İran-Batı pazarlığını kim kazandı?

İsviçre’nin Lozan kentinde 8 gün devam eden Birleşmiş Milletler Daimi üyesi beş ülke ve Almanya (5+1) ile İran arasında nükleer program üzerinde, daha önce belirlenen takvim tutturulmamasına rağmen bir anlaşmaya varıldı. AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif tarafından 3 Nisan’da kamuoyuna açıklanan uzlaşmanın ardından, kapsamlı nihai anlaşmanın 30 Haziran’a kadar yapılacak görüşmelerde kesinleşmesi konusunda mutabakata varıldığı açıkladı.

ANLAŞMADA NELER VAR?

Taraflar, İran’daki Natanz tesisi hariç, diğer yerlerde uranyum zenginleştirme yapılmayacağı konusunda görüş birliğine varırken, Santrifüj araştırma ve geliştirme programını da birlikte belirleme kararı aldılar. Fordow tesisi ise sadece nükleer fizik ve teknoloji merkezi olarak hizmet verecek. Bu tesiste işlenebilir radyokatif madde bulunamayacak. Arak ağır su tesisinin modernleştirilmesine destek verilecek fakat burada silah elde edilebilecek kadar plütonyum işlenemeyecek. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (UAEK), İran’la ilgili geçmişte ve halihazırdaki meseleleri netleştirmek için çalışmasına izin verilecek. İran, nükleer araştırma merkezleri ve santrallere yakıt temini için uluslararası işbirliği yapabilecek.

İran’ın taahhütlerini yerine getirdiğine dair UAEK’dan onay geldikten hemen sonra Avrupa Birliği (AB), İran’ın nükleer programı sebebiyle uygulanan tüm ekonomik ve mali yaptırımları kaldıracak. ABD ise bu yaptırımların uygulanmasını askıya alacak. BM Güvelik Konseyi’nin yaptırımları da aynı şekilde kaldırılacak.

Üzerinde anlaşmaya varılan başlıkların ayrıntıları üzerindeki görüşmeler 30 Haziran’a kadar tamamlanacak. Anlaşmanın sağlanması halinde İran’ın nükleer programı 25 yıl boyunca Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu tarafından denetlenecek.

PAZARLIKLAR SÜRECEK

Görünürde pazarlıklar BM’nin beş daimi üyesi (ABD, İngiltere, Fransa, Çin, Rusya) ve Almanya ile İran arasında gibi yürüse de, aslındaki masadaki BM Daimi üyeleri aynı tarafta değil, karşı karşıyaydılar. Özellikle ABD ve Rusya temsilcileri görüşmeler devam ederken sert açıklamalarda bulundular. Daha açık ifadeyle, pazarlık masasında ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya bir tarafta İran, Rusya ve Çin diğer tarafta oturuyordu.

Hal böyle olunca pazarlıkların arka planında emperyalist güçler arasındaki çelişkiler, düğümlenen pek çok sorun da dolaylı olarak masada kendisini hissettirdi.

Nitekim Lozan’da kurulan pazarlık masası, sadece İran’ın nükleer programının geleceğinin ne olacağıyla ilgili değil, aynı zamanda emperyalist paylaşımda bundan sonra hangi tarafın hamle üstünlüğüne sahip olacağıyla ilgiliydi.

İran’a yaptırımlar 1979’daki “İslam Devrimi”nden bu yana sürüyor. Rejim değişikliğinden sonra ABD, İran’a yaptırımlar uygulamaya başladı. Ne var ki, ABD’nin tek başına uyguladığı ekonomik yaptırımlar bir sonuç vermedi. 2006’de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde Rusya ve Çin’in de onayıyla dört aşamalı bir yaptırım planı kararı alındı.

2007’de de, AB ülkeleri nükleer programı gerekçe göstererek ekonomik ve siyasi yaptırım kararları aldı.

İRAN İŞTAH KABARTIYOR

Yaklaşık 80 milyon nüfusu, dünyanın petrol rezervinde dördüncü, doğal gaz rezervinde ikinci ülkesi olan İran, kısa sürede hızla büyüme ve Ortadoğu’da etkisini artırma imkanına sahip oluşuyla da dikkat çekiyor. Pek çok analizde, Irak’ın işgaliyle birlikte İran’ın, bölgenin yeni gücü olduğu belirtiliyor.

Yaptırımlar nedeniyle bu ülkeye mal satamayan özellikle AB üyesi ülkeler en kısa zamanda ambargonun kalkmasını bekliyor. Bu nedenle, uzunca bir süredir ambargonun uygulandığı İran pazarı büyük yatırım tekelleri için iştah kabartıyor. Bunların başında daha önce İran ile çeşitli ticari ilişkiler içinde olan Almanya geliyor.

