DGB’de gerici saflaşma

Alman Sendikalar Birliği (DGB) içinde uzun bir süredir örgütlenme alanları ve yetkileri üzerine anlaşmazlıklar ve ciddi rekabetler olduğu biliniyordu. 14 Nisan günü bu sorun artık “belgelendi.”

DGB Başkanı Reiner Hoffmann, IG Metall Başkanı Detlef Wetzel, IG BCE Başkanı Michael Vassiliadis, IG BAU Başkanı Robert Feiger ve EVG Başkanı Alexander Kirchner, bir otele çağırdıkları “dört seçkin gazeteciye” imzaladıkları sözleşmeyi tanıttılar.

“GARİP BİR TOPLANTI”

Toplantıya çağrılan dört seçkin gazeteciden ikisi karşı karşıya kaldıkları tablonun garipliğini gazetelerine yansıttılar. Toplantıya bir gün önce telefonla çağrıldığını yazan SZ yazarı Detlef Esslinger izlenimini, “Bir gün önce telefonla çağrısı yapılan ama konusu hakkında doğru dürüst bilgisi verilmeyen Berlin’de bir otelde görüşme.  (…) Sonuçta buna basın toplantısı bile denemez. (…) DGB Başkanı Reiner Hoffmann ‘Sizleri . . . eee . . . sohbetimize katıldığınız için selamlıyorum’ sözleriyle bir etiket arayışındaydı. Yapılan şüphesiz bir basın toplantısı değildi” sözleriyle aktarıyor. Benzeri bir garipsemeyi TS gazetesi yazarı Alfons Frese’in haberinde de okumak mümkündü.

VER.Dİ’YE KARŞI BİRLİK Mİ?!

Basında çıkan haberlerde ve gazetemizin de elinde bulunan sözleşme metnine bakıldığında endüstri işkolu sendikaları ve hizmet sendikaları arasında kıyasıya bir rekabetin eşiğinde olunduğu anlaşılıyor. Wetzel’in toplantıdan aktarılan, “Artık lojistik firmalarının işi, otomobil şirketlerinin üretilen araçları trenlere yükleyip göndermeleriyle bitmiyor. Birçok işletmede üretimde kullanılan parçaları da lojistik firmaları makinelere, bantlara kadar getiriyorlar. Bu ve benzeri…” sözü işin özünü ortaya koyuyor.

IG Metall ve Ver.di sendikası özellikle BMW ve Airbus şirketlerinin anlaşma yaptığı lojistik firmalarda kimin örgütleneceği konusunda anlaşmazlıkları artık çatışmaya dönmüş durumda. Benzeri bir durum Doğu Almanya’nın değişik kentlerinde özelleştirilen su işletmelerinde yaşanıyor. Özelleştirilen şirketleri devralan enerji tekellerinde örgütlü olan IG BCE, buralarda önceden örgütlü olan Ver.di sendikasını dışlamak için kıyasıya bir rekabet içinde.

Doğal olarak gündeme gelen soru, “Ver.di sendikasına karşı birlik mi kuruluyor” oluyor. Ayrıca uzun bir süredir IG Metall sendikasının demiryolları sendikası EVG’yi, IG BCE’nin ise IG BAU sendikasını devralma planları olduğu biliniyor.

POLİTİK KONULARDA ANLAŞAMIYORLAR

Dört sendika tarafından imzalanan ve ilan edilen protokol aynı zamanda “diğerlerinden farklıyız” mesajını veriyor ki vermek için de söz konusu toplantı düzenlemiş anlaşılan. Nitekim bu tür protokoller normal koşullarda ilan edilmiyor.

Polis sendikası GdP bir yana Ver.di, GEW ve NGG bir tarafta diğer tarafta yukarıda adı geçen sendikalara bakıldığında bunların birçok politik konuda da anlaşamadıkları görülmekte. IG Metall, IG BCE ve EVG sendikaları uzun süre yasal asgari ücrete karşı çıktılar. Daha sonra IG Metall, IG BCE, IG BAU ve EVG “endüstriye ucuz enerji” ve bu kapsamda “kömür madenlerine teşvik” kampanyaları sürdürülüyor (her iki kampanyaya Ver.di sendikası son anda destek verme kararı aldı).

Fakat bugünlerde işçi ve emekçi örgütleri açısından en önemli olay, sermaye ve hükümetinin grev hakkını kısıtlama çabaları konusundaki görüş ayrılığı. DGB Kongresinde karar alınmasına karşı özellikle IG Metall ve IG BCE “TİS Birliği” yasa tasarısına destek verirken (IG BAU yasayla sorun görmüyor, EVG ise kendi aleyhine dönüşebileceğini düşündüğü bir maddenin değişmesini talep ediyor) Ver.di, GEW ve NGG sendikaları yasa tasarısına karşı imza kampanyası sürdürüyorlar.

ŞİMDİ NE OLACAK..?!

