Almanya Yunanistan’a baskıda ısrarlı

YeniHayat

Yunanistan, seçimlerin üzerinden üç hafta geçmesine rağmen halen Avrupa’nın en önemli gündemi. Seçimlerden sonra başlayan diplomasi trafiğinden bugüne kadar somut bir sonuç çıkmadı. Özellikle Almanya, yeni hükümete daha önce alınan kararlara uymayı dayatıyor.

 

25 Ocak’ta Yunanistan’da yapılan seçimlerden hemen sonra Atina etrafında yoğunlaşan diplomasi trafiği daha sonra değişik başkentlere kaydı. Özellikle AB’nin başkenti durumundaki Brüksel’de görüşmeler yoğunlaştı.
Üç hafta içinde yapılan görüşmelerden çıkan sonuçların toplamına baktığımızda, karşılıklı yoklama havası hakim. Yunanistan hükümeti borçların silinmesinden ertelenmesine kadar değişik modelleri öneriyor. Bu nedenle görüşmelerde sarf edilen bir kaç söz manşetlere çekiliyor. En çok da SYRIZA’nın “Borçların silinmesinden vazgeçtiği” öne çıkarıldı.

Ama herşeye rağmen, Yunanistan seçimlerinin sonucu açık olarak Avrupa sermayesinin “korkulu rüyası” olmuş durumda. Çünkü AB’nin bütün ülkeleri ve kurumları eskisi gibi davranamayacaklarını biliyorlar. Bu nedenle her fırsatta Başbakan Alexis Çipras başta olmak üzere değişik bakanlar aleyhine demeçler veriliyor, yazılar yayımlanıyor.

AB kurumları ve ülkeleri ile Yunanistan’ın yeni hükümetinin temsilcileri arasında yapılan görüşmelere bakılırsa, bir taraftan “Her şey eskisi gibi olmayacak” görüntüsü oluşurken diğer taraftan “Her şeye rağmen iplerin koparılmayacağı, ilişkilerin devam ettirileceği” anlaşılıyor.
Nitekim, Çipras’ın, İtalya Başbakanı Renzi, AB Komisyonu Başkanı Junker, AP Başkanı Schulz ve Fransa Cumhurbaşkanı Hollande ile yaptığı görüşmeler pek tartışmalı geçmedi.

 

ALMANYA AŞAĞILAMAYA DEVAM EDİYOR
Başbakan Angela Merkel ise, geri adım atmayacakları konusunda ısrarlı görünüyor. Virajı almaya pek niyetli değil. Yani bir bakıma, ‚otobana ters yönden giren sürücü‘ pozisyonunda!

Almanya ile Yunanstan arasında ilk temas maliye bakanları düzeyinde oldu. 5 Şubat’ta Berlin’de yapılan görüşmeden sonra bir açıklama yapan Federal Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble, Yunanistan Maliye Bakanı Yanşs Varoufakis ile uzlaşmamak üzere anlaştıklarını söyledi. Schäuble yaptığı açıklamada devamla, ‚Yunanistan Euro Bölgesi’ne dahil ancak şimdi ne yapacağımız konusunda tam olarak hemfikir değiliz“ dedi.

Schaeuble, Yunanistan’a yardım programından Avrupa Birliği, Avrupa Merkez Bankası ve Uluslararası Para Fonundan oluşan üçlü Troyka’nın sorumlu olduğunu ve bu programın sürdürülmesi gerektiğini belirterek, mevkidaşına Yunanistan’daki vergi idaresinin yeniden yapılandırılması için Almanya’dan 500 kadar vergi uzmanı gönderme teklifini yinelediğini açıkladı. Açıkça Yunanistan hükümetini ve Yunan halkını aşağılama olan bu yaklaşım, Federal Hükümeti’in seçim sonuçlarına tahammülsüzlüğünü bir kez daha gösteriyor.

Öte yandan Yunanistan’daki yeni hükümetin almak istediği bazı önlemlere kuşkuyla baktığının altını çizen Schaeuble, “Varılan anlaşmalara uyulması lazım. Güven için güvenilirlik önemli“ değerlendirmesinde bulundu.

