‚İthal imam‘ devri kapanıyor mu?

 0imam

Avusturya’da 1912’den bu yana yürürlükte olan ve İslam’ın resmi statüye kavuşturulduğu İslam Yasası’nda yapılan değişiklikle artık başta Türkiye olmak üzere yurtdışından imam getirilmeyecek. Benzer bir uygulama Almanya için de tartışılıyor.

Charlie Hebdo Katliamının ardından Avrupa’da terörle mücadele adı altında güvenlik önlemlerinin sertleştirilmesi tartışmasına Avusturya da katıldı. Avusturya’da İslam, 1912’de çıkartılan İslam Yasası ile Hıristiyanlıkla eşit bir statüye getirilmişti. Bu nedenle, diğer AB ülkelerinin de bu yola başvurması gerektiğine zaman zaman dikkat çekiliyordu.

Ancak, İslam adına yapılan terör saldırıları Avusturya’daki bu uygulamada önemli değişikliklerin yapılmasına yol açtı. İşbaşında bulunan Sosyal Demokrat Parti (SPÖ) ve muhafazakar Halk Partisi (ÖVP) koalisyon hükümeti kısa bir süre önce yaptığı değişiklikle, Müslüman örgütlere yurtdışından maddi destek verilmesini ve yurtdışından imamların gelerek camilerde görev yapmasını yasakladı.

Her ne kadar Charlie Hebdo Katliamı yasanın çıkarılmasını hızlandırsa da, yurtdışından imam getirilmesi ülkede iç yıldır tartışılan bir konu.

Parlamento tarafından kabul edilen yasa, özellikle Türkiye’den gelen imamlar için büyük bir önem taşıyor. Zira ülkedeki imamların önemli bir bölümü Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı’nın maaşlı elemanı.

İmamların asıl olarak Avusturya’da yetiştirilmesini hedefleyen yeni yasada, bu kişilerin camilerde Almanca vaaz vermesi öngörülüyor. Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz yaptığı açıklamada, imamların Viyana Üniversitesi’nde açılacak bölümde yetiştirileceğini ifade etti. Bakan, Türkiye’den gelen imamların sadece dini ihtiyaçları karşılamakla kalmadığını, toplum üzerinde de etkili olduğunu belirterek bunun engellenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Avusturya’daki Müslüman örgütler ise yasaya sert tepki gösteriyorlar.

 

ALMANYA’YA ÖRNEK OLABİLİR Mİ?

Özellikle CDU’li politikacılar tarafından yapılan açıklamalarda, Avusturya’da çıkarılan yeni İslam Yasası’nın Almanya için de bir örnek olabileceği dillendirildi. Almanya Müslümanları Merkez Konseyi de (ZDM) böylesi bir düzenlemenin olumlu olacağını ifade etti.

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Federal Parlamento Başkanı Norbert Lammert, “Almanya’da görev yapan imamların Almanca konuşması gerekiyor. Bu papazlar için de geçerli. Çünkü yurtdışından gelenler cemaatle Almanca konuşuyorlar” dedi.

Bir süredir Almanya’da burkanın yasaklanmasını savunan CDU Genel Başkan Yardımcısı Julia Klöckner de yurtdışından imam getirilmesinin durdurulmasını istedi.

Öte yandan başını Jens Spahn’ın çektiği bir grup CDU’lu yurtdışından imam getirilmesine karşı bir girişim başlattı. Girişim içerisinde Türkiye kökenli politikacı Serap Güler de bulunuyor.

CDU’lu politikacılar hükümetten Almanya’da imam eğitimi için daha fazla bütçe ayrılması talebinde de bulundular.

 

YASAK, DİYANETİN ETKİSİNİ AZALTIR

Yasak Avusturya’da olduğu gibi Almanya’da da en çok Türkiye’den gelecek imamları etkileyecek. Türkiye’den Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Almanya’ya gönderilen ve DİTİB’e bağlı cami ve derneklerde görev yapan yaklaşık 600 imam bulunuyor. Ve bu imamlar sadece camilere giden insanların dini ihtiyaçlarını karşılamıyor, asıl olarak da onları belli bir görüş etrafından yönlendiriyor.

Daha önce de zaman zaman Türkiye ile Almanya arasında tartışma konusu olan Diyanet imamları konusunda Almanya somut bir adım atmış değil. Sadece bazı üniversitelerde açılan kürsülerde imam yetiştirilmeye başlandı.

Bu uygulamanın kendisi bile Türkiye’deki Diyanet’i rahatsız etti ve alternatif arayışlara girildi. Bu nedenle Diyanet, yapabildiği sürece kendisinin yetiştirdiği imamları Avrupa’ya göndermeye çalışacak.

Nitekim, Avusturya’daki karardan sonra Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez yaptığı açıklamada, Avrupa’dan üç yıl sonra Türkiye’ye dönmeleri söz konusu olan imamların yerlerini Türkiye’de ilahiyat eğitimi almış Avrupalı Türklerle doldurmayı planladıklarını söyledi.

Görmez yaptığı açıklamada devamla, “Türkiye’den göç eden ailelerin Avrupa’da doğmuş, büyümüş, artık oralı olmuş çocukları, Türkiye’ye gelerek ilahiyat okuyorlar. Onlar kendi ülkelerine döndüklerinde inşallah o camilerde en güzel hizmeti yapmaya devam edecekler” dedi.

Bu da, Diyanet’in önümüzdeki süreçte Avrupa’da kendi bakış açısıyla görev yapacak imam gönderme konusunda ısrarlı olacağını gösteriyor. Yani, diyanetin asıl derdi, ‘dini hizmet’ten çok, vatandaş üzerindeki politik etkisini kaybetmemek olarak görünüyor. (YH)