Dört sendikanın protokolü kamuoyuna yansıdıktan sonra GEW ve GdP sendikaları, “bizi özünde ilgilendirmiyor ama rekabeti azaltacak girişimi destekliyoruz” dediler. Ver.di sözcüsü, “haberimiz vardı, dışlanmamız söz konusu değil. Platforma davet edilmedik ama katılmak için bir çaba içine de girmedik” diyerek, “ o kadar da önemli değil” havası yaratmaya çalıştı. NGG bu konuda en açık davrandı ve “kısa süre de eyalet başkanlarıyla bir tele konferans yapıp tutumumuzu açıklayacağız” açıklamasını yaptı. Yani haberlerinin olmadığını böylece ilan ettiler.

Her ne kadar Ver.di kamuoyunda, “her şey yolunda” havasını yaymaya çalışsa da örgüt içinde adeta yeni bir muhabereye hazırlanılıyor. Sendikanın değişik branş ve grup toplantılarına katılan Ver.di Başkanı Frank Bsirske, “kamuoyunda toz kaldırmamıza gerek yok, topu düşük seviyede tutmakta fayda var. Ama inanın bana DGB Başkanlar Toplantısı’nda kıyamet kopacak, bundan hepiniz emin olabilirsiniz” diyor.

GERİCİ REKABET

Almanya’da sendikal örgütlülüğün genel düzeyi %18 -20 arası seyrediyor yani işçi ve emekçilerin %80’i örgütsüz bir durumda. Örgütsüz kesimleri örgütlemeye yönelik adımlar atmak yerine diğer sendikaların üyelerini “ayartmayı” tercih eden sendikaların girdikleri bu gerici rekabet işçi hareketine ağır darbeler vurmakta.

Nitekim bu gerici rekabette başarılı olmak için birçok sendika işi, işverenlerle birlikte çalışmaya kadar vardırıyorlar. Özelikle üretimin son aşamalarındaki lojistik alanındaki işçileri örgütleyebilmek için işverenlere düşük sözleşmeler teklif ediliyor. Buda işçi ve emekçilerin çalışma ve yaşam koşullarını düzeltmeyi hedefleyen “bir yarış” değil sermayenin ekmeğine yağ süren ve işbirlikçi sendikacılıkla sonuçlanan bir rekabet oluyor.

 

ANLAŞMAZLIKLAR NASIL ÇÖZÜLÜYOR

DGB üyeleri arasında sendikal rekabeti baştan engellemek için sendikalar arasında örgütlenme alanlarını belirlemek üzerine protokol imzalanması neredeyse bir gelenek haline geldi. Bunda garipsenecek bir durumda yok. Sonuçta 1949 yılında sendikaların yeniden kurulma aşamasında kapitalist üretim ve işkolları çok farklıydı. İlk yıllarda 20’e yakın olan işkolu sendikaları bir süre sonra 16’a düştü.

Bunda bir tarafta “işkolu” olarak geçen işkollarının iyice daralması bir etken olurken diğer yanda küçük sendikaların, sosyal demokrat geleneğe tipik bir dışa vurumu olan büyük bürokratik yapılarını kaldıramaz hale gelmeleri de bir etkendi.

En son aşama da bugün DGB’nin içinde 8 sendika bulunuyor. Bunların dördü kendilerini endüstri sendikası olarak tanımlarken diğer dördü ise hizmet sendikası olarak tanımlıyorlar. Buna rağmen polis sendikası GdP haricinde bütün sendikaların diğer sendikalarla kesiştiği alanlar bulunuyor. Örneğin otel çalışanlarını NGG örgütlediği olduğu gibi IG BAU sendikası da örgütleyebiliyor. Veya havaalanları ve uçaklarda Cockpit, UFO, GdF gibi meslek sendikaları bir yana Ver.di, IG BAU, NGG sendikaları aynı anda örgütleniyorlar.

Tekellerin birleşmesi veya farklı işkollarından şirketlerin birbirilerini yutması, yatırım firmalarının dört, beş değişik işkollarından işletmeleri devralması doğal olarak sendikaların örgütlenme planlarını da alt üst ediyor.

UZLAŞMA KOMİSYONLARI, DAVALAR…

Özellikle son 10 yıl içinde tekellerin ve büyük işletmeleri neredeyse hepsi lojistik, güvenlik ve kantin gibi bölümlerini taşeron firmalara devrettiler. Yine son yıllarda özellikle kiralık işçilerle ilgili toplu sözleşmelerin imzalanmasından sonra şirketler üretimlerinin değişik bölümlerini de taşeron firmalara devrediyorlar.

Kapitalist üretim tarzındaki bu gelişmelere sendikaların verdikleri yanıt sendikal rekabeti artırmak oldu. IG Metall ve Ver.di arasında çok şiddetli ve düşmanlık derecesine vardı denebilecek bir rekabet söz konusu. Her iki sendikanın başkanları iç direktiflerle “karşı sendikaya” karşı safların sıklaşmasını sağlamaya çalışıyor.

Öyle ki bazı sendikalar anlaşamadıkları için iş mahkemelerine başvurup hak aramaya kadar vardırdılar. Fakat bu tür anlaşmazlıkların mahkemelere yansıması DGB ve üye sendikaların imajları açısından da kötü olduğu artık sorunları çözmek için ek protokoller ve uzlaşma komisyonu devreye giriyor.