Yunanistan Maliye Bakanı Varoufakis de, Avrupa’daki sorunlara çözüm getirmek için bir partner olarak görüşmeler yapmak istediklerini belirterek başladığı konuşmasında, Yunanistan’ın borçlarının silinmesinden çok, borçların yeniden yapılandırılması üzerine odaklandıklarını ve temelde krizin aşılması gerektiği noktasında hemfikir olduklarını bildirdi.

Avrupa’da baş gösteren krizin Yunanistan’da başladığını ve Avrupa’ya yayıldığını söyleyen Varoufakis, krizin etkilediği Yunan halkının onur içinde yaşamak istediğini, Alman halkının da çok fazla Yunanistan’daki gelişmeleri düşünmemesini istedi.

„Benim Schaeuble’ye mesajım şu: Sadece Yunanistan’ı değil, Avrupa için çözümler bulma konusunda bizim hükümeti potansiyel bir partner olarak görebilirsiniz“ ifadesini kullanan Varoufakis, „Herkes evinin önünü süpürmesi lazım. Biz elimizden geleni yapacağız“ diye konuştu.

 

AVRUPA ARTIK UYANIYOR

Her ne kadar Federal Hükümet saldırı politikalarından geri adım atmayacağının mesajını verse de, Almanya’nın öncülüğünde kıta genelinde, yıllardır hükümetler eliyle dayatılan sermaye politikalarına karşı geniş kitleler büyük bir uyanış süreci yaşıyor. Daha önce en temel sosyal hakları ellerinden alınan emekçiler artık birleşerek, ellerinden alınan haklarını geri istiyor.
Bu nedenle olup bitenleri sadece borçların silinip silinmeyeceği meselesine indirgemek, süreci anlamamak demektir. Neoliberal politikalara karşı yükselen emekçi hareketi kendisini her ülkelerde değişik biçimlerde hissettirecek görünüyor.
Çipras’ın “korkulu rüya” ilan edilmesinin arkasında da bu gerçekler bulunuyor. Yunanistan’da yaşanan gelişmeler, geniş emekçi kesimlerin neoliberal politikalara boyun eğmek zorunda olmadığını; ve Almanya, Fransa gibi birkaç büyük devletin Avrupa’daki hakimiyetinin çok da rahat olmayacağını göstermiş bulunuyor. Bundan sonra süreci durdurmak öyle kolay olmayacak gibi görünüyor. (YH)

 

 Kim ‚Geisterfahrer‘?

Yunanistan seçimlerinden sonra en provokatif kapağı Der Spiegel dergisi yaptı. Alexis Çipras’ın resmini kapağa koyan dergi, üzerine de “Avrupa’nın korkulu rüyası Alexis Çipras-Otobana ters yönden giren sürücü” diye yazdı.

“Otobana ters yönden giren sürücü (Der Geisterfahrer)” büyük yazılmış. Hal böyle olunca da Çipras günümüz koşullarında gerçeklerden uzak, “Cinnet geçirmiş halde otobana ters yönden giren politikacı” haline düşürülmüş. Otobana ters girmenin sonu genellikle felakettir.
Der Spiegel’in bu aşağılayıcı kapağı karşısında sessiz kalınmadı. Sosyal medyada aynı derginin kapağına bu kez Başbakan Merkel’in resmi montajlandı ve altına “Avrupa’nın gerçek korkulu rüyası – Otobana ters yönden giren sürücü (Die Geisterfahrerin)” yazıldı.
Der Spiegel, “Başyazı”dan başlayarak kapak sayfaları boyunca Çipras’a demediğini bırakmamış: Aşırı solcu, provokatör, popülist, aşırı sağcı iş birlikçisi, pragmatik…
Halbuki, seçim sonuçları Çipras’ın ülkesinin gerçeklerine göre hareket ettiği için bu kadar oyu aldığını gösteriyor. Yunanistan gerçeklerine uymayarak “Geisterfahrer” gibi halkın içine dalan AB işbirlikçisi partilerin tümü, görüldüğü gibi siyaseten intihar etmiş bulunuyor.