İran’ın nükleer programı üzerinden yapılan pazarlıkların şu an geldiği aşamanın, daha çok İran ve müttefiklerine yarayacağı şimdiden dillendiriliyor.

Ancak İran’la sağlanan bu uzlaşmanın ömrünün çok uzun sürmesi beklenmiyor. Çünkü hem Batılı güçler İran’ı kontrollerine alma hedeflerinden vazgeçmiş değil, hem de İran devleti bölgesel bir güç olma planlarından vazgeçmiş değil. Tersine anlaşmanın imzaladığı dönem İran’ın etkisini artırdığı bir sürece denk geliyor. Zira içinden geçtiğimiz dönemde uluslararası ilişkiler hem alabildiğince sertleşmiş hem de uzlaşma noktaları önceki döneme göre daha azalmış bulunuyor. Bu nedenle Lozan’da üzerine anlaşmaya varılan konularda, 30 Haziran’a kadar kesin bir sonuç çıkmaması, şaşırtıcı olmayacaktır. (YH)

İran’da sevinç, İsrail ve Körfez’de endişe

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi`nin daimi üyeleri ile Almanya’dan oluşan “5+1 Ülkeleri” ile İran arasında sağlanan anlaşma, Batı ülkeleri tarafından olumlu, İsrail ve Körfez Ülkeleri tarafından ise endişeyle karşılandı. İran’da anlaşma sokaklarda sevinç gösterileriyle kutlandı. Mısır’ın devlet gazetesi Al Ahram, “Batı şiddetli bir ihtiyatla anlaşmayı kabul etti. Körfez ülkeleri ise endişe içerisinde. Arap devletleri tarafında hiçbir yorum yok” tespitinde bulundu.

İRAN KAZANDI

Analistler bu anlaşmanın kazanan tarafının İran olduğu noktasında birleşiyor. Al Kuds Al Arabi İranlıların bu uzlaşı sonrasındaki kutlamalarının anlaşılır ve doğal olduğunu belirterek “bu uzlaşı İranlılar için sadece ülkelerine uygulanan yaptırımların kaldırılması değil, aynı zamanda ülkelerinin nükleer bir güç olarak tanındığı anlamı taşımaktadır” yorumunu yaptı. Al Ahram başyazısında, “Analistler anlaşmanın, İran nükleer dosyasına uluslararası bir meşruluk kazandırdığını belirtiyor” diye yazdı. (YH)

 

Kim ne dedi?

OBAMA: TARİHİ BİR MUTABAKATA VARDIK

ABD Başkanı Barack Obama, İran’ın nükleer programının sınırlandırılması konusunda varılan mutabakatı ‚tarihi‘ olarak nitelendirdi. Obama, İran’la varılan mutabakatı ‚iyi bir pazarlık‘ şeklinde değerlendirdi ve uzlaşmadaki çok sıkı denetim mekanizmalarına dikkat çekti. Barack Obama, Tel Aviv ile ilişkilerini de bozan anlaşma süreci ile ilgili İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu arayarak bilgi vereceğini de ekledi.

RUHANİ: YENİ HEDEF 30 HAZİRAN

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, „İran’ın nükleer dosyasıyla ilgili ana konularda çözüme ulaşıldı.“ ifadelerini kullandı. Nihai anlaşmanın şekillendirilmesi için çalışmaların hemen başlayacağını ifade eden Ruhani, bu sürecin 30 Haziran’a kadar tamamlanacağını belirtti. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ise, dünya güçleri ile nükleer program üzerinde bir anlaşmaya varmaları durumunda, bunun ABD ile ilişkilerin normalleşeceği anlamına gelmeyeceğini söyledi.

FRANSA: ANLAŞMA İÇİN DAHA YAPILMASI GEREKENLER VAR

Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, İran’la yapılan anlaşmanın tartışmasız şekilde olumlu gelişmeler içerdiğini söyledi. Fabius, bununla birlikte nihai anlaşma için daha yapılması gereken çok şey olduğunu ifade etti.

ALMANYA: BÜYÜK BİR ADIM ATTIK

Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, İran’ın nükleer programıyla ilgili varılan uzlaşmayı ‚büyük kararlı bir adım atıldığını‘ söyledi. Ortak açıklamanın yapılmasından sonra konuşan Steinmeier, „Kutlama yapmak için erken. Yine de çerçeveyi belirleyen uzlaşma ile anlaşmanın önünde 10 yıldır duran engelleri aşmış olduk.“ dedi.