‘Alman hegemonyası’ güçleniyor

300

Gelinen aşamada Almanya’nın ekonomik gücünü kullanarak Avrupa’ya hakim olması, bir çok Avrupa ülkesinde Alman sermayesine ve Başbakan Angela Merkel’e karşı tepkilerin yükselmesine neden oldu. Özellikle „Euro krizi“nin etkili olduğu ülkelerde Almanya’ya bakışı bu hafta kapağa çıkaran Der Spiegel (Ayna) dergisi, durumu “The German übermacht” (Alman hegemonyası) olarak özetledi. Derginin kapak montajı ise tartışmalara yol açtı. Çünkü, Hitler faşizmi adına Yunanistan’ı işgal eden mareşal Walter von Brauchitsch ve grubunun Atina’da Akropolis’in önünde çektirdiği fotoğrafa sarı pantolon ve yeşil ceket giymiş, gözü yukarıda olan Merkel’in bir fotoğrafı da montajlanmış. Tam da Yunanistan Başbakanı Alexis Çipras’ın Berlin’e yaptığı ilk ziyaret öncesinde yapılan bu kapak doğal olarak tartışmalara yol açtı.

Bu tartışmaların başında, Merkel’in Hitler’in generalleriyle aynı kereye konulmasının kabul edilemeyeceği ve şimdiki federal cumhuriyetin Hitler dönemine atfen kullanılan “Üçüncü Rayş’ ile aynılaştırılıp „Dördüncü Rayş“ diye tanımlanamayacağı yer alıyor.

Ne var ki, derginin kapak yazısında yer alan bilgiler, başta Yunanistan olmak üzere değişik Avrupa ülkeleri tarafından ifade edilenler, Almanya’nın ekonomik ve siyasi olarak diğer ülkeleri denetimine almak üzere izlediği politikalarla gerçekten de “Dördüncü Rayş”a dönüştüğünü akıllara getiriyor. En dikkat çekici olan elbette Avrupa kıtası üzerinde „Alman dominantlığı“nın alabildiğine artması ve dayatılan politikalara tepki duyanlar arasında da Almanya karşıtlığının olabildiğince büyümesi…

‘GOEBELS’İN DEDİĞİ OLDU’

Der Spiegel’in yazısında dikkat çeken iki önemli nokta bulunuyor. Bunlardan birincisi Almanya’nın ortak para birimi Euro’yla birlikte kıta üzerinde egemenlik kurmaya başladığı ve 2010’da başlayan „Euro krizi“nin bu egemenliğini perçinlediği. Hal böyle olunca bu süreçte Almanya’nın krizden etkilenen Yunanistan, İspanya, İtalya, Portekiz gibi ülkelere büyük ekonomik ve politik dayatmalarda bulunduğu çarpıcı hale gelmiş. Alman sermayesinin bu ülkelere yaklaşımı adeta „tiranla köle ilişkisine“ dönüşmüş.  İkincisi de bu ülkelerde şimdiki hükümetle Hitler dönemi arasında pek çok paralelliklerin kurulduğu bu neden de Merkel’in sıkça Hitler’e benzetildiğidir.

Hiç şüphesiz; Almanya’nın dayatma ve sömürge anlayışının en çıplak yaşandığı ülkelerin başında krizin en sert yaşandığı ve her açıdan büyük tahribatlara yol açtığı Yunanistan geliyor. Aylarca Yunan emekçilerine, halkına karşı düşmanca, aşağılık bir politika sürdürüldü. Yunan adalarının Almanya’ya satılmasından tutun “Çalışmadan para kazanıyorlar, sabaha kadar sirtaki oynuyorlar”a kadar bir dizi kara propaganda yapıldı. Bunu yapanlar arasında elbette bugün „The German übermacht“ başlığını atan Der Spiegel de bulunuyordu.

Bu türden aşağılamalar elbette Yunan halkının onurunu kırdı ve Hitler işgali yıllarındaki anılar yeniden canlandı. Bu durum en çok da bugün 93 yaşında olan, Syriza’nın Avrupa Parlamentosu milletvekili ve „ulusal kahraman“ Manolis Glezos’un tepkisine neden oldu. Hitler ordusunun Akropolis’e çektiği gamalı-haç bayrağını indirerek “ulusal kahraman” onurunu kazanan Glezos, Der Spiegel’de “Dördüncü Rayş” başlığıyla yayınlanan yazıda bugünkü durumu şu şekilde özetliyor: “Bu sefer askerler yok, işverenler ve politikacılar var. Alman sermayesi Avrupa’ya hakim oldu, Yunanistan’ın içine düştüğü fakirlikten yarar sağlıyor” diyor. Almanya’nın Yunanistan’a yaklaşımını da “Tiranlarla köleler ilişkisi”ne benzetiyor.