Dahası, Yunanistan bu konuda bir örnek oluşturacak görünüyor. Benzer ülkelerde bu şekilde hareket etmeyen her siyasi parti ve lider artık Avrupa’da “Geisterfahrer”dir. Ya dayattıkları politikalardan vazgeçip halkın istek ve taleplerini şu ya da bu ölçüde dikkate alacaklar ya da Yunanistan’da büyük sermaye partilerinin başına geldiği gibi çöp sepetine atılmaktan kurtulamayacaklar. (YH)

 

Merkel’in sinirlerine hakim olma zamanı

 Jan DAMS

Die Welt

 

Yeni Yunanistan Başbakanı Çipras ve özellikle Maliye Bakanı Varufakis’in ortaya koyduğu oyunculuk oldukça etkileyici. Asi bir komünist olan Varufakis adeta bir sokak dövüşçüsünü andırıyor. Gömleği pantolonunun dışında, yakaları açık. Tehdit ediyor, azarlıyor. Galip gelmek istiyor, özellikle de Almanya’ya karşı. Onunla karşılaştırıldığında Şefi Çipras oldukça aklı başında görülüyor.

Kükremek, akıllı olmak, iltifatlarda bulunmak… İyi polis, kötü polis oyunu gibi bir şey… Yunanistan hükümetinin politik retorikte değişik roller oynayabilecek yetenekte olması şaşırtıcı.

Çipras, henüz iki haftadır hükümet başkanı ama bu kısa sürede soyulmuş ülkenin başındaki aşırı solcu ve aşırı sağcılardan oluşan hükümet, önceki hükümetlerin rüyalarında bile göremeyecekleri bu oyunu oynama cesaretini gösterdiler.

Kararlı hatta delice denebilecek tavırlarıyla, Avrupa’nın alacaklı (borç veren) ülkeleriyle devletler hukukuna uygun şekilde imzalanan tüm sözleşmeleri tartışma konusu yaptılar.

Avrupalıların bazıları sempati nedeniyle, bazıları ise ne yapacaklarını bilemediklerinden bu kadar şımarıklığa izin verdiler. Şimdilik Bayern Münih takımının kendinden çok zayıf Wolfsburg takımı karşısındaki 4-1’lik yenilgisi sonrası kendine güvenini kaybetmesine benzer bir durumla yüz yüzeyiz. Avrupalılar, Yunanlılarla borçların silinmesine kadar her şey için yeniden pazarlık masasına mı oturacaklar? Bu duruma gelinmiş olması üzüntü verici değil mi?

Bu yapılırsa Çipras ve Varufakis’e karşı oynanılan maçın kazanılması imkansız. Yeni maliye bakanı sadece ekonomi uzmanı değil, aynı zamanda bir oyun teorisyeni. Şimdi üniversitede öğrendiklerini pratikte gösterme şansına sahip oldu. Böylesi bir dövüşçünün karşısında dizleriniz titremeye başlarsa baştan kaybetmiş olursunuz.

AB, Yunanistan’ın mali yardım almadan yaşamasının mümkün olmadığını biliyor. Yunanistan ile AB arasındaki görüşmelerde aracılık yapacak olan Fransızlar da, bu ülkenin halkının yeni acılar yaşamasına yol açacak yeni, sert reformlara ihtiyacı olduğunun bilincindeler.

Bu nedenle Almanya hükümetinin şimdiye kadar sürdürdüğü temkinli politika çok iyi. Berlin tabii ki asabi ama diğer Avrupa ülkelerinden farklı olarak ne başbakan ne de maliye bakanı, Atina’dan yayılan haberlere herhangi bir tepki verdi. İkisi de bekliyorlar: Görüşme zemini ancak Yunanlar somut veriler ve anlaşılabilir rakamlarla masaya oturduklarında sağlanmış olur ve herhangi bir uzlaşmaya varılıp varılmayacağı üzerine konuşulabilir. O zamana kadar yapılması gereken şimdiye kadar sürdürülen hattın değiştirilmemesidir. Yoksa Varufakis’in karşısında onun kadar cesur bir karşıt olunamaz.

(Çeviren Semra Çelik)