Pazarcık’tan Dortmund’da uzanan yolculuk

01kubasikIrkçı terör örgütü NSU bundan 9 yıl önce 4 Nisan’da Dortmund’da Mehmet Kubaşık’ı, 6 Nisan’da da Kassel’de Halit Yozgat’ı katletti.

Mallinckrodt Caddesi üzerinde bulunan büfede katledilen Kubaşık henüz 39 yaşındaydı. Bir aile işletmesi olan büfede sabahları eşi Elif Kubaşık, öğleden sonra kızı Gamze, geceye kadar da Mehmet Kubaşık çalışıyordu.

Cinayetin işlendiği gün Elif Kubaşık’ın kızkardeşi İngiltere’den misafir geldiği için sabah büfeyi Mehmet Kubaşık açmıştı. Görgü tanıklarının ifadelerine göre saat 12.55’te kapıdan içeriye giren Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt, tezgahın arkasındaki Kubaşık’ı ateş açarak öldürmüşler. İlk kurşun isabet etmemiş. Ancak ardından gelen kurşunlar Kubaşık’ın hayatına son vermiş.

Kubaşık, saat 13.00’te dükkanda kanlar içinde bir müşteri tarafından bulunmuştu. Cinayetten sonra polisi arayarak ifade veren görgü yanığı Jelena Dzinic, 25 ve 30 yaşlarındaki iki kişiyi saat 12.30’da ve 12.50’de dükkanın yakınlarında gördüğünü söyledi. Birisinde bisiklet varmış. Üst-başları kirliymiş, uyuşturucu satanlara ya da Nazilere benziyorlarmış.

Dzinic, ilk ifadesinde gördüğü kişileri Nazilere benzediğini açıkça söylemesine rağmen  polis bunu dikkate almadı. Dzinic’in ifadesi üzerine robot resimler çizildi, yakındaki bankanın kamera kayıtlarına bakıldı. Görüntülerde sırt çantalı iki kişinin varlığı tespit edildi. Ancak bu görüntüler de bir işe yaramadı.

Cinayet sırasında bulunan Selier&Beliot marka kurşunlar yine aynı Çeska 83 tabancasından çıkmıştı. NSU tarafından hazırlanan “Almanya Turu” adlı filmde, Kubaşık cinayeti de yer alıyordu. Yine Zwickau’daki evde bulunan belgeler arasında Kubaşık’ın dükkanın bulunduğu Dortmund-Nord bölgesinin içinde olduğu işaretli haritalar  bulunmuştu. Cinayette Holger Gerlach adına “Caravanbetrieb Horn”dan kiralanmış bir karavan kullanılmıştı. Aynı arabayla yola devam eden katiller iki gün sonra Kassel’de Halit Yozgat’ı katledeceklerdi.

UMUDA YOLCULUK: PAZARCIK’TAN DORTMUND’A

Kahramanmaraş’ın Pazar ilçesi nüfusuna kayıtlı, Kürt – Alevi olan Mehmet Kubaşık’ın da çileli, yoksul bir hayatı vardı. Köyde tarla işlerinde çalıştı. Bir ara pamuk işletmesinde girdi. Türkiye’de insan hakları ihlallerinin yoğun olduğu, Kürtlere ve Alevilere baskıların arttığı bir dönemde, Mart 1991’de, askerlik görevini yaptıktan sonra eşi ve kızı Gamze’yle birlikte kaçak yollardan Almanya’ya gelerek iltica eden Kubaşık’ın kentteki devrimci-demokrat derneklerle de bağlantısı vardı.

İltica başvurusu kabul edince dostlarının yardımıyla Dortmund’da bir ev bularak, yurttan ayrıldı. Bu arada Almanya’da Ergün ve Mert adında iki de oğlu oldu. Değişik işlerde çalışarak geçimini sağlamaya çalıştı. 2004’te yaşadığı maddi sıkıntıları çözmek için ailesinin de desteğiyle Mallinckrodt Caddesi üzerinde bir büfe açtı. Zor yılların acısını çıkarırcasına artık mutlu günler geçiriyorlardı.

Elif Kubaşık o yılları “En güzel günlerim” diye anlatacaktı sonradan. Çünkü, 4 Nisan 2006’dan sonra ailenin hayatı artık hiç bir zaman eskisi gibi olmayacak şekilde sarsılacaktı.

