‚BANA ÖLÜM ŞARKISINI ÇAL UFAKLIK!‘

Esther Bejarano, bu 90 yaşında, 1.47 metre boyundaki yaşlı küçük kadın tutuklu kaldığı Auschwitz Toplama Kampı’nda da akerdeon çalıp şarkılar söylemişti… Faşizmden kurtuluşun 70. yıldönümünde yine sahneye çıktı, savaşa, ırkçılığa, mültecilere yönelik saldırılara ‚hayır‘ dedi.

Esther Bejarano, 1924 yılında Musevi bir sinagog müzisyeninin kızı Esther Loewy olarak doğdu. Çocukluğu Saarlouis, Saarbrücken ve Ulm’da geçti. babası sayesinde müziğe ilgi duydu, şarkı söyledi ve piyano çalmayı öğrendi. ‚Ufaklık‘ veya ‚Kırıntı/ekmek kırıntısı‘ derlerdi ona evde…
1941 yılında Naziler anne ve babasını öldürdüler ama ‚ufaklık‘ önce Fürstenwalde, daha sonra da Auschwitz Toplama Kampı’na gönderildiğinden ölümlerinden çok sonra haberdar oldu.
Naziler sol kolunun bileğine 41948 numarasını işleyerek, artık onu bir insan olmaktan çıkarmış, bir numara yapmışlardı.
Toplama kamplarında diğer birçok kadın gibi karın ağrısı ve vitaminsizlik nedeniyle büyük zorluklar çekti. Çoğu kadının bu hastalıklardan, ağrılar kurtulmak için kendini yüksek gerilimli kamp duvarlarına attığını gördü ama o yaşamak istiyordu…

MÜZİK SAYESİNDE HAYATTA KALDI
Yaşayabilmek için yalan söyledi; kampta bir kız orkestrası kurulmaya kalkışıldığında akerdeon çalabildiği yalanını uydurdu… Provaya çağrıldı, testten geçirildi, Bel Ami adlı aşk şarkısını çalması istendi. Kulağında kalmıştı şarkının müziği, tuşları denk gtirdi ve Auschwitz Kız Orkestrası’nın bir parçası oldu. Artık, taş taşımasına, zorlu işler yapmasına gerek yoktu, tutuklular ve tutuklayanlar için müzik yapıyordu…
Avrupa’nın birçok yerinden trenlerle insanlar getiriliyordu kampa, trenden iner inmez gaz odalarına öldürülmeye gönderiliyorlardı. İşte o sırada kız orkestrası onlar için neşeli şarkıar çalıyor söylüyordu. Bu kadar neşe içerisinde ölüme gönderilecekleri akıllarının ucundan bile geçmediği için gülümseyerek el sallıyorlardı yürürken yeni gelenler… Ölüm şarkısını çalıyordu Esther gözyaşlarını içine akıtarak.
Babaannesi Hristiyan olduğu için, dörtte bir Ari ırktan sayıldı ve Ravensbrück Toplama Kampı’na gönderildi. Savaşın bitmesine çok az kala da diğer tutsaklarla birlikte ölüm yürüyüşüne gönderildi. Yol boyunca birkaç kız arkadaşıyla kaçmayı başardı.
Savaş bittiğinde 8 Mayıs 1945’te Mecklenburg Vorpommern’in Lübz kasabasındaydı. Kocaman bir Hitler tablosu yakılıyor, SSCB ve ABD’li subaylar Auschwitz Toplama Kampı’ndan kurtarılan cılız kızlarla dans ediyorlardı. Esther, akerdeon çalmaktaydı onlara…
Kurtuluştan sonra, anne ve babasının Litvanya’da öldürüldüğünü ve kitlesel bir mezarlıkta gömülü olduğunu öğrendi. Kız kardeşi de Almanya-İsviçre sınırında kurşuna dizilmişti. Allaha inancını ise çoktan yitirmişti Esther, ‚Auschwitz’de olanlara izin veren bir Allah’a inanmak mümkün müydü?‘

