksonya İçişleri Bakanı Markus Ulbig ise, eylemlere katılanların Neonazi olarak damgalanmaması için uyardı. (YH)