Aynı yazıda Glezos, Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebels’in “2000 yılında Avrupa’nın Almanya’nın liderliğinde bir araya geleceğini’’ dediğini hatırlatarak „10 yıllık bir yanılgıyla Goebels haklı çıktı“ diyor.

SADECE YUNANİSTAN DEĞİL…

Der Spiegel, Almanya’nın Avrupa üzerindeki hegemonyasının sadece Yunanistan’da değil İtalya, Fransa, İspanya, İngiltere… gibi pek çok ülkede rahatsızlıklara neden olduğunu, somut örnekleriyle, yazılan makaleler ve kitaplarla ortaya koyuyor. Yani, tek tek Avrupa ülkelerinde Alman sermayesinin Hitler faşizmi döneminde askeri güçlü Avrupa’ya egemen olma politikasının bugün ekonomik olarak, Euro sayesinde gerçekleştiğine inanıyorlar. Çünkü, ortak para birimi Euro’nun yürürlüğe girmesiyle pek çok ülke yoksullaşırken Almanya zenginleşti. Sürekli diğer ülkelere karşı ihracat fazlası sağladı. Almanya’ya karşı ihracat açığı veren ülkelerin firmaları genellikle Alman bankalarından Alman mallarını satın almak için kredi alıyorlar. Bu da Almanya’nın sattığı malların değerinden daha fazla kazanç elde etmesi anlamına geliyor. Bu politika sayesinde Almanya’ya karşı en çok açık veren ülkelerin başına Almanya’nın en büyük rakibi Fransa yer alıyor. Özellikle Euro krizi nedeniyle Fransa Almanya’ya karşı büyük açıklar verdi. Dolayısıyla Almanya ile rekabet edebilen ülke olma özelliğini yitirmiş görünüyor.

EURO: BİLİNÇLİ VE PLANLI BİR HAMLE

Der Spiegel’de Almanya’nın ekonomik olarak Avrupa’ya egemen olmasının en önemli faktörünün 1999’tan itibaren işleme konulan ortak para birimi Euro olduğu belirtilirken, „Bunun bilinçli mi yapıldığı bilinmiyor“ deniliyor. Bir bakıma gelinen aşamanın Alman sermayesinin bilinçli bir politikasının sonucu olmadığı ileri sürülerek, „tesadüf bir durum“ kurgusu yapılıyor. Halbuki, Almanya’nın Avrupa üzerinde bu denli egemen olması başından itibaren bilinçli olarak planlanmış ve adım adım hayata geçirilen bir politikanın ulaştığı nokta. Alman sermayesinin çıkarları „Euro“ ve „Avrupa Birliği“ adı altında hayata geçirilirken, aslında bu Alman sermayesinin Avrupa’ya hakim olma planlarının devam ettiği anlamına geliyor.

Son haftalarda konuyla ilgili yapılan tartışmalar, Almanya’nın Avrupa’ya egemen olma planlarından vazgeçmeyeceği, tersine elde ettiği bu fırsatı sonuna kadar kullanacağını ortaya koyuyor. Dolayısıyla önümüzdeki süreç aynı zamanda Alman sermayesinin Avrupa ülkelerinde dayattığı planlara karşı ülkeler ve halklar düzeyinde güçlü tepkilerin yaşanacağı anlamına da geliyor. Bu tepkiye karşı Almanya’nın nasıl karşı koyacağı ise geleceğin en önemli tartışma konuları arasında bulunuyor.

 

‚Dördüncü Rayş!‘

Der Spiegel’in Almanya’nın AB üzerinde kurduğu egemenliği ‚Dördüncü Rayş’a (İmparatorluk) benzetmesi tepkilere yol açtı. Alman tarihinde Avrupa kıtasına egemen olma hayali hiç eksik olmadı. Ortaçağ’da Almanların öncülüğünde kurulan Kutsal Roma İmparatorluğu, „Birinci Rayş“ olarak tarihe geçti. 1806 yılında yıkıldı. İkinci Rayş, bu yıl 200. doğum günü kutlanan Otto von Bismarck öncülüğünde 1871’de kuruldu, Kasım 1918 devrimine kadar sürdü. Bismarck’ın Avrupa’ya egemen olma planları önce Alman-Fransız savaşına, sonra Birinci Dünya Savaşı’na yol açtı. Tarihte Hitler faşizmi dönemi (1933-45) „Üçüncü Rayş“ dönemi olarak biliniyor. Hitler’in Avrupa’ya egemen olma planları İkinci Dünya Savaşı’na neden oldu ve milyonlarca insan yaşamını yitirdi.

Yücel Özdemir