FAŞİZM İNSANLIK SUÇUDUR
Savaştan sonra Filistin’e göç etti. Orada da boş durmadı, İsrail’in Filistinlilere karşı yaptıklarını korolara katılarak kınadı, teşhir etti. 1960 yılında Almanya’ya dönmeye karar verdi. Hamburg’a yerleştiler. Savaş sırasında yaşadıklarını kimseye anlatmadı, eşine, çocuklarına bile… ‚Onlara acı vermek, kendi sorunlarımla uğraştırmak istemiyordum‘ diye açıkladı o dönemini.
Konrad Adenauer’in Nürnberg Irkçı Yasaları’nı kaleme alan Globke ile nasıl ortak çalıştığını görse de, doktoru, Auschwitz’de çektiklerinden dolayı sinir hastası olduğu ve böbrek sancısı çektiği için tazminat talep etmesini tavsiye etse de. yaşadıklarını anlatmayı reddetti.
Sonra bir gün Hamburg’da açtığı butiğin önünde bir Nazi eylemi yapılır. Naziler ırkçı, insanlık dışı sloganlar ve konuşmalarla yürümeye kalkıştıklarında Esther polis çağırır ve eylemi yasaklamasını ister. Polis ise gülererk ’neden?‘ der. ‚Auschwitz’i yaşadım, Nazilerin neler yaptıklarını biliyorum!‘ cevabını verir. Polisin cevabı ise Rusya’da da toplama kamplarının olduğu, meselenin abartılmaması gerektiği şeklindedir. İşte o gün Esther Bejarano, yaşadıklarını anlatmaya, her türlü ırkçılık karşıtı eyleme katılmaya başlar. ‚Unutmamak için, affetmemek için!‘
‚Faşizm bir düşünce değil insanlık suçu‘ olduğu için konuşması gerektiğini kavramıştır artık… VVN’e üye olur, Auschwitz Komitesi’ni kurar, kitaplar yazmaya, şarkılar söylemeye, okul okul dolaşıp bilgi vermeye başlar. Amacı dini ve etnik farklılıklara rağmen barış içinde yaşanabileceğini göstermektir insanlara… Farklılıkları uzlaşmaz çelişki haline getirenlerin savaşlardan çatışmalardan kar sağlayanlar, servetlerini arttıranlar olduğunu deşifre etmektir. Hiçbir dinin, ırkın diğerinden üstün, diğerinden iyi olmadığını beyinlere yerleştirmek için çabalar durur.

KENDİNİ HİTLER DÖNEMİYLE SINIRLANDIRMADI
Bejarano, kendini 1933-1945’le sınırlandırmaz. İsrail’de Filistin’e karşı baskıya da direnmiştir. İsrail politikasını felaket olarak niteler. Netanyahu bir faşisttir onun için. Hamburg Yahudi Cemaati üyesi olmasına rağmen, İsrail karşıtı düşünceleri nedeniyle onlar arasında hala şarkılarını söyleyemez.
Ama gençler arasında şarkılarını söyler. Kuşakları faşizme karşı birleştiren toplantılarda Mikrophon Mafia grubu ile, biri Müslüman, diğeri Hristiyan iki müzisyenle, ‚Savaşa ve Faşizme hayır!‘ der.
8 Mayıs 2015’te de sahnedeydi Esther Bejarano, Mikrophon Mafia ile Avanti Popolo’yu, Çav Bella’yı söyledi. 90 yaşında, uslanmadan, defalarca ödül verilmeye kalkılmasına rağmen yönetenlere entegre olmadan…
‚Kapitalizmin ölümüne çok az kaldı. Açlığa, savaşlara, zulme yol açan bir sistem yıkılmalı…‘ diyen bu 1.47 metre boyundaki küçük yaşlı kadın kendi ölümünden de korkmuyor. ‚Şarkılarım ve filmlerimle yaşayacağım nasıl olsa‘ diyor. Yaşayacak da…
70. Kurtuluş Yıldönümü ve Esther
8 Mayıs 1945, saat 23.45, yer Berlin’in Karlshorst semti. Alman Silahlı Kuvvetleri Yüksek Komutanlığı Kurmay Başkanı Mareşal Wilhelm Keitel, Almanya’nın kayıtsız şartsız teslim olduğu anlaşmayı imzalıyor. Auschwitz toplama kampından canlı kurtulmayı başaran 90 yaşındaki Esther Bejarano, Almanya için „yeni bir sayfa“nın 8 Mayıs’tan da önce açıldığını söylüyor. Ona göre, yeni sayfa, Nisan ayı sonunda Rus ve Amerikan askerleri Almanya’ya girdiğinde açıldı. Çünkü onlar sevinç gösterileri ile karşılanırken Hitler’in de bir resmi yakılmıştı. Bu gösteriye tüm Almanya’daki Yahudi avından kaçmayı başaran iki kız da katılmıştı. Onlardan biri kendisiydi. Esther Bejarano „Herkes bu resmin etrafında dans ediyordu ve ben de müzikle eşlik ediyordum. İşte o gün ben özgürlüğüme kavuştum. O gün artık özgür olduğumuzu biliyorduk“ diye konuşuyor.