Hükümet ve ortakları bir defa daha cezalandırıldı

İl meclis seçimlerinin ilk turu geçtiğimiz pazar günü gerçekleşti ve bu satırlar yazılırken ilk turun hala kesin olmayan sonuçlarında hükümet partisi ve ortakları yüzde 22 ile 26 arasında, sağcı UMP ve UDİ ittifakı yüzde 32 civarında, aşırı sağcı Ulusal Cephe yüzde 24 civarında ve Sol Cephe ise yüzde 5 ile 7 arasında bir oy aldığı açıklanıyordu. Bu oranlarda çok büyük bir değişikliğin olmayacağını belirtmek yanlış olmadığı gibi ilk açıklanan seçim sonuçlarının genel eğilimi yansıtmasından dolayı kimi siyasi sonuçlar çıkartıla bilinir. Hükümete karşı tepkilerin arttığı koşullarda gerçekleşen bu seçimlerde Sosyalist partisinin yenilgi alması kaçınılmaz gibi herkes tarafından görülüyordu. 2012 cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bu yana gerçekleşen tüm seçimlerde hükümet partisi yenilgi almıştı. Bizzat hükümetin üstlendiği seçim kampanyası ise zaten kazanmak için değil, bunun imkansız olduğu biliniyordu, yenilgiyi sınırlamak, en asgariye çekmek için yürütülmüştü. Son haftalarda, Başbakan Manuel Valls’ın vatandaşın sorunlarını bir kenara bırakarak aşırı sağcı FN’ye karşı kampanya başlatması bu taktiğin bel kemiğini oluşturuyor ve hükümete tepki duyan ama geleneksel olarak “sol’a” oy kullanan seçmenlerin bir kesimini, gönülsüz de olsa, kendilerine oy kullanmasına ikna etmekti. Bu konuda bir adım ileri atabildikleri görülebiliyor, çok daha aşağılarda beklenilen oy oranı biraz daha yukarı. Ama bu gelecek pazar onlarca il meclisin başkanlığını kaybetmeyeceği anlamına gelmiyor kuşkusuz. Sosyalistlerin ülke düzeyinde 98 bölgenin 61’ni yönetiyorlardı ve toplam 1439 encümenleri vardı. Yine hükümet ortağı Sol radikal partisinin ise 102 encümeni bulunuyordu. Sağ partisi UMP ise 38 il meclisini yönetiyordu. Buradaki somut değişiklikler seçimlerin ikinci turunda, gelecek pazar belli olur.

Aşırı sağın durumu ve ikinci tur taktikleri

Seçim öncesi kamuoyu yoklamalarında aşırı sağcı FN’nin birinci parti olarak çıkacağı belirtiliyordu. İlk turun geçici sonuçları bunun böyle olmadığını gösteriyor, ama FN kendi tarihinin bir yerel seçimdeki en büyük oranını gerçekleştirmiş oldu. Zira, son yıllarda, FN gerek Sarkozy döneminde, gerek ise şu anki Hollande döneminde artan toplumsal tepkiyi bir nevi kendisine çeken bilen partilerden birisi olmuştu. Dolayısıyla bu seçimlerin en önemli yanlarından birisi FN’nin alacağı sonuçtu. İkinci turda kazanacağı encümen sayısı hala merak konusu ve iki turlu seçimler ona karşı kurulacak “ittidaklara” bağlı olacak.

Sosyalist partisi, Başbakanın ağzından, şimdiden ikinci tur için kazanma ihtimallerinin olmadığı yerlerde adayların geri çekilmesi ve FN’ye karşı oy kullanılmasına çağırdı. Başka bir şekilde ifade edilmesi gerekirse, hükümet aşırı sağın kazanmasına karşı rakibi sağa oy vermeye çağırıyordu. Hemen ardından söz alan sağcı UMP’nin başkanı Nicolas Sarkozy ise 2. turda ne FN’ye nede Sosyalist partisine oy vermeyeceklerini ilan etti. Ülkenin en büyük iki partisinin izlediği taktik burada farklı: hükümet tüm solu ve geleneksel olarak sola oy veren tüm seçmenleri aşırı sağı göstererek sosyalist partisi etrafında birleştirme; Sarkozy ise kimi FN adaylarının seçilmesine göz yumarak, kendi tabanından buraya kayanlarının daha da kemikleşmesini engellemek istiyor. Zira iki partide biliyor ki, 2017 cumhurbaşkanlığı seçimleri kazanabilmek için Hollande en geniş solu “ortak bir rakibe” karşı kendi etrafında toplamaya ihtiyacı varken, Sarkozy’inde FN’nin tabanından destek alması gerekiyor. Ama bu taktiklerin bugünkü sonuçları, FN’nin birinci parti olarak geldiği bölgelerde, ikinci turda rakiplerini geçerek kazanma ihtimalinin olduğu anlamına geliyor. Avrupa parlamento ve Belediye seçimlerinden sonra alacağı yeni bir başarı aşırı sağcı parti FN’nin etkisinin daha kalıcı olmasına neden olacaktır. Ama bunu sağcı UMP’nin adaylarını geri çekmemesiyle açıklamak kuşkusuz büyük bir hata olur. Elbette Sarkozici partinin milliyetçi ve ırkçı temaları daha fazla gündeme getirmesi, bunları savunması FN’nin işine yaramış ve propagandasını daha da etkili kılmıştır, ama bu partiyi güçlendiren esas olgunun hükümet partilerinin verdikleri sözleri yerine getirmedikleri gibi, artarda dayattıkları kemer sıkma politikaların emekçilerinin yaşamlarının daha da kötüleşmesine ve buna karşı bir alternatif görememeleridir. Valls Hükümeti ise hala 50 milyarlık tasarruf paketini dayatmada, hatta bunu biraz daha arttırma konusunda kararlı olduğunu açıklamaya devam ediyor.

 Deniz Uztopal

 

 

Seçilen kadın ve erkek adaylar arasında tam eşitlik

İl meclisi seçimlerinde ilk defa adaylık sisteminde köklü bir değişiklik yapıldı ve bugüne kadar var olan 4 bin 55 seçim bölgesi, coğrafik alanları daha da genişletilerek ikiye bölündü. Bu seçimlerde toplam 2 bin 74 seçim bölgesinde seçim yarışı yaşandı. Yeni seçim bölgelerinin oluşması kuşkusuz kimi siyasi partileri güçlendiriyordu ama bölgelerin sayısı düşürülerek adaylık üslubu da değiştirilmişti. Yeni yasada her seçim bölgesinde tek asıl ve bir de yedek adaylık sistemi yerine, birisi zorunlu olarak kadın olmak üzere, çift adaylık sistemi onaylandı. Böylelikle, gelecek pazar hangi partiler kazanırsa kazansın, Fransa’nın tarihinde ilk defa bir seçimlerde erkek adaylar kadar kadın adaylarda kazanmış olacak ve dolayısıyla encümenlerin sayısı içinde tam bir kadın-erkek eşitliği sağlanmış olunacak. Oysaki il meclisleri, kadın – erkek eşitliği açısından, sadece yüzde 18’i kadın olarak, en eşitsiz olan kurum olma özelliği taşıyordu bugüne kadar. Bundan sonra kadın ve erkek encümenler arasında tam bir sayısal eşitlik olacak ama bu kadınların başkan ya da başkan yardımcılığı belirlenmesinde eşit olacağı anlamına gelmiyor.