Cinayet günü okuldan çıkan Gamze Kubaşık, eve giderken ailesinin işlettiği kioskun önünde acil yardım arabaları ve polisleri görünce şaşırdı. Dükkana yaklaşınca neler olduğunu hemen anladı, ama çok geç olmuştu.

Elif Kubaşık, evden çıkmış kreşe giden çocuğunu alarak parka girmişti. Kendisini telefonla arayan bir komşusu büfenin önünde polis arabalarının toplandığını söyleyince hemen oraya koşmuştu. Ne vat ki, “Müşterilerin birisinin başına belki bir şey gelmiştir” diye gittiği dükkanın önünde gözyaşları içinde kendisini yerlere atan kızı Gamze’yi bulunca şaşkına döner…  Eşi Mehmet’in vurulduğunu söylerler.

O güne kadar Dortmund’da mutlu, ortalama bir yaşam standardına sahip Kubaşık Ailesi için acılı günler başlar. Çünkü aile sadece babasını kaybetmekle kalmayacak, aynı zamanda suçlu ilan edilecekti.

Her cinayetten sonraki öldürüleni ve ailesini suçlama yöntemi Dortmund’da da devreye konuldu. Cinayetten bir gün sonra Elif Kubaşık ve kızı Gamze polis tarafından, taziye ziyaretine gelen yüzlerce insan arasından alınarak karakola götürüldü, saatlerce sorgulandı. Sürekli Mehmet Kubaşık’ın kim tarafından öldürülmüş olabileceği kendilerine soruldu. Elif ve Gamze için yanıtı olmayan sorulara yanıt vermek mümkün olmadı. Kimse akıllarına gelmedi, çünkü Mehmet’in canına kast edecek bir düşmanı yoktu, sevenleri çoktu.

Ama polis söylenenlerin hiç birisine inanmadı. Onlar için Mehmet Kubaşık da tıpkı kendisinden önce öldürülen diğer göçmen esnaflar gibi uyuşturucu, kara para, kadın ticareti gibi pis işlerle uğraşan biriydi ve bu yüzden öldürülmüş olmalıydı! Kürt-Alevi olduğu ve demokratik derneklere gittiği için uzun bir süre PKK’nın cinayetle bağlantısı da gündemde tutuldu.

Ailenin ekmek teknesi olan büfe cinayetten sonra kapandı. Gamze Kubaşık, çevrenin de yoğun baskısıyla girdiği depresyon nedeniyle bir yıl evden çıkmadı. Meslek eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Görgü tanığının başında kep olan bisikletli birisinin babasını öldürdüğü şeklinde verdiği tanıt ifadesi günlerce kulaklarına çınladı. Elif Kubaşık da, sokakta yürürken her an kendisine arkadan yaklaşan birisi tarafından öldürüleceği duygusuna kapıldı. Depresyona girdi, aylarca tedavi gördü.

Barbara John’un derlediği “Zaman yaralarımızı iyileştiremez/Unsere Wunden kann die Zeit nich heilen” kitabında başından geçenleri anlatan Elif Kubaşık, önemli bir ayrıntıyı daha anlatıyor: “Eşimin Naziler tarafından öldürüldüğü daha açığa çıkmadan önce Nazililer kentte bir gösteri yaptılar. Yürüyüş kolu gelip bizim evimizin önünde durdu. Balkonumuza doğru sloganlar attılar. Demek ki bizim orada oturduğumuzu biliyorlardı. Çocuklar o sırada komşudaydı. Duyunca koşarak eve geldiler, korumak için. Nazileri bizim evin önünde gördüğümde tam olarak inandım. Kocamı onlar öldürdü.” (Sayfa 117)

4 Kasım 2011’de Elif Kubaşık, Türkiye’deyken kızı Gamze Kubaşık telefonla arayarak, babasının Naziler tarafından öldürüldüğünü haber etmiş. Bu elbette diğer ailelerde olduğu gibi, aile üzerindeki ağır yükün kalkması anlamına geliyordu. Halbuki Elif ve Gamze Kubaşık, yıllardan beri değişik biçimlerde babalarının Neonaziler tarafından öldürülmüş olabileceğini dile getiriyordu, ancak polisler bunu hiç bir şekilde dikkate almıyordu.

Soruşturmayı yürüten polis birimi sistematik olarak Kubaşık ailesinin geride kalan fertlerine inanılmaz baskılar yapmış, cinayetin arkasında Neonazilerin olabileceği konusundaki bütün uyarıları göz ardı etmiş görünüyor.

Yücel